Calvino’nun Düşleri
29 Nisan 2018 Edebiyat Kültür Sanat

Calvino’nun Düşleri


Twitter'da Paylaş
0

Masalın ve gerçeğin en güzel manzaralarında mutluluğu bulmuş başıboş bir gezgin gibi kayboldum orda.
Sedat Sezgin

Bir oku sonsuz bir güçle gökyüzüne doğru fırlatırsak ve uzay zamanda herhangi bir engele takılmayacağını varsayarsak, bu okun sonsuza dek yol alacağı, evrenin bir sonu var ise, bu okun mutlaka evrenin bitişini sağlayan bu duvara ya da bu engele çarpacağı ya da saplanacağı kabul edilir. Lisede, uzay geometrisi dersinde, kırklı yaşlarında bir öğretmenin ağzından hemen hemen buna benzer cümleleri ilk duyduğumda, itiraf ediyorum, kelimenin tam anlamıyla dehşete düşmüştüm. Zira varsa içinde yaşadığımız bu sonsuz büyüklükteki evrenin bir sonu, okumla gidip ta duvarına saplanıp kalmıştım. Düşün sınırsız gücü. Düşün, fantezinin gücüne hiçbir teknolojinin yetişemeyeceğini bu örnekle kesinkes anlamıştım. Hafta içi en yakın kentte okul, hafta sonu köy...

Dicle’nin kollarından birine birkaç kilometre mesafede olan bu köyde, toprak dam ve kerpiç duvarlar arasında hayal gücünün sınırsız imkânlarına kavuşmuştum, âdeta bu örnek sayesinde. Ama ne yazık ki ne matematikte ne de geometride iyi bir öğrenciydim. Dershanelerin moda olduğu o dönemlerde, parasızlıktan gidemedim ve hızım hiçbir zaman dershaneyi ikinci okulu gibi gören arkadaşlarıma yetişemedi, gittikçe geriledim, battıkça battım, hatta matematik dersi yüzünden liseyi bir dönem sınıfımdakilerden geç bitirdim. Bu yarı itirafla anlatmak istediklerim elbette ki ben değilim, bugüne tekrar geri dönmemim tek nedenidir Calvino’nu düşleri... Her şey kentlerin kent olmanın suretinden başka suretlere girmek istemesiyle başlar. Aşklar, ayrılıklar, rüyalar, krallar, kraliçeler, prensesler, kehribarlar, zümrütler, elmaslar… Bundan sonrası kurgulara, düşlere, fantezilere ve vesairelere dönüşür. Gerçek, tüm bu adını saydıklarımızın ve sayamadıklarımızın kurgusu değil midir zaten, ya da tam tersi: hayaller, fanteziler, sanrılar dediğimiz bu şeylerin belki de gerçeğin tam da kendisi olması.

Calvino, Venedikli gezgin Marco Polo ile Tatar hükümdarı Kubilay Han anlatısından kurgular Görünmez Kentler’i. Marco Polo, Uzak Doğu’ya gitti mi sahiden? Anlatmış olduğu tüm o gerçek dışı şeyleri gördü mü? En azından Avrupalıların gözünde gerçek olmayacak kadar masalsıydı, Marco’nun hikâyeleri. Belki de hiç gitmedi o uzak diyarlara bu gezgin ve Kubilay Han’ı da hiç tanımadı. Masası başında oturmuş, daha önce duyduklarını ve okuduklarını kurgulayarak ve başka kılıklara sokarak kâğıda döktü her şeyi. Ya da kim bilir, belki de yalnızca düşlediklerini yazdı Marco Polo, okun yaydan fırlaması misali. Yine de Calvino’nun Görünmez Kentler’i çöp karıştıran, buldukları paslanmış kırık eşya, kumaş ve kâğıt parçalarını bir arada toplayan, kötü bir şaraptan birkaç fırt çekip zilzurna sarhoş olmuş, doğunun tüm hazinelerinin karşılarında parladığını gören, kendini Kubilay Han ve Marco Polo sanan iki meczup arasında da geçiyor olabilir. “Tüm amblemleri tanıdığım gün,” diye sordu Marco’ya Kubilay Han, “imparatorluğuma sahip olabilecek miyim nihayet?” Venedikli: “Hiç heveslenme Hünkârım: o gün sen kendin amblemler arsında amblem olacaksın.”]

Kubilay Han, altın ve zümrüt işlemeli tahtında oturmuş, Marco Polo’dan imparatorluğundaki değil yalnızca, gezip gördüğü tüm kentleri anlatmasını ister. Bizi uçsuz bucaksız ve zamansız bir yolculuğa çıkaran Marco mu yoksa Calvino mu, ya da şu iki sarhoş mu bilinmez artık. Kentler kadınlara, kadınlar kentlere dönüşür. Gerçek düşlere, düşler gerçeğe… Bundan böyle neyin gerçek, neyin fantezi olduğu asla kestirilemez; her şey o kadar iç içedir çünkü. Görünmez Kentler üzerine yazılacak ve çizilecek daha çok şey var. Benim için bir oktan daha da fazlasıdır. Masalın ve gerçeğin en güzel manzaralarında mutluluğu bulmuş başıboş bir gezgin gibi kayboldum orda. Yazarın bu kitabı için, “Hiçbir türe girmeyen bir eser” demek daha yerinde bir tanım olurdu muhtemelen. Yine de şiir ya da resim olmayan tek bir satırı bile yoktur ve düzyazının en güzel örneklerindendir ayrıca.

 İtalo Calvino, Görünmez Kentler, Çeviren: Işıl Saatçıoğlu, YKY


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR