Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

18 Temmuz 2023

Kültür Sanat

Mimetik Arzu

Pınarnaz Eren

Paylaş

0

0


Arzularımızı başka bir öznenin ektiğini anlamak için Girard gibi biz de Don Quijote’nin hikâyesini gözden geçirebiliriz.

Edebiyatın, arzuların, duyguların biricik olduğunu düşünmek büyülü. Biricik olma fikrinin modern bireyin gözünde bu kadar çekici olmasında Romantiklerin parmağı yok denemez. Yazarın kendine özgü yaratıcı gücünü kutlayan Romantiklerin yirminci yüzyılda yaşayan veliahtları karşılarında René Girard’ı bulunca tedirginliğe kapılmış olmalı. Girard edebiyatın büyüsünü elinden tutup ayaklarını yere bastırmak isteyenlerden. Edebiyatın foyasını ortaya çıkarmaya çalışırken, “büyük” kabul edilen yazarların başarısını ve okura yaşattıkları büyülü deneyimi sorgulayan Girard’ın inşa ettiği mimetik arzu kavramına değinmemek mümkün değil.

Girard arzuları sorgularken arzuların bireyselliğin bir çeşit ifadesi olduğu tezini kenara bırakır. Arzularımızı başka bir öznenin ektiğini anlamak için Girard gibi biz de Don Quijote’nin hikâyesini gözden geçirebiliriz. Don Quijote şövalye olmayı arzular. Neden? Çünkü Amadís de Gaula romanslarını okur. Başkaraktere hayran olur ve idolünün hayaline o da gıpta etmeye başlar. (Emma Bovary ve Paris hayalleri de pek farklı sayılmaz.) Amadís’in hikâyeleri Don Quijote ile Amadís arasında bir çeşit köprü kurar, bu köprü Don Quijote’nin Amadís’in arzularını benimseyerek onu taklit etmesine sebep olur.

Taklit etmek kötü bir şey mi? İnsanların taklit ederek öğrendiğini, hatta taklit ederek empati kurabildiğini savunmak mümkün. Ama Don Quijote’nin hikâyesinden farklı olarak, gıpta eden ve hayran olunan özneler birbirine yakınsa taklit isteği ve yeteneği çatışmaya sebep olabilir. Girard bu durumda arzuları eken ve arzulayan özneler arasında yıkıcı bir rekabetin doğabileceğine dikkat çeker. Girard’ın bahsettiği mimetik arzudan doğan rekabeti daha keskin görebilmek için Yeraltından Notlar’a bakabiliriz: Anlatıcıyı görmezden gelen subay kendine güvenen tavrıyla anlatıcıyı etkiler. Anlatıcının subaya duyduğu hayranlık onda görünür olma arzusunu uyandırır. Kimin ötekine yol vereceğine dair girdikleri gerginlik güç savaşına dönüşür. Daha görünür olmak için subayla yarışan anlatıcı asla gıpta ettiği subay olamayacaktır. Subay ona yol vermeyerek anlatıcının arzusunu gerçekleştirmesine her seferinde engel olur. Bunun verdiği hırçınlığın etkisiyle anlatıcı hayranlık ve nefret arasında gidip gelen duygularla boğuşur. Girard okurun “büyük edebiyat”ta bulduğu doyumun kendi arzularının mimetik doğasına şahit olmaktan geldiğini savunur.

“Büyük edebiyat”ın büyüsünü arzunun taklitçi doğasını inceleyerek açıklıyor Girard. Arzunun hayatımızın neredeyse her ânında parmağı var. Bu yüzden Girard’ın teorisi edebiyat dışında birçok alanda karşımıza çıkıyor: sosyal medya, reklamlar, moda... Biricikliği bir kenara bırakmak, kapılıp gittiğimiz büyüleri Girard’ın sağladığı mercek altında incelemek okur ve tüketici olarak katıldığımız oyunları daha keyifli kılıyor.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Dan Brown’ı Yaşayan En Gözde Yazarlard..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

S. E. Breitegger

10 Mart 2025

Amerikan Rüyası

Sylvia Plath bir gençlik hastalığı, ancak genç yaşta sevilebilecek, belli tipte genç kızların sevdiği bir şair olarak kodlanmış nedense…Bu yaz bir iş dolayısıyla, Amerika’nın iç kesimlerinde, oldukça muhazafakâr bir kısmında kendimle yaşıt Cumhuriyetçi Parti taraftarı bir grup insanla..

Devamı..

Venüs Retrosu

Bengi Kaya

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024