Edebiyatın Unutulmaz Yazları
20 Ağustos 2019 Edebiyat Kitap Roman

Edebiyatın Unutulmaz Yazları


Twitter'da Paylaş
0

Malum, yaz aylarındayız. Havalar sıcak, zihinler ve bedenler tembel. Tek cazip gelen şeyse, bir hamağa uzanıp ağaçların gölgesinden faydalanarak, o kış boyunca okumak isteyip de okuyamadığımız romanları okumak. Peki ya hangi birinden başlayacağız? Oggito olarak sizler için yaz azlarında okuması daha bir keyifli eserleri derledik, hepsi de yaz temalı...

Yaz Çılgınlığı, Truman Capote

İkinci Dünya Savaşı'nı izleyen yıllarda New York'ta yaşayan zengin bir ailenin kızı olan Grady McNeil, yaklaşan yaz tatilini yalnız geçireceğini öğrenince çok sevinir. Ailesinin seyahate gitmesi ile özgür ve mutlu bir dünyanın kapılarını aralayan Grady'yi hayal bile edemeyeceği bir aşk serüveni beklemektedir. Ancak Brooklyn'li Yahudi bir genç ile yaşayacağı bu tutkulu aşk beraberinde keder ve hüzün bulutlarını da getirecektir. 
2004 sonbaharında New York'taki Sotheby's müzayede evinden Truman Capote Edebiyat Vakfı'na bir telefon gelir. Ellerinde Capote'ye ait dört deftere yazılmış bir roman dosyası vardır. Capote'yi Tiffany'de Kahvaltı'ya götüren yazı ustalığının ilk izlerini taşıyan bu dosyanın adı Yaz Çılgınlığı'dır. Yazarın ölümünden tam yirmi yıl sonra ortaya çıkan bu ilk roman, tüm Capote uzmanlarını ve okurlarını sağlam kurgusu ve şaşırtıcı özgünlükteki üslubu ile büyülemiştir.

Huckleberry Finn’in Maceraları, Mark Twain

Kızılderili Joe’nun hazinesinden kendisine düşen payı alan Huck, ayyaş babasından kurtulmak için bir yol aramaya başlar. Babası, parayı kendisinden çalmaya kalkışacaktır. Sonunda Huck, herkesi öldürülmüş olduğuna inandıracak bir yol bulur ve kasabadan kaçar. Yolda zenci köle Jim’le karşılaşır. Birbirlerine yardım etmeye karar verirler ancak iki insan avcısı, zenciyi tuzağa düşürüp yakalar ve Jim’i, Tom Sawyer’ın teyzesine satarlar.

Tom, Huck’ın aslında ölmediğini anlayınca çok sevinir. Birlikte Jim’i özgürlüğüne kavuşturmak için harika bir plan yaparlar ama işler yolunda gitmez ve Tom yaralanır.

Bülbülü Öldürmek, Harper Lee

1960 yılında yayımlandığından bu yana bütün edebiyatseverlerin gönlünde özel bir yer edinen Pulitzer ödüllü Bülbülü Öldürmek, Amerika’nın güneyinde yaşanan ırkçılığı ve eşitsizliği bir çocuk kahramanın, Scout Finch’in gözünden anlatıyor. Bir “zenci”nin haksız yere suçlanması üzerinden gelişen olaylar; önyargılar, riyakârlık, sınıf ve ırk çatışmalarıyla beslenen küçük Amerikan kasabasının sınırlarını aşıp, insanlararası ilişkide adaletin ve dürüstlüğün önemini anlatan evrensel bir hikâyeye dönüşüyor. 

"İstediğin kadar saksağanı vur vurabilirsen ama unutma, bülbülü öldürmek günahtır."

Yetenekli Bay Ripley, Patricia Highsmith

Dizinin ilk kitabı Yetenekli Bay Ripley'de, New York'ta yaşayan hırslı, zeki ve kurnaz bir genç olan Tom Ripley'yle tanışıyoruz. Ripley, zengin bir ailenin, aile işlerine sırt çevirmiş oğlu Dickie'yi geri getirmek üzere İtalya'ya gönderilir. Dickie'nin yaşamı onu öylesine cezbeder ki, Dickie gibi olmak, ona yakın olma arzusu Ripley'de kısa sürede bir takıntıya dönüşür. Bu takıntı, edebiyat tarihinin en unutulmaz antikahramanlarından birini doğuracaktır. 1955'te Yetenekli Bay Ripley'yle başlayan serüven, Ripley Yeraltında (1970), Ripley'nin Oyunu (1974), Ripley ve Peşindeki Çocuk (1980) ve Ripley Su Altında'yla (1991) devam eder.

Muhteşem Gatsby, F. Scott Fitzgerald

Gatsby, dışarıdan göründüğü kadarıyla her şeye sahip bir adamdır. Ancak en çok istediği şey uzanamayacağı bir yerde durmaktadır. Malikânesinde verdiği şatafatlı partilerin sonu gelmez ve şöhretini aşan bu eğlencelere herkes davetlidir. Yine de Gatsby, onca kalabalık arasında yalnız kalmaya, bir bilinmez olmaya, izlemeye ve beklemeye devam eder. Bu gizemli ve sessiz görüntüsünün altındaki tutku dolu sırlar ise yavaş yavaş ortaya çıkar: beş sene önce yaşanan tek bir âna olan saplantısı, Daisy Buchanan'a olan aşkı ve elde etmek istediğine ulaşmak için kendini baştan yaratması… Umut etmekten vazgeçmeyen Gatsby, okurları da karşı kıyıda yanıp sönen yeşil ışığa inanmaya davet ediyor. Fitzgerald'ın "Caz Çağı" olarak adlandırdığı dönemi şairane bir dille anlattığı romanı, "Amerikan Rüyası" kavramını da derinlikli bir biçimde ele alıyor ve Amerikan edebiyatının en önemli karakterlerinden birini okurlara kazandırıyor.

Sineklerin Tanrısı, William Golding

Sineklerin Tanrısı, günümüzde bir atom savaşı sırasında, ıssız bir adaya düşen bir avuç okul çocuğunun, geldikleri dünyanın bütün uygar törelerinden uzaklaşarak, insan yaradılışının temelindeki korkunç bir gerçeği ortaya koymalarını dile getirir. Konusu, R. M. Ballantyne'ın Mercan Adası gibi eşsiz bir mercan adasının cenneti andıran ortamında başlayan bu roman, çağdaş toplumlardaki çöküntünün, insan yaradılışındaki köklerini gözönüne sermek amacıyla Mercan Adası'ndaki duygusal iyimserlikten apayrı bir yönde gelişir. Uygar insanın yüreğinde gizlenen karanlığı deşerken Sineklerin Tanrısı; daha çok Conrad'ın kısa romanı Karanlığın Yüreği'ni andırır. Golding'in romanındaki çocuklar da başlangıçta tıpkı Kurtz gibi, uygar toplumun baskılarından uzak bir örnek düzen kurmak isterlerken, gitgide hayvanlaşır, korkunç bir kişiliğe bürünürler. Bu yönüyle Sineklerin Tanrısı'nın Mercan Adası ile öbür ıssız ada serüvenlerinden ayrıldığı en önemli nokta, ıssız ada yaşamının çetin güçlüklerini ya da mutluluğunu anlatmaktan daha çok, bir insanlık durumunu, kişiler arasındaki çatışma aracılığıyla ortaya koymaya çalışmasıdır.

Yaz, Albert Camus

Yaz 'da, Cezayır'in sıcak ve aydınlık doğasından Antik Yunan'ın ölçülü ve ışıklı düşüncesine uzanıyoruz. Böylece, Avrupa'nın kapıldığı yıkıcı tutkuyu yalın olduğu kadar hayranlık uyandıran bir mantıkla yargılar ve ortaya çıkan Akdeniz bilinci Albert Camus'nün mutluluk etikasını yaratır.

Bir Yaz Gecesi Rüyası, William Shakespeare

Oyunları ve şiirlerinde insanlık durumlarını dile getiriş gücüyle dört yüz yıldır bütün dünya okur ve seyircilerini etkilemeyi sürdüren efsanevi yazar, Bir Yaz Gecesi Rüyası adlı komedyasında bir aşk öyküsünü o dönemde pek revaçta olan cin ve peri masallarını kullanarak anlatır. Ancak Shakespeare, Bir Yaz Gecesi Rüyası'nda çağdaş oyunlara parmak ısırtacak imgesel tasarımlar ve sınırsız bir hayal gücünün yaratabileceği fanteziler üretmiştir. Oyun aşk üzerine kurulmuş olsa bile, bu eserinde de birey ve toplum eleştirisini ihmal etmeyen Shakespeare, kendi dönemindeki amatör oyuncuların bir taşlamasını da oyun içinde oyun halinde Bir Yaz Gecesi Rüyası'na yerleştirmiştir.

Tehlikeli Yaz, Ernest Hemingway

Hemingway, adeta meydan okuyan bir tavırla okurlarını bu kez İspanya'nın geleneksel boğa dövüşlerine götürüyor. Tehlikeli Yaz'ı okurken dünyaya kimi zaman kızgın bir boğanın kimi zamansa ezeli rakibi karşısında ölüm dansı yapan bir matadorun gözlerinden bakacaksınız. Bu kitapta unutulmayacak çok şey var.

Güneş de Doğar, Ernest Hemingway

Güneş de Doğar, Ernest Hemingway'in ilk ancak en ünlü kitaplarından biridir. Roman çok büyük ilgi görmüş, sinemaya da aktarılmıştır. Güneş de Doğar'daki kişiler, savaş sonrası değer yargıları yiten, değişen yaşamları üç aşağı beş yukarı birbirine benzeyen insanlardır. Romanın başkahramanlarıysa, bu çöküntüyü olanca derinliğiyle yaşarlar. Hemingway, yaşamı, ister av ister savaş alanında isterse arenada, nerede olursa olsun düş kırıklıklarıyla dolu bir savaş gibi algılar. Güneş de Doğar'da Hemingway, aşklarındaki, yaşamlarındaki düş kırıklıklarını eğlenerek, bohem hayati yaşayarak, başka mutluluklar arayarak unutmaya çalışan insanları anlatır.

Lolita, Vladimir Nabokov

Şair ve sapık Humber Humbert, on iki yaşındaki Lolita’yı takıntı haline getirir ve önce bedensel sonra ise sanatsal olarak ona sahip olmanın yollarını arar. Aşık mı yoksa deli mi, süslü ağızlı bir şair mi yoksa sapık mı, işkence görmüş bir ruh mu yoksa canavar mı?

Stanley Kubrick tarafından beyazperdeye aktarılan eser, yıllardır popülerliğini hiç kaybetmedi.

Buruktur Gece, F. Scott Fitzgerald

"Dick'le Nicole bir şekilde karşıt ve tamamlayıcı olmaktan çıkıp tek ve eşit olmuşlardı; Nicole aynı zamanda Dick'ti, onun kemiklerindeki cılız, yetersiz ilikti."
F. Scott Fitzgerald'ın, 1934te yayımlanan ve tamamlayabildiği son romanı olan Buruktur Gece, tüm hayatını bir kadına adayan bir erkeğin adım adım tükenişini anlatıyor. Herkesin imrendiği, görür görmez âşık olduğu Dick ve Nicole Diver çiftinin ilişkisi, kimsenin tahmin edemeyeceği kadar çetrefillidir. Nicole'ü bir anlamda Dick var etmiştir ve şimdi aklıselimle delilik arasında gidip gelen süreçte kendi benliğini kaybetmektedir. I. Dünya Savaşı'nı izleyen yıllarda, Fransa'nın güneyinde geçen Buruktur Gece, Scott ve Zelda Fitzgerald çiftinin evliliklerinin yankılarını taşıyan, otobiyografik bir eser.

(Kaynak: Shortlist)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR