Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

27 Ağustos 2024

Kültür Sanat

Karaktersiz Karakterler Yazılmayı Bekler

Ferruh Tunç

Paylaş

0

0


Eski ustaların yazın ormanının ücralardaki kulübelerinden ötelerde iz süremeyen bu –çağdaş diyemeyeceğim– güncel romancılar...

Bazı kitap adları, içeriğini pek güzel temsil ettikleri gibi akıldan çıkmazlar da. Richard Sennet’in Karakter Aşınması adlı kitabı da bunlardan biridir.

68 Kuşağının aidiyetini işine gelince bir rozet gibi yakasına takıp da aynı kuşağın özgürlük, adalet, eşitlik ve barış arayışı ile ilgisini hepten koparmış olmak bir yana, bu arayışların karşısına hidayete ermiş bir tuzu kurulukla geçenlerden değildir o. Bunun aksine, bir büyük ışık patlamasından aldığı kıvılcımla tutuşturduğu kendi ocağını esnek, disipliner ve yaratıcı olmayı bir arada götürerek körüklemenin verimi diyebileceğimiz çok değerli kitaplar yazmıştır. Bu kitaplar, son 50 yılda şehirlerdeki sosyal yaşam, emekteki değişimler ve sosyal teori hakkındadır. Adının çekiciliğine kapılarak on yıllar önce bir Londra kitapçısının rafından alıp ilk okuduğum kitabı olan Karakter Aşınması yanında, Kamusal İnsanın Çöküşü, Yeni Kapitalizmin Kültürü, Zanaatkâr, Beraber, Ten ve Taş, adlarını bir çırpıda sayabileceğim Türkçeye de çevrilmiş kitaplarıdır.1 Toplumbilim kategorisinde yer alan Karakter Aşınması adlı kitap, son yarım yüzyılın kentli karakterindeki değişimi anlatırken, sosyal bilim dünyasının ilgi sınırları içinde kalmayacak denli canlı ve genel okura açıktır. Bu kapsama, okuru ve yazarı ile edebiyat dünyası dahildir.

En son, Latin Amerika akımı ile tazelendiğini söyleyebileceğimiz çağdaş dünya romanında, on yıllardır gözlemlediğimiz kendini tekrar bir yana, daha da gerileyerek post modern görünümlü bir ‘çok satarlığa’ sığınma halinde, edebiyatçının ilk bakışta edebiyat dışı görünen fakat aslında onunla etkileşime olağanüstü ölçüde açık Senet ve benzerleri kişiliklerin temsil ettiği bilimsel-yaratıcı düşünce dünyasına olan uzaklığı çok önemli bir rol oynamaktadır. Böyle olunca ‘tarih’i, bir kurgu zemini, ‘tarihsel kişilikleri’ de birer edebi karakter ikamesi olarak kullanmak ve oluşturduğu bu kaba kombinasyon/alegori üstünden güncel ‘realpolitik’ konularda saf tutup iman tazeleyerek çok satmak kurnazlığını romancılık diye sunanlarla çok karşılaşır olduk günümüzde. Kaba Marksist sosyolojinin formülasyonları ve feodal nostaljinin çekimiyle insan karakterini yapay-kaba tiplere dönüştüren kitaplar azaldı belki 80 sonrasında. Çeviri kitapların artışı ile okuryazarlığı artmış, ilgi alanları genişlemiş görünen kuram dünyamız, nedense çok geçmeden Fransız yapı sökümcülerinin deşifrasyonculuğuna fena halde saplandı. Bununla çok ilişkili olarak, popülist-çoksatar kitaplar yazmasalar da yaşam zenginliği ve görüş inceliğinden yoksun oluşları ile siyasal umutsuzluklarını ‘her şeyin aslında o şey olmadığı’nın keşfiyle telafi eden bir entellektüel türü yaygınlaştı. Varoluşçu klişeleri kurgusal yapı malzemeleri olarak kullanmayı sürdürüp, modernist-estetist/avangard edebi geleneğin sindirilememiş etkisiyle (buna anokranik de diyebiliriz) ‘metinselliğe’ aşırı önem vererek yazan bu yazar türünün çoğalması edebiyat okurunun kendi ormanında oksijensizlik duygusuna kapılmasına neden oluyor.

Oysa roman, sıradan olay akışlarından daha karmaşık (kompleks) olsa da izlenebilir, anlaşılabilir hikâyeler, bilindik-hazır tiplerden öte özgün karakterler, çağcıl trajik kahraman ve yine çağcıl ironik karşı kahramanlar yaratırken, bunları, bir karşı dil kullanıyor olsa bile, güvenilir bir ifadeyle dönüştürmeden ortaya çıkamaz. Ama hepsini burada saymayı gerekli görmediğimiz, romanı roman yapan ögelerden en önemlisi ‘karakter’dir. Çağının ya da zamanının genel insan karakteri üzerine düşünmeyen, bu konuda kesin olmasa da kuvvetli ipuçları ele geçirememiş olan maharetli öğrenciler, hevesli kıdemliler ve tutarlı çalışkanlar ne kadar uğraşsalar da romancı olamazlar.  Karakterle edebiyat- hele modern edebiyat- ilişkisinin en güçlü ifadeleri, Wirginia Wolf ve H.D. Lawrance’in neredeyse aynı cümlelerle kendi (modern) zamanlarında, eskiye göre, insan karakterinin değiştiği saptamasını yapan cümleleridir.2 Eğer bir edebiyat, deneyimlenirken çözümlenecek ise, ondaki insan karakterlerinin kendinden önceye göre ne ölçüde ve nasıl değiştiği sorusuna çok ciddi bir şekilde eğilmek gerekir. Modern romanın (öncesi zaten yoktur) anlaşılmasında ciltlerce yazılmış kitaplar ağırlığında cümlelerdir andığımız iki yazarın, bizce  kendi özgünlüklerini borçlu oldukları kaider diyebileceğimiz andığımız ifadeleri.

 

Bana öyle geliyor ki, modern çağın sonlarındaki post modern ya da hakikat ötesi çağda yazar, bu dönemdeki karakteri aramaktan çok uzakta kalıp, öncülerin eserlerinin ana modellerinden ve karakterlerinden çoğaltımlar yapmaktadır.  Eski ustaların yazın ormanının ücralardaki kulübelerinden ötelerde iz süremeyen bu –çağdaş diyemeyeceğim– güncel romancıların kendileri, bu özellikleri ile yaşadığımız çağla ile ilgili yazılacak yeni ve gerçek romanların birer tipine indirgenmiş gibidirler. İçlerinde karakter düzeyine çıkanlar elbette vardır. Bugün, bu tipin ve/veya karakterlerin hayattan koparak metne saplanışı ve birbirlerine benzeyişleri üzerinde durmak edebiyat eleştirisinin önde gelen ödevleri arasında yer almaktadır. Ama daha da önemlisi, onları da karakterize edecek gerçek romancıları beklenmektedir.

*

Bunları söyleyerek, kurunun yanında yaş değilse de cehaletimiz veya dikkatsizliğimiz nedeniyle fark edemediğimiz ve gerçekten de varlığına içtenlikle inandığımız yaratıcı hikâyeci ve romancıya bu yazıdan ötürü hayli borçlandığımızın farkındayız.

Onlara bir replik sunarak işlediğimiz bu suçu, uğradığımız bir ağır tahrik nedeniyle işlediğimizi söyleyip verecekleri cezada hiç değilse indirim isteyelim:

"Bir şeyin sorgulanması anayasaya aykırıysa, söylenmesi de gerekmez. ‘Ama madem hadi istiyorsunuz, koyuyorum masaya’ dedim. O bakımdan ‘Kafa buldum’ dedim.” diye konuştu.

Bu replik bu memlekette bakanlıklar yapmış, on yıllarca parlamentoda yer almış, politikaya girdiği yerde tutunamayınca tam karşısında yer aldığı siyasi partiye geçmiş, orada da sanırım üçüncü kere milletvekili listelerine konulamayınca, televizyona çıkıp partisine oy vermediğini açıklamış, açıklaması, nedense, kamuoyunda infial yaratınca, yukarıdaki replikle kendini savunmuş birine aittir.

Woolf ve Lawrence kendi çağlarında karakterin değiştiğini söylüyorlardı. Bir şair olarak ben çağımızın romancısına sufle veriyorum: Çağımızda insan karakter karaktersizleşti!

Anladınız değil mi… Neden karakter, Sennet, erezyon ve yitiş… 

1 Okurun saydıklarımızdan daha geniş bir Sennet Türkçe çeviri külliyatı bulabilecek olması, bütün olumsuz koşullara karşın Türk yayın ve okur dünyasının değerli yanlarının önemli bir işareti sayılmalıdır.

2 Not defterlerime aktardığım bu iki yazara ait cümlelerimin hangi kaynaktan olduğunu söyleyememekten ötürü mahcubum.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Roman adları nerelerden alındı?Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Nedim Dertli

3 Haziran 2025

Sebastião Salgado: Görsel Antropolojid..

Salgado, kamerasını bir sahne, bir anlatı zemini ve sözcüklere ihtiyaç duymadan etik bir çağrı mekânı olarak kullanır. Belki de bu yüzden onun anadili “fotoğraf”tır.Brezilya’nın Minas Gerais bölgesinde –8 Şubat 1944, Aimorés– seki..

Devamı..

Mişima Efsanesi

Erhan Sunar

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024