Emrah Sağlam • Ne me quitte pas
11 Temmuz 2018 Öykü

Emrah Sağlam • Ne me quitte pas


Twitter'da Paylaş
0

Yedi delikli seccadede dua topluyordum, yedi bin defa, alın izimden ayaklarıma kadar. Sezen söylüyor, gece oluyordu. Meyler kırılıyordu cami minarelerinde, çın! Yaşıyor, biliyor, duymuyordum.

Anlatacağım.

Eğer gök dedikleri buysa, nasıl bakmam. Usulca yürüdüm arkasından, çantasını bıraktı önce, dizlerini vurdu yere, mavi pantolonunun kırmızıya döndüğünü gördüm, yaşamak diye bağırdı. Yaşamak bir Turgut Uyar şiirinde, tutarsızca.

Sormak lazım neden eşek arısı diye, gün gelecek siyah ata binip gökyüzüne çıkacağım. Tüm renklerimle ve içimdeki coşkuyu hiç kaybetmeden. Hayatım boyunca.

Bornova sokağının içinde kayboluyorum, daha doğrusu kayboluyoruz. Gecenin verdiği ürpertiye aldırmadan peşindeydim adım adım. Gitarlı bir oğlan söylüyor…

Ne me guitte pas
Ne me guitte pas
Ne me guitte pas

Koli kesen bir polis kimliğimi soruyor, yerde dizleri kanayan birinden bir haber, utanmaz herif, benim kimliğime bakmak istiyor ısrarla. Önce olmaz diyorum, baktım olay büyüyecek, kulağına eğiliyorum, görmesen daha iyi, bak, senin için. Vazgeçmiyor. Kazanıyor, kimliğimi alıyor eline, üzerinde yazanları okuyor, yüzünde korku ile harmanlanmış bir şaşkınlıkla, nasıl yani, yani efendim bilmiyordum. Az önce gördükleriniz, ben ne yapacağım şimdi. Bakın efendim benim iki tane çocuğum var, gördükleriniz, gördüklerinizi, görmeseniz.

O dizlerini silip kalkınca yerden, memura cevap vermeden yürüyorum, kayboluyorum sokaklarda. Peşinden gidişlerime alışık değil, bilse dünyayı da dünyamı da başıma yıkar, eminim. Bilmesin, bilmesin ardın sıra izinde olduğumu.

Onca hengâmenin içinde bizim sokağa varıyoruz, koşar adımlarla arka taraftan balkona tırmanıyorum, üzerimde ne var ne yok apar topar çıkarıp uzanıyorum yatağa. Sutyenim tırnağıma takılıyor, canım acıyor, çığlık atıyorum, duymuyor. Olduğu gibi geçiyor salona. Yanına gitmeye cesaretim yok. Yanıma gelip dokunsun istiyorum bana korkusuzca, iliklerime kadar.

Kollarımın kılları açık pencereden gelen rüzgârı hissediyor, dizlerim kasıklarıma çekiliyor, ellerim göbeğimde, kaybettiğim bebeğimi düşünüyorum, yaklaşık bir saat önce, sokaklarda dimdik yürüyen birinin cüssesinden, eser yok.

Kitaplarını çok seviyor, her şeyi unuttuğu tek yer sayfalar, okuduğu şiirler, şiirlerden yapılmış şarkılar, şarkılardan yapılmış bir kadın. Merhaba, o benim bu arada, henüz hastaneye gitmeden, her şey şimdi o eski günleri özledim dediğim günlerdeyken söylemişti bunu. Aldım sakladım. Söylediği her söze, saklandım.

Dünya, ben gülümserken belirlen gamze kadar bir yermiş, gamze gamze yürüdüm mutfağa. Pencere kenarında karıncalanmış pirinci kumrulara döküyor. Belli ki çok erken kalkmış, kahvaltı kuş sütü eksik dediklerinden, asırlık annem hazırlayamaz bu kadarını. Bardağındaki dudak payına takılıyor gözü, arap dudağı senin dudakların diyorum, öperken öyle söyle-miyor… Ağzımı kapatıyor elleriyle, evde gene sessizlik. Beni susturmak için dokunuyor yalnızca. Susarak unutur mu insan, susarak görmezden gelinir mi?

Kalkıyor olduğu yerden, ilaçlarını götürüyorum o sırada, elinde sağlık raporu, bakıyor öyle uzun uzun… İşi bırakmak yaramadı, keşke devam etseydim diye yakınıyor. Beni bir başıma bırakmaktan korktuğunu söylüyor. Verebileceğim bir sürü cevap var, ama biliyorum ki hiç biri iyi gelmeyecek.

Ellerini tutuyorum, sıkıca, tüm yüreğimle, günlerce. Günlerce…

Sokağa çıkmaz oluyor bir süre sonra, hiçbir şey işe yaramıyor, okuduğum kitaplara ne olacak ben gidince diyor, sana ne olacak. Tepki veremiyorum, başımı omzuna yaslamaktan başka ederim yok. Göğüs kafesi iyice çöktü, tuttuğum eller kemik yığını…

Tam da anladığın üzere,

Polisler, hastaneler, sokaklar, çiçekler, kumrular, karıncalar, pirinç, şarkı,  ses, ses yok. Adam, Emrah!

Avuçlarıma otuzunda ağladı, çok şey beklemedim. Kaldırdım başını buluta doğru, üşümesin diye üzerine çiçekler diktim. Boynumdan öptü. Sevdi beni. Çok sevdi. Sevindi. Tam ben de sevdim derken gülümseyerek gitti. Yağmurlu yollar uğurladım, ıslanan her köşeye de rengârenk bir iz bıraktım, tenimden. Oturdum yazdım,  bulut oldum, yağmur ağladım.
Ne me guitte pas…


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR