Buzulların derinliklerinde mikropların keşfedilmesi, bilimsel araştırmalar için heyecan verici bir alan açarken aynı zamanda ekolojik bir problem yaratıyor.
İklim krizi Dünya çapında buzulların erimesine yol açtığından eski bakteri ve virüslerin tekrar ortaya çıkması, bu eski patojenlere karşı bağışıklığı olmayan türleri tehdit ediyor. Bu yılın başlarında araştırmacı Zhi-Ping Zhong ve araştırma ekibi, Çin’in kuzeybatısındaki Kunlun Dağları’ndaki Tibet Platosu’ndan çıkarılan buz çekirdeklerinin ikisinde 33 virüs grubu buldu. Buz, bundan 15 bin yıl öncesine kadar uzanıyor. Virüs gruplarının beşi hariç tümü bilime yeni ve yaklaşık yarısının buzda bol miktarda bulunan farklı bakteri türlerini enfekte ettiğini tahmin ediliyor.
Tibet Platosu; kar leoparı, Tibet kurdu ve vahşi yak gibi türlere ev sahipliği yapan geniş, yüksek rakımlı kurak bir otlaktır. Dünya’nın en yüksek iki zirvesi olan Everest Dağı ve K2 tarafından gölgelenen 4 bin metreden daha yüksekte bulunan Tibet Platosu birçok insan tarafından “Dünya’nın Çatısı” olarak biliniyor. Bununla birlikte, iklim bilimcilerine göre, Tibet Platosu ve etrafındaki dağlar “Üçüncü Kutup” olarak adlandırılıyor çünkü kutuplar dışında en çok buzulu barındıran yer. Bu buzullar, Çin ve Pakistan'ın kurak bölgelerine binlerce kilometre boyunca uzanan ve toplam nüfusun neredeyse üçte birine su sağlayan Yangtze, Sarı, Mekong ve Ganj gibi en ünlü Asya nehirlerini besliyor. Araştırmacılar makalelerinde, sığ plato merkezinin 1992’de 35, zirvenin 2015’te ise 52 metre kadar delindiğini açıkladı. İki buz çekirdeği arasındaki fark, virüs grupları açısından epey farklı. Birbirlerinden ve diğer buz çekirdeklerinden farklı olma nedeni ise farklı derinliklerde bulunmuş olmaları ve “muhtemelen çok farklı iklim koşullarına maruz kalmaları”ndan kaynaklanıyor.
Buzulda bulunan mikroplara dair ilk bulgular 20. yüzyılın başlarına dayansa da bilim insanları Doğu Antartika’daki Vostok’taki bir buz çekirdeğindeki organizmaları araştırmaya başladığı 1980’lere kadar bu konu ihmal edildi. Ayrıca, önceki çalışmaların çoğu bakterilere odaklanmıştı.

Michigan Üniversitesi’nde bulaşıcı hastalık modelleri yaratan Kevin Bakker 2008-09’da Antartika su ve buz çekirdeklerindeki bakteri topluluklarının yapısını inceledi. Ekip, çekirdeklerden birini çıkardıktan sonra buz kütlesi, bakteriler ölmesin diye çok yavaş bir şekilde eritildi. Bakterilerin aktif olup olmadığını görmek için onları radyoaktif yiyecekler beslediler.
Ancak virüslerin canlı olup olmadığı tartışmalı bir konu çünkü DNA/protein kompleksi (teknik olarak yaşamasa da) konakçı hücreyi – çoğu zaman bakteri – ele geçirir. Zhi-Ping Zhong’un ekibine göre, bu bölgedeki virüslerle ilgili ellerindeki bilgi ve genom dizilimi için kullanılabilecek virüs sayısı hâlâ çok azdır. İşin aslı, buzullarda bulunan virüslere dair yalnızca iki araştırma bulunuyor. Birisi Vostok araştırması, diğeriyse 140 bin yıllık Grönland buz çekirdeğinde “tomato-mosaic-tobamovirus RNA”sı ile ilgili. Buzullardaki virüs genomları daha önce çalışılmadı ve virüslerin buz mikrobiyomları üzerindeki etkileri araştırılmadı.
Ayrıca, bu çalışmadan önce özel bir dekontaminasyon yöntemi mevcut değildi. Yeni mikropları eskileriyle karıştırmak kolay olduğundan, araştırmacılar buz çekirdeklerinden alınan örnekleri izole etmek için “ultra temiz” bir yöntem geliştirdiler.
Eski mikroplar, Dünya’nın evrimsel ve iklimsel geçmişine bir pencere açıyor. Fransız Ulusal Bilimsel Araştırmalar Merkezi'nde çevresel viroloji araştırmacısı Chantal Abergel, "Dünya’daki tüm virüslerin örneklerini alamıyoruz," diyor. Ne yazık ki, buzullar hızla eriyor. Tibet Platosu 1970’den bu yana buzullarının dörtte birini kaybetti, bu yüzden geri kalan buzullardan mümkün olduğunca fazla bilgi toplamak için yarış başladı.
Aşırı yüksek rakımına rağmen Tibet Platosu'ndaki buzullar çok fazla güneş ışığı alacak şekilde enine sıralanıyor ve kutuplardaki sıcaklık artışı gibi burası da küresel ortalamadan daha hızlı ısınıyor. IPCC’nin raporuna göre 2100 yılına kadar buzulların üçte ikisi eriyecek. Zhi-Ping Zhong’un ekibine göre bunun yüzünden mikrobiyal ve viral arşivler yok olma tehlikesi altında. Ancak en kötüsü, eriyen buzullarda bulunan virüsler etrafa hastalık saçabilir hale gelecek.
2016’da Sibirya’da donmuş toprak parçası çözülünce donmuş bir geyik cesedinden 12 yaşında çocuğun ölümüne yol açan şarbon virüsü bulaştı ve virüs diğer 20 kişiyi hastanelik etti. Buzulların erimesiyle ortaya çıkan virüslerin sayısı çok olsa da ancak birkaçı insanlara bulaşabilir. Eski virüslerin çoğu bakteriler için daha büyük tehlike arz eder. Yine de bu, azımsanamayacak bir durum.
Zhi-Ping Zhong’ın çalışması, viroloji alanında büyük bir ilerlemeyi temsil ediyor. İklim kriziyle yeniden ortaya çıkabilecek mikrop türleri ve bunların bizim için ne anlama gelebileceğini çözmeye çalışıyor.
Çeviren: Aslı İdil Kaynar
(Glacierhub)






