Düşünce Nakli Olası mı?

Düşünce Nakli Olası mı?


Twitter'da Paylaş
0

Gökhan Güvener

Nobel ödüllü Eric Kandel'e göre –ki katılmamak zor–, insan zihnini anlamaya yönelik yüzyıllardır süren maceramızdaki en büyük katkılar ne felsefeden, ne psikolojiden, ne psikiyatriden, ne de nörolojiden (özetle zihinle ilişkilendirilen disiplinlerden) geldi. Bu konudaki en büyük katkı EEG, PET, fonksiyonel MRI gibi yöntemleri bize sağlayan fizikçilerden geldi. Yani tıp uzun yıllar boyunca hayal dahi edemediği şekilde, düşüncelerin, hareket ve davranışların beyin bölgelerine göre yol açtığı aktivitelerini gözleyebilir oldu.

Yapılan araştırmalara göre, bu yöntemlerin katkısıyla büyük bir ivmeyle ilerleme başladı ve inanılmaz noktalara ulaşıldı. Mesela Japon kökenli ABD'li teorik fizikçi Michio Kaku'ya göre, Matrix filmlerindeki gibi  (bence Total Recall ve Gora'yı da ekleyebiliriz buna) anıların, düşüncelerin, hatta birtakım fiziksel veya teknik becerilerin beyinlerimize yüklenebilmesi çok da uzun olmayan bir zaman içinde olası görünüyor.

Seattle'daki University of Washington'da konuyla ilgili yapılan çalışmalarda değerli sonuçlar alınmış. Araştırmada ilk planda amaçlananlar arasında, beyin aktivitelerinde bozulmayla seyreden şizofreni, epilepsi, depresyon hatta inmeye bağlı beyin hasarları gibi hastalıkların tedavi edilebilmesine dair umutlar da var.

Farklı ve uzak ortamlarda bulunan ve özel bir sistemle birbirine bağlanan kişiler üzerinde testler yapılmış. İlk gruba bir obje gösterilmiş, ikinci gruptan evet/hayır seçenekli sorular sorarak bu objenin ne olduğunu bulmaları istenmiş. Bir fare tıklamasıyla iletilen bu sorular birinci grup tarafından, –bir monitörün iki yanındaki evet/hayır seçenekleri için farklı frekanslarda yanıp sönen led ışıklara gözlerle odaklanarak– yanıtlanmış. Birinci grubun, yanıtlama sırasındaki beyin aktivitelerini gösteren kayıtları alınmış. Bunlar gelişmiş spesifik bir bilgisayar yazılımıyla, –özel bir başlık giyen–- ikinci gruptaki kişilere transkranial elektromanyetik uyarılarla nakledilmeye çalışılmış.

İlk gruptaki kişilerin beyinsel aktivitelerinin nakledilmesiyle birlikte, diğer gruptakilerin objeyi doğru tahmin etme oranı yüzde 72 bulunmuş. Fark edilmeyen bir plastik ayırıcı katmanla manyetik alanın zayıflatıldığı –yani bu bilgilerin nakledilmediği– kontrol grubunda ise bu oran yüzde 18'de kalmış. Sonuçların çok umutlandırıcı ve yeni çalışmaları destekleyici olduğu söyleniyor.

Zihin aktivitesi dediğimiz şey muhtemelen –hatta mutlaka– beyinin kaydedilebilir aktivitelerinden çok daha kompleks bir faaliyet. Ama hiç değilse bu yolla "bilinç" muamması ile ilgili bir çıt daha fazla bilgi edinebilme umudu çok heyecan verici görünüyor.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR