Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

13 Mart 2023

Edebiyat

Öykünün En Yalın Hali, "Dost"

Kadir Işık

Paylaş

1

0


Vüsat O. Bener öykücülüğümüzde zamanın eskitemediği, edebiyatımızın önemli yazarlarından.

Bazı yazarları ya da kitapları fırsat buldukça okumadan geçemeyiz. Bazen o kitaplardan rastgele sayfaları çevirir, kısa bölümler okur, her seferinde farklı bir yanlarını keşfederiz. Vüsat O. Bener’in “Dost” öyküsü benim için sözünü ettiğim metinlerden. Eskiden bana süslü cümleler, anlatım dolu açıklamalar sunmayan öyküler ya da romanlar pek ilgimi çekmiyordu. Bir de aforizmaları, altı çizilen, şimdilerde sosyal medyada paylaşılan cümleleri okuyunca duruyor, bir yere not ediyor, zaman zaman tekrar okuyordum. Sonra cümlelerin altını çizmeyi bıraktım. Zamanla her okur-yazarın aslında okur ve yazar olmadığını fark ettim. Elbette bu konudaki farkındalık hiç bitmiyor, yıllar alıyor. Dolayısıyla Bener’i keşfetmem de geç oldu, sonrasında hep yeni baştan okudum, okuyorum, yazdıkları eskimiyor, sıkmıyor, okura her zaman farklı bir tat sunuyor.

Vüsat O. Bener’in kaleminden çıkan en güzel öykülerden biri, benim için “Dost”tur.  “Dost”, gündelik hayatın sıradan bir akşam muhabbeti üzerinden ilerliyor. Öykü kişileri Kasap Ali, Karısı Naciye ve Niyazi Bey. Üçü de sanki bir hapishanede aynı hücrede yaşamak zorunda kalan, kapılar açılsa, ne gidecek yerleri var ne de bir arada olmak için nedenleri, bir nevi kader kurbanı mahkumlar bir birlerine. Niyazi Beyin yakın zamanda acı çekerek ölen karısı hem rakı içtikleri kasap dükkanında hem de gecenin devamı evdeki rakı masasında dördüncü kişi ve hepsinin hayatlarının bir sonucu gibi satır aralarında okura bir görünüyor bir kayboluyor.

Öykünün adının Dost olması anlatıcının, Niyazi Beyin yalnızlığına bir başka açıdan göndermede bulunması, bir bakıma çaresizliğine ironik bir yaklaşım diye düşünüyorum. Kasap Ali kaba saba, üstü başı kirli, karısına karşı acımasız, çocuklarına piç diyen biri ama anlatıcının dostu. İnsan mecbur kalmadıkça böyle bir adamla yarenlik etmek istemez ama onun da güzel yanları var, misafirperver, samimi, bir parça patavatsız, en az Niyazi Bey kadar yalnız, çaresiz, bunalım dolu bir hayatın çeperinde yaşıyor. Kimsenin elinde mevcut şartların dışına çıkmak gibi bir seçenek yok. Dostluklarını oluşturan tek şey bir başlarına tadını alamadıkları alkol, paylaştıkları suç ortaklığı ve yalnızlıkları.

Öykünün aynı zamanda anlatıcısı Niyazi, karısı öldükten sonra yalnızlığını yakın çevresiyle çoğaltan, özellikle dostum dediği Ali’yle arasında mesafeyi koruyarak yaşamındaki boşlukları dolduran bir başka öykü kişisi. Ayrıca Ali ile aralarında bir birlerine hitap şeklinden kaynaklanan bir statü farkı olduğu anlaşılıyor. Ve Naciye, iki erkek arasında gitmek istediği yere kapı aralayan Ali’nin karısı. Niyazi Bey görgülü, yaşamıyla Ali’den ve Naciye’den farklı bir dünyada, onlara uzak bir karakter.

Bener, karakterlerinin hüznünü ajite etmeden kısa ve yalın cümlelerle aktarıyor, okur adeta öykü karakterleriyle bütünleşiyor. Öykü boyunca anlatıcının iç konuşmaları onlardan biri gibi düşünmemizi, okur olarak yaşamlarına ortak olmamızı sağlıyor. Nitekim öykünün can alıcı yerlerinden birinde, “Ne zavallılık. Bu kadının da umutları vardı elbet. Karımın olduğu gibi. Kabahat kimde? Uyuşamadık işte. Hangimiz kurtuldu? Bana ne. Duyuyor mu bir şey? Toprağı bol olsun. Değer mi çekmeye. Sanki yaşamak…” diyor. Çok şey anlatan kısacık bir iç dökme.

Öyküde umuda dair bir iz yok, her şey bir kısır döngüye hapsolmuş. Öykünün sonlarında Naciye, Niyazi’ye yazdığı mektupla yaşadığı hayattan kurtulmaya çalışıyor, bir umut parlıyor. Niyazi’ye aşık, onu seviyor ya da sevdiğini sanıyor, onu bir kurtuluş olarak görüyor ama ondaki sevginin dili farklı. Dört çocuk annesi. Bir anda hem kocasını hem de çocuklarını bırakıp gitmeye hazır. Okur olarak kadının Niyazi Bey’e âşık olduğunu düşünüyoruz, oysa aşk değil, daha çok içinde bulunduğu hayattan kurtulma içgüdüsü. Konuşmasıyla, davranışlarıyla ne bulunduğu yere ne de başka bir yere ait o da.

 Niyazi zaman dolduruyor. Ölümle yaşamı bir tutuyor, aradaki farka dokunmadan sessizce öykü boyunca kendisiyle hesaplaşıyor. “Allah belasını versin. Hayat mı be! Şimdi ben zevk mi alıyorum bu adamla oturup içmekten? Sıkıntı işte. Keşke eve gitseydim. Kitaplar. Yerin dibine batsın kitaplar! Ne öğrettiler bana? Sökebildiler mi içimdeki huzursuzluğu?” Kitaplar tek başına sökemezler içindeki huzursuzluğu, aksine çoğaltırlar, hayat gerçekle kurgunun arasına sıkışmışsa, elden bir şey gelmez, yaşamak bir zorunluluğa dönüşür. Kitapları yaşamında önemli bir yere koyan herkesin acıları, hayal kırıklıkları, hüzünleri ve yaşamları birbirine benzer.

“Dost” öyküsünün bizi içine çektiği ana tema belki de mecbur olduğumuz hayatların kısa bir özeti, belki de beni bu öyküde beklemeye alan, yaşadığım hayatın sıkışmışlığı ya da olan biten her şeyin “bu kadar” olduğuna ikna etmesi. Dost’ta anlatıldığı gibi, sanki yaşadığımız hayatlar hüzünlü, umutsuz ve çürümüş ilişkilerin bir özeti.

Öykü kişilerinin hepsinde bir aidiyet sorunu göze çarpıyor, hem kendilerine hem de birbirlerine yabancılaşma, birbirlerinden sıkılma. Ayrıca klişe yaşamlar öykünün ana temasını oluşturuyor.   

Bener’in yazı dünyası bireysel olayların küçük ayrıntılarında, insana dair gerçeklerin yer aldığı kapsamlı bir yaşam alanına kapı aralıyor.

Vüsat O. Bener öykücülüğümüzde zamanın eskitemediği, edebiyatımızın önemli yazarlarından. Yazın dünyasında yalınlığıyla anılmaya, gün geçtikçe daha çok okunmayı hak ediyor.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

J.L. Borges'in en sevdiği öykülerOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

A. Dilek Şimşek

16 Şubat 2025

Hayattan Notlar

HaikularSardunyalarınÜstü çiğ kaplı                         Yavru kuşlar uçuyor Bir çocuk içindekiTomurcuklarlaKaplanmış mezar Pire ne yiyorsun yeZıplayıp durmaUykum kaçıyor Pardon, birine benzettimDireksiyonu kavramıyor, kollarını ona teslim etmiş. Başı, omuzları, gövdesi arzın merke..

Devamı..

Sağlıklı Yaşam Endüstrisinin Tatsız Ta..

Andrzej Tokarski

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024