Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

26 Aralık 2022

Kitap

Gerilim Klasiği Roman Türkçe Çevirisiyle Okur Karşısında

Özlem Karahan

Paylaş

1

0


Gerilim ve polisiye edebiyatı denince ismi anılmadan geçilemeyecek yazarlardan biri Ira Levin. Henüz yirmi iki yaşındayken kaleme aldığı ve sinemaya da uyarlanan ilk romanı A Kiss Before Dying’le başladığı yazarlık kariyeri boyunca kaleme aldığı hemen her eserle ses getirdi, gerilim ve polisiye tutkunlarından övgü topladı.

Türkiye’de en çok Rosemary’nin Bebeği adlı romanıyla tanınıyor olmasının nedeni, yazarın çoğu eserinin maalesef hâlâ dilimize çevrilmemiş olması. Yine de hemen her eseri sinemaya uyarlanan yazarı sinema meraklısı okurlar en azından bu filmlerle tanıyor: Roman Polanski’nin yönettiği Rosemary’nin Bebeği’nin yanı sıra başrolde Sharon Stone’un boy gösterdiği ‘Silver’, Dustin Hoffman’lı Marathon Man, ve daha birçok sinema filminin senaryosunun ardında hep Ira Levin’in aynı adla kaleme aldığı romanlar var.

Ira Levin’in bir kitabı daha bugünlerde Türkçe çevirisiyle gerilim tutkunu okurlarla buluşmaya başladı: Stepford Kadınları. ABD’de ilk kez 1972 yılında yayımlanan ve kısa sürede büyük ses getiren roman, Seçkin Selvi’nin çevirisi ve İthaki Yayınları etiketiyle raflarda.

Kasabanın kadınlarına neler oluyor?

Romanın ana karakteri Joanna Eberhart, kocası Walter ve iki çocuğuyla mutlu bir hayatı olan, hayatını serbest fotoğrafçılık yaparak kazanan ve aile içinde eşiyle eşit bir ilişkisi olan feminist bir genç kadındır. Daha sakin ve huzurlu bir hayat sürmek için New York’taki evlerini satıp Connecticut’taki Stepford adlı küçük bir kasabaya taşınırlar. Stepford, Eberhartlar’ın aradığı her şeye sahiptir: Daha sakin bir yaşam temposu, daha geniş bir ev ve daha güvenli sokaklar… Başlarda kasabada her şey yolunda gibi görünür. Bir kere burada suç oranı şaşırtıcı derecede düşüktür, hatta yok denecek kadar azdır. Tüm aileler ilk bakışta oldukça mutlu bir hayat sürmektedir. Ancak kısa süre sonra Joanna, bu kasabada bir şeylerin ters gittiğini fark eder.

Buradaki kadınların yaşam tarzı Joanna’nın dikkatini çeker. Hepsi oldukça güzel ve bakımlı olmalarının yanında ev hanımıdır. Tüm kadınların hayatlarının merkezindeki şeyler ev işi yapmak, kocalarına ve çocuklarına bakmayı takıntı haline getirmek ve daha çok ev işi yapmaktır.

Kasabada kadınların yapabileceği hiçbir etkinlik yoktur. Buranın tek aktivite merkezi, adından da anlaşılacağı üzere kadınların katılımına kesinlikle kapalı olan Erkekler Kulübü’dür. Geldiği şehirde oldukça sosyal bir hayatı olan kahramanımız bu yeni asosyalliği oldukça garipsese de kısa süre içinde kendisi gibi sosyal hayatları, aileden ve ev işlerinden başka amaçları ve heyecanları olan iki kadınla, Bobbie ve Charmaine’le arkadaşlık kurar.

Ancak çok geçmeden Charmaine ve Bobbie’yi gizemli biçimde ‘kaybetmesiyle’ birlikte bu kasabada kadınların başına kötü şeyler geldiğine, bunun ardında Erkekler Kulübü’nün ve üyelerinin olduğuna iyice emin olan Joanna, neler olduğunu öğrenmenin peşine düşer. Bir an evvel neler olduğunu öğrenmez ya da bu kasabadan ayrılmayı başaramazsa kendisinin de kasabadaki diğer kadınlara dönüşeceğinden artık emindir ve bunu önlemek için hayatındaki her şeyi riske etmeye kararlıdır.

Dilde ve kurguda ustalık

Ira Levin, Stepford Kadınları’nda tanrı-anlatıcının dilinden yazmayı tercih ediyor. Okur her ne kadar hikâyeyi üçüncü tekil şahıs anlatımından okuyor olsa da Levin’in dil ve anlatı becerisi sayesinde olaylara Joanna’nın zihninin içinden, onun bakış açısıyla bakıyor. Okurun ana karakterle kurduğu bu biçimde bir yakınlaşmanın kesinlikle feministçe olması, yazarın incelikle gerçekleştirdiği bir diğer şey.

Dil kullanımının yanı sıra Stepford Kadınları, zaman akışıyla da bir ustalık eseri denebilir. 4 Eylül’de başlayıp Noel’in hemen öncesine kadar devam eden, toplamda dört ay süren bir hikâyeyi kurgularken yazar, tıpkı Stepford’un o düzen delisi kadınları gibi olayları zamana kusursuz bir işçilikle yerleştiriyor.

Ataerkilliği taşlayan bir roman

Levin’in hem dildeki hem de kurgudaki bu başarısı, böyle kısa bir romanın bu kadar büyük bir edebi başarı kazanmasının nedenleri olarak gösterilebilir.

Stepford Kadınları, yazıldığı yıllar da göz önüne alındığında, 1960'lar ve 70'lerin kadın özgürlük hareketlerine karşı erkeklerin ve eril dünyanın tepkisini taşlayan bir roman olarak okunabilir. Bir zamanlar kadınların özgür ve sosyal bireyler olarak türlü aktiviteler gerçekleştirdikleri bir kasabayı kadınların tek varlık amacının evleri olduğu bir kasabaya çevirmek, belki de hâlâ bazen açık bazen de üstü örtülü biçimde tüm eril sistemlerin peşinde olduğu final olabilir. Bu finalin gerçekleştiği bir dünya yaratarak gerilimin dozunun hiç düşmediği bir hikâye oluşturmak, bunu da kazananı erkekler olsa da kadınların haklı olduğu bir göz ve bakış açısıyla anlatmak bile tek başına bu romanı okumadan geçmemek için bir neden olabilir.

Bu romanın sadece feminist bir bakış ve dille yazıldığını söylemek, kapsamını eksik bırakmak olacaktır. Roman aynı zamanda ırkçılığın gündelik hayattaki yerleşik var oluşunu da başarıyla işliyor. Başta da belirttiğim gibi fotoğrafçı olan ana karakterimiz Joanna, sokakta çektiği fotoğraflardan beğenilenleri satarak para kazanan bir kadın. Joanna bir gün yine elinde fotoğraf makinesiyle sokakları arşınlar, güzel bir an yakalamanın peşinde gezerken bir sahneye şahit oluyor. Bir taksi şoförü, sokakta taksi bekleyen bir siyah adamı arabasına almayı reddederek yanından son hızla uzaklaşır. Joanna tam o anda deklanşöre basar ve o siyah adamın taksinin ardından öfkeyle baktığı an’ı yakalamayı başarır. Bu ve diğer çoğu işinde Joanna’nın sanatı, adaletsizliği bulup onu yakalayıp göstermenin peşindedir. Tıpkı bu romanın yazarının bu eril dünyada kadınlar üzerinde kurduğu ve daha da pekiştirmeye çalıştığı baskıcı gücü bulup onu bir hikâyeyle okurlarına göstermenin peşinde olduğu gibi…

Gerilim ve polisiyenin usta yazarı Ira Levin imzalı Stepford Kadınları raflarda okurunu bekliyor.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Orwell Ödülleri: Siyasi Yazıyı Sanat H..Özge Kılıçoğlu
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

M. Horton-Insch

24 Ağustos 2025

Naziler Niçin Bayeux Duvar Halısının P..

Ortaçağ’a ait böylesi olağanüstü bir nesneden arta kalan ufacık bir parça bile bulunduğunda heyecan yaratır.Bayeux duvar halısının bir parçası Mart ayında Almanya’da, Schleswig-Holstein eyalet arşivlerinde bulundu. Peki söz konusu parça..

Devamı..

Banu Yıldıran Genç: “Okur problemimiz ..

Halil Yörükoğlu

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024