Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

13 Temmuz 2022

Edebiyat

D. H. Lawrence "Tilki" Öyküsü Üzerine bir İnceleme

Irmak Erkan

Paylaş

0

0


Lawrence metnin finalinde, okuru mutsuz etmekten hiç de çekinmeden, romantizmin ve aşkın karanlık yüzünü okurun (özellikle evlilik hayali kuran genç kızların) yüzüne vuruverir.

Öykümüz kırsalda, bir köyde geçiyor. Yazar bizi birlikte aynı evde yaşayan iki kız ile tanıştırıyor. Benford ve March. Birlikte tavuk yetiştirmeye, kıt kanaat geçinmeye çalışıyorlar. Önlerinde çeşitli engeller var, tavukların verimli ürememeleri, büyük baş hayvanları kaybetmeleri, savaşın getirdiği yokluk gibi... Ancak en temel sorunları başlarına musallat olacak ve her ziyaretinde tavukları kıskıvrak yakalayacak olan tilkidir.

Lawrence öyküde tilkiyi bir metafor olarak kullanıp aslında irdelemeyi çok sevdiği cinsellik meselesini işliyor. Tilkiyi ilk March görüyor. İlk yakından karşılaşmalarında kadının tilkiyi öldürüp yok etmek yerine hayvandan etkilendiğini görüyoruz. Tilki (hikâyedeki hayvan erkektir) biçimsel göz alıcılığı ile ama daha çok sinsiliği, korkusuzluğu ve arsızlığı ile, yarattığı aura ile kadının ilgisini çekmiş gibidir.

"Derken gözlerini indirdi ve ansızın tilkiyi gördü. (…)  Ve onu tanıdı. March tutulmuştu. Tilkinin onu tanıdığını anlamıştı. Gözleri karşılaşırken ruhu onu yüz üstü bıraktı. Oysa tilki içini okumuş ve gözü korkmamıştı.

March neye uğradığını şaşırdı kendini güçlükle topladı ve tilkinin yerdeki küçük dalların üstünden ağır ağır atlayarak küçük arsız hoplamalarla uzaklaştığını gördü."

Tilki yakalandığında ise fiziksel özellikleri bir erkek bedenine benzetilir. March inatla ve ısrarla hayvanın burnu (aslında penisi) ile ilgilenir:

"Tilkinin başını tutan March şaşkınca dikiliyordu. Hayvanın uzun, güzel burnuna hayret ediyor, hayret ediyor, hayret ediyordu. Nedense bir kaşık ya da ıspatulayı hatırlatıyordu bu burun. March onu anlayamadığını seziyordu. Hayvan ona yabancıydı. Anlaşılmazdı. Menzilinin dışındaydı. Buzdan iplikler gibi harikulade gümüş bıyıkları vardı. Ve içinde tüyler olan sivri kulakları. Fakat asıl o kaşığa benzer uzun, uzun ince burun!"  

Tilki ile ilk karşılaşan ve ondan etkilenen March aynı zamanda çiftliklerine ziyarete gelen Henry’den de etkilenecektir. Lawrence kahramanı Henry’yi tilkiye benzetmek için onu bir asker, bir avcı olarak düşünmüş. Nitekim Henry de March’ı nasıl elde edebileceğini kendi kendine tasarlarken iç güdüleri ile hareket eden bir hayvan gibidir. Henry’nin aşka bakışı, kadını arzulayan erkeğin dünyasının karanlık yönlerini de yansıtır. Lawrence av ve avcı metaforunu erkeğin gözünden cinselliğin bir çözümlemesine dönüştürür:

"Ava çıkıyorsanız ne istediğinizden çok nasıl hissettiğiniz önemliydi. Sinsi kurnaz ve mutlak anlamda ölümüne hazır olmalıydınız. Alın yazısı haline gelir bu. Kendi yazgınız sizi ele geçirir ve avlayacağınız geyiğin yazgısını belirler. Her şeyden önce siz av ile karşılaşmadan önce hipnotizmaya benzer tuhaf bir savaş başlar. Avcı olarak ruhunuz sizden çıkıp geyiğin ruhuna yapışır ve bu siz herhangi bir geyiği görmeden olur. Ve geyiğin ruhu kurtulmak için mücadele verir. Bu geyik sizin kokunuzu almadan olur. Görünmezlikte cereyan eden gizli, derin bir savaştır bu. Ve bu savaş mermi hedefini bulmadan asla sona ermez. Kendinizi gerçekten doğru gerilim noktasına kadar kurduğunuzda ve sonunda avınız menzile girdiğinde yaptığınız atış şişeye ateş etmeye benzemez. Burada sizin iradeniz mermiyi alıp avınızın kalbine saplar. Merminizin hedefe gidişi sizin yazgınızın avınızın yazgısına doğru ilerleyişinden başka bir şey değildir. Bu büyük bir dileğin, karşı konulmaz bir irade gösterisinin gerçekleşmesine benzer, zekice bir manevraya değil."

Nitekim Lawrence yaptığı metaforu açıklar da:

"Henry özünde bir avcıydı, bir çiftçi ya da bir ordu birliğine tıkılıp kalmış bir asker değil. Nitekim March’ı bir av gibi indirmeyi, onu karısı yapmayı genç bir avcı ruhuyla istiyordu."

Ancak Lawrence’ın bu öyküsünden onun dünyasının bütünüyle kötücül olduğu sonucunu çıkarmak da doğru olmaz. Henry’nin March’a sahip olma arzusunda zor kullanma ya da şiddet ima edilmez hiç. Aslında bu arzu erkekçe bir var olma meselesidir. Henry March’ı elde ederse var olabildiğine, bu şekilde cinsel kimliğini yaşatabileceğine inanır. Henry Banford’a ise kadın değil, alt etmesi gereken bir rakip hatta bir erkek gözü ile bakar. İki kadının da çıplak bedenlerini gözünde canlandırırken March’ı daha dişi ve çekici Banford’u ise daha erkeksi ve daha az çekici olarak hayal eder. Henry’nin hayalinde March’ın göğüsleri daha büyük ve biçimli, Banford’unkiler içe küçük ve çelimsizdir.

Lawrence duygularına ve kendine karşı dürüsttür, kendini sansürlemeden ve aksine karanlık dünyasının içinde dolanarak, turlayarak yazar. "Tilki" adlı uzun öyküde alışılagelmişin dışında bir işe soyunup erkeğin daha düz ve mekanik olduğuna inanılan arzularını (şüphesiz önce kendisinden yola çıkarak) anlamaya, tanımaya uğraşır. Aslında erkek (penis) işgalcidir. Geldiği mekânda kendine yer edinmeye çalışır, mevcut düzeni bozar ve değiştirir. Bu bağlamda girdiği yeni çevrede huzursuz ve rahatsız edicidir. Lawrence Henry, Benford’un ölümüne sebep olurken öyle ikircikli bir durum yaratır ki delikanlının ne tamamen masum ne de bir katil olduğunu söyleyebiliriz. Olsa olsa usta bir avcı, iyi bir oyun kurucudur. Bu sahnede Henry ağaç kesmek için hazırlanmış, baltayı ağaca saplamak üzeredir. Rakibi Banford’a çekilmesi için fırsat verir hatta onu açık açık uyarır, zira ağacın gövdesi kadının üzerine düşme riski taşımaktadır, ancak kadın Henry’ye karşı erkeksi bir inat ve rekabet geliştirir. Bu "erkekçe işi" Henry’den öğrenecek değildir, ondan fazla bilgi ve deneyime sahipmiş gibi uyarısını görmezden gelir. Henry ile Benford barbekü öncesi ateş yakmaya uğraşırken, birbirine ahkâm kesen iki erkeği andırırlar. Ancak bu erkek oyununa çekilerek tuzağa düşen Banford olmuştur. Banford aslına bakılırsa metinde erkek rolünü oynamayı kabul ederek Henry’nin karşısında baştan yenilmiştir.

Peki neden Henry öykünün sonunda tüm istediklerini elde ettiği halde mutlu olamaz? Metni dikkatle okuduğumuzda Henry March’ı her arzuladığında evlilikten de bahsettiğini görürüz. Oysa bir avcıdan avını o an elde etmek istemesi beklenmez miydi? Neden Henry daha ileriye yönelik bir plan olan evliliğin peşinde? Neden March’a o an sahip olmanın hayalini kurmuyor? Çünkü Lawrence okuru acı finale hazırlamak istiyor. İlk anda okur yeni evli çiftin mutsuz olmasını yadırgar. Ancak aslında Benford’un öngörüsünün gerçekleşmiş olduğunu görürüz. Benford March’ı uyarmış, Henry’nin önce kendisinin, sonra da March’ın hakkından geleceğini söylemiştir. Aslında Henry, Benford’un dediği gibi iki kadını da ele geçirir. İkisinin de bedenlerine sahip olması aslında ikisini de öldürdüğü anlamına gelir. (Banford’u somut bir şekilde öldürürken March’ı evlenerek öldürür. March için hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktır, o artık mutsuzluğa mahkûmdur.) Eğer Henry March’a sahip olmuş, onunla geçici ve kısa süreli bir ilişki kurmuş olsaydı ona şimdi yaptığı kadar zarar veremezdi.

Lawrence metnin finalinde, okuru mutsuz etmekten hiç de çekinmeden, romantizmin ve aşkın karanlık yüzünü okurun (özellikle evlilik hayali kuran genç kızların) yüzüne vuruverir. Henry (erkek) March’dan (kadından) kendisine mutlak sadakat ve itaat göstermesini bekler. Onu huzura kavuşturmak bahanesi ile uyutmanın, bilincini söküp almanın peşindedir. Çünkü Henry’nin kendi hayatını var etmesi ancak March’ın kendi hayatından vazgeçmesiyle mümkündür.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Mehmed Uzun: Küllerinden doğan dil ve ..Şeyhmus Diken
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

1 Aralık 2025

İstanbul’da Unutulmuş 7 Mimari Mirası

İstanbul’u gezerken gözünüz hep büyük camilere, saraylara, köprülere kayıyor olabilir. Ama bu şehrin ara sokaklarında, tepelerinde ve karanlık köşelerinde öyle yapılar duruyor ki… Tarihin sessizce nefes aldığı, çoğu kişinin fark etmediği bir mimari mirasla karşıl..

Devamı..

Sibel Türker'in Kadın Karakterleri: Gü..

Şule Kaynar

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024