Kuzuların Sessizliği Neden Feminist Bir Filmdir?
3 Ağustos 2017 Kültür Sanat Sinema

Kuzuların Sessizliği Neden Feminist Bir Filmdir?


Twitter'da Paylaş
0

Her şeyden öte, Kuzuların Sessizliği bir kadının sürekli olarak erkekler tarafından izlenmesinin nasıl bir şey olduğunu gösteren bir film.

Kuzuların Sessizliği filmi bundan tam yirmi beş yıl önce Oscar ödülünü kazandı ve sinema tarihinde aynı anda beş ana dalda ödül alan üçüncü film oldu: En iyi film, en iyi yönetmen, en iyi kadın oyuncu, en iyi erkek oyuncu ve en iyi senaryo uyarlaması.

Anthony Hopkins’in oynadığı Hannibal Lecter karakteri büyük bir ilgi gördü ve serinin devam filmleri olan Hannibal ve Kızıl Ejder’de bu ilgiyi artırdı ve bir “süper star”a dönüştü. Aslında bu karakter Thomas Harris’in üçlemesinde doğmadı. Bundan önce 1986 yılındaki İnsan Avcısı filminde Brian Cox tarafından da canlandırıldı. Fakat Hopkins’in karakteri yorumlayışı onu diğer karizmatik, sadist kötü karakterlerden ayırdı.

Kuzuların Sessizliği sinema

Fakat bu yazıda Lecter’dan değil, onun cesur, zeki ama bir o kadar da korunmasız genç ortağından bahsedeceğiz. Jodie Foster’ın hayat verdiği Clarice Starling birçok yönden oldukça radikal bir karakter. Filmin vizyona girmesinin üstünden çeyrek asır geçmiş olmasına rağmen bu özelliğini hâlâ koruyor.

Kuzuların Sessizliği filminin çarpıcı yönlerinden biri yönetmen Jonathan Demme ve senarist Ted Tally’nin Starling karakterini ve onun düzenli dünyasını yaratırken gösterdikleri ilgiden kaynaklanıyor. Filmin başında acemi bir FBI ajanı ormanlık alandaki eğitim yerine ağır adımlarla gidiyor. Yönetmen Demme, bazı uzun sahneleri Quantico’daki gerçek FBI akademisinde çekiyor, böylelikle seyirciler de Starling’in meslektaşlarının kâğıt işlerini yaparken, kahve içerken, atış talimi yaparken izleyebiliyor. Güvenlik kuvvetleri hakkında çekilen birçok filmde başına buyruk bir ana karakter vardır. Ya James Bond gibi kuralları yıkan ajanlarla ya da Jason Bourne gibi kötü eğitmenlere karşı çıkanlarla sık sık karşılaşırız. Fakat Kuzuların Sessizliği, FBI yöntemlerine karşı derin bir saygı duyuyor ve tabii ki aynı şekilde Starling karakteri de. Bu karakter asi değil. Sezgilere ya da şansa bel bağlamıyor. Aksine kendisi akıllı ve her şeyi kuralına uygun ve üstlerinin cesaretlendirmesiyle yaparak başarıya ulaşan, kendini işine adamış bir profesyonel. Diğer Hollywood kahramanlarının kaçı ona benziyor ki?

Kuzuların Sessizliği Jodie Foster Anthony Hopkins

Erkekler Kulübü

FBI’ın Davranış Bilimi Bölümü başkanı Jack Crawford (Scott Glenn) Starlin’i Lecter’la tanışması için cezai ehliyeti olmayanların kaldığı Baltimore Hastanesi’ndeki hücresine yolladığında, yönetmen Demme de bizi kadın kahramanımızın sakin alanından rokoko tarzına, güvenilirliğinden kâbus gibi bir kurguya, dedektif hikâyesinden korku filmine götürüyor. Bu süreçte Demme, Lecter’a sinema tarihinin en güzel girişlerinden birini yaptırıyor. Hastanenin sırnaşık müdürü Dr. Chilton (Anthony Heald), Lecter’ın bir hemşirenin dilini nasıl yediğine dair mide bulandırıcı bir olayı anlatıyor. Bu sırada doktor ve Starling merdivenlerden ve koridorlardan geçerek modern ofis mekânından bodrum katındaki loş zindana ilerliyor.

Aslında Lecter’ı görmeden önce ondan korkmaya başlıyoruz ve Hopkins de heykelmiş gibi duruşuyla, donuk bakışlarıyla, alaycı ve cansız sesiyle bu beklentilerimizin ötesine geçiyor. Eminim bu sahnede herkes keşke Starling ve onun arasındaki cam biraz daha kalın olsaymış diye düşünmüştür.

Bu ikilinin ilk karşılaşmasında Lecter, Starling’in yetiştirilme tarzı hakkında tahminlerde bulunuyor. İkinci karşılaşmada Crawford’un onu “cinsel olarak isteyip istemediğini” soruyor. Üçüncüde ise Starling’in annesinin kuzeni tarafından cinsel istismara uğradığı düşüncesi Lecter’ın ağzını sulandırıyor. Daha sonra Buffalo Bill (Ted Levine) isimli başka bir seri katil tarafından kızı kaçırılan ABD senato üyesinden bahsediyor ve yine küstah erkek çocuğuna dönüşüyor, bebek emzirmenin memelere ne gibi etkisi olduğunu anlatıyor.

Jodie Foser Kuzuların Sessizliği

Rol Model

Starling’in morali ve sinirleri kolay kolay bozulmuyor. Lecter’ın cinsel mesaj içeren şakalarından birine “Bu beni ilgilendirmiyor” diye cevap veriyor ve onu, kendisine menisini fırlatan deli adamlardan birine benzetiyor. Aslında doğru bir noktaya değiniyor. Lecter’ın erkek şovenizmi, akıl hastanesinde kalan diğer hemcinslerinden daha sofistike bir formu ortaya çıkarıyor. Ama Demme ve Tally bizi Lecter ve menisini fırlatan adam arasında pek de bir fark olmadığı konusunda ikna ediyor.

Film boyunca işini yapmaya çalışan genç bir kadını, Starling’i izliyoruz. Etrafındaki farklı tipten erkeklere (sırnaşık Dr. Chilton, akıl danıştığı böcek bilimci) katlanmak zorunda kalıyor. Neyse ki hiçbiriyle bir ilişki yaşamıyor. Demme bize Starling’in yürüdüğü ve koştuğu sahneleri de sıklıkla gösteriyor. Buradaki amaç bir yolda giderken kafasını nasıl döndürdüğünü göstermek. Çünkü her şeyden öte, Kuzuların Sessizliği bir kadının sürekli olarak erkekler tarafından izlenmesinin nasıl bir şey olduğunu gösteren bir film. Örneğin, Buffalo Bill’in kadın komşusunu izlerken seri katil olması bir tesadüf değil. Demme aynı anda hem kan dondurucu bir gerilim filmi hem de cinsel şiddete ve erkek şiddetine uğrayan mücadeleci bir feministin açıklamasını çekmeyi başarmış.

Kuzuların Sessizliği Jodie Foster Anthony Hopkins

Filmdeki en düzgün adam ise Starling’in patronu Crawford. Kendisi kahramanımıza cinsel imalarda bulunmayan tek kişi. Fakat o bile her an cinsiyetçi olma potansiyeline sahip. Buffalo Bill’in son kurbanının vücudunu incelerken Starling onu yerel polislerin önünde kendisini küçük gördüğü için azarlıyor ve polislerin nasıl davranacaklarını ondan öğrendiklerini söylüyor. Bunun önemli olduğunu belirtiyor. Ardından Starling’i dinozor iskeletleriyle dolu bir müzede görüyoruz. Bu sahnedeki amaç Crawford’un birçok erkeğe göre gelişime daha açık olduğunu ama Starling’le kıyaslandığında tam bir dinozor olduğunu göstermek olabilir.

Demme ve ekibi, bu filmin yeni kadın kahramanların kendini beğenmiş, adam öldürmeye meyilli tipler olmasından ziyade akıllı, özgür ve topluma ilham veren kişiler olmasına yol açmasını amaçlamış. Çünkü kadın düşmanı dinozorların nesli henüz tükenmedi.

Kuzuların Sessizliği Anthony Hopkins Jodie Foster

Çeviren: Deniz Saldıran

(BBC Culture)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR