Dan Brown’ı Yaşayan En Gözde Yazarlardan Biri Yapan 9 Neden

Dan Brown’ı Yaşayan En Gözde Yazarlardan Biri Yapan 9 Neden


Twitter'da Paylaş
0

İlk bakışta, Brown’ın yaşayan en önemli yazarlardan olduğu iddiası abartılı gelebilir. Akademisyenler de Da Vinci Şifresi ya da Cehennem gibi popüler macera kitaplarının yazarını Nobel ödüllü ustalarla birlikte andığımız için aklımızı kaçırdığımızı düşünebilir. Fakat edebiyat uzmanları, tarihçiler, eleştirmenler ne derse desin, Dan Brown’ın tarzı dünya çapındaki milyonlarca insanın dikkatini çekiyor ve elli iki dilde iki yüz milyondan fazla kopya satıyor.

Dan Brown’ın tarihi bilgiler, entrikalar ve resimlere, kitaplara, yapıtlara, hükümet binalarına gizlenmiş eski kodlar ve sembollerle dolu kitapları günlük hayatta hafife aldığımız birçok şeyin gizli bir anlam taşıdığını anlatıyor. Bir resmin sadece bir resim olmadığını ya da bir binadaki bir işlemenin dekordan ibaret olmayabileceğini gösteriyor. Modern hayatın koşuşturmacasında birçoğumuz etrafımızda gördüklerimizin derinine inmiyoruz, sadece yüzeylere bakıyoruz. Hatta bazılarımız “Neden bakayım ki ne fark edecek?” diye düşünüyor. Evet, gördüklerimizin derinine inmek ödemeniz gereken fatura tutarlarını düşürmeyecek belki. Fakat şiir, mit, din ve felsefenin gittikçe soyutlaştığı bir toplumda örneğin Amerika’da her on kişiden biri depresyon tedavisi görüyor. Yüz yüze etkileşimler, temaslar azalıyor. İlişkiler sosyal medya düzeyine indiriliyor. Sonra da insanlar doğal olarak “Hayatın anlamı ne” diye sorguluyorlar. O halde, belki de bir şeylerin derinine inmemizin zamanı gelmiştir.

Derine inme konusunda bu kadar başarılı olan ve toplumun geniş bir kesimini etkileyen Dan Brown’ın diğer önemli yönlerine de bakalım:

Dante vurgusu: T.S. Eliot bir yazısında, “Dante ve Shekaspeare modern dünyayı ikiye bölmüştür. Bunların dışında bir üçüncü kişi yoktur” diyor. Shakespeare birçoğumuzun aşina olduğu bir isim olsa da on dördüncü yüzyıl İtalyan şairi Dante Alighieri pek tanınmaz. Brown’ın Cehennem romanı Dante’nin İlahi Komedya’sının ilk bölümünden etkileniyor ve onu dünyada milyonlarca insana tanıtıyor.

Kültürel okuryazarlık: Brown’ın bilim, tarih, sanat ve coğrafya bilgileriyle döşeli anlatıları Leonardo Da Vinci, İsa, Vatikan, Louvre Müzesi, noetik bilim, Masonluk gibi çok farklı konularda farkındalık yaratıyor. Cehennem romanında da okurun hayal gücünü bir kez daha canlandırıyor ve Michelangelo, Thomas Malthus gibi insanlar hakkında bilgi sahibi olmaya teşvik ediyor.

Ekonomik Canlanma: New York Times’a göre yayıncıların 2011’deki net geliri on dört milyarken, 2012’de bu sayı 15 milyara yükseliyor. Bu fark yayıncılık dünyası için büyük bir değişim. Dan Brown’ın kitapları da milyonlar satıyor, sonuç olarak kitapçılarda ve internet üzerindeki satışlarda da bir fark yaratıyor.

Turizme katkı: Melekler ve Şeytanlar, Da Vinci Şifresi, Kayıp Sembol ve Cehennem romanlarıyla okurlarını Roma ve Vatikan’dan Paris’e, Washington’dan Floransa’ya, Venedik’ten İstanbul’a uzanan bir yolculuğa çıkarıyor Dan Brown. Bu yolculuk turizm sektöründe de etkili oluyor. Kitapları okuyan insanlar Brown’ın rehberliği eşliğinde en ince detayına kadar anlatılan bu şehirleri görmek istiyor.

Küresel farkındalık: Cehennem’deki öne çıkan temalardan biri nüfus fazlalığı. Bilim insanları, akademisyenler ve siyasetçiler fazla nüfusun besin zinciri, su kaynakları ve toplumsal savaşlar üstündeki etkileri tartışırken Brown da bu tartışmaya yazdıklarıyla katılıyor. Ulaşabildiği kitlenin büyüklüğü düşünüldüğünde, Dan Brown’ın bu gibi önemli konuları eserlerinde işlemesi oldukça kritik.

Sembollerin önemi: Dan Brown’ın her kitabının kalbinde semboller var. Fakat bu sembolle sadece bilgi vermiyor, duygusal tepkileri de uyandırıyor. Dini, milli hatta bir futbol takımının sembolü bile insanları önemli derecede etkiliyor. Semboller hayatın bir parçası ve karanlıkta kalan şeylerin ipuçları. Dan Brown da sembolleri kullanarak hem hikâyelerine farklı bir tat katıyor hem de onların önemini gösteriyor.

Akıl ve inanç tartışması: Yazarın her romanında görülen ve görülmeyen, maddesel ve ruhani olan, bilim ve din arasındaki gerilim var. Fakat bu gerilim olumsuz bir şey değil, aksine çatışma olmadan da tartışılabileceğinin bir göstergesi. Brown’ın bu gerilimi işleyiş tarzı sayesinde insanlar bu gibi meseleleri daha saygılı bir şekilde tartışabiliyor ve ortak noktalar bulabiliyor.

Genç yazarlara ilham: Dan Brown bu mesleğe başladığı andan itibaren başarılı bir yazar değildi. 1990’ların başında Hollywood’da bir müzisyen olarak yaşadığı zorlukların ardından doğduğu yere (New Hampshire) döndü ve öğretmenlik yapmaya başladı. Boş zamanlarında da kitap yazıyordu. İlk kitabını 1998’de yayımladı. Beş yıl sonra yayımladığı Da Vinci Şifresi’yle de beklediği ilgiyi gördü. Onunkisi hem bir başarı hem de bir ilham hikâyesi. Kendi kendilerine bir şeyler yazarak günün birinde başarmayı düşleyen sayısız genç yazara bir örnek niteliğinde. Lisede İngilizce öğretmenliği yaparken dünya çapında tanınan bir yazara dönüşen bu adamın hikâyesi onun gibi birçok insana da umut veriyor.

Yayıncılık dünyasının cazibesi: Sinema sektörüyle kıyaslandığında yayıncılık dünyası hep sıkıcı olan taraftır. Gençlerin ilgisini çekmez, ilk seçenek olmaz hiçbir zaman. Her hafta macera, tarih, yemek kitabı gibi birçok türden kitaplar basılır. Hepsi de büyük ilgiler görmez. Fakat Dan Brown gibi yazarların başarısı gözlerin yayıncılık dünyasına dönmesine sebep oldu ve artık hiç olmadığı kadar çekici ve eğlenceli gözüküyor.

Çeviren: Deniz Saldıran

(Huffington Post)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR