Jack London’ın Muhteşem Romanı Martin Eden’dan 10 Alıntı
25 Haziran 2018 Liste

Jack London’ın Muhteşem Romanı Martin Eden’dan 10 Alıntı


Twitter'da Paylaş
0

1 Yaşanmış günler yaşanacak günlerin içinde erir, saatlerin günün içinde, haftaların ayların içinde eridiği gibi. Harcanmış günlerden insana kalan yalnızca yaşadıklarıdır. Bu yaşadıkları kayda değerse onun ruhunda, belleğinde unutulmaz izler bırakır. Günler aynı tonda geçiyorsa hayat çekilmez olmaya başlayacaktır.

2 Bir zamanlar öylesine saftım ki; yüksek mevkilerde oturan, iyi evlerde yaşayan, öğrenim görmüş ve bankalarda hesapları olan insanları saygı değer kimseler sanırdım.

3 Gizli tapınağa giden yolu bulan, ama onu izlemeyen birisi. Bir şeyler yapabilecekken, onları yapmayan ve her zaman kalbinin derinliklerinde onları yapmamış olduğu için pişmanlık duyan; yapmanın ödüllerine ve coşkusuna özlem duyan birisiyim.

Aşk inanmaktır aynı zamanda. Sevgiline gönlünü verdiğin gibi ruhunu da vermektir. Gerekirse benliğini teslim etmektir. Ruhundan ruh, gücünden güç katmaktır.Hayata gücün oranında hazırlanmaktır.

5 Onun aşk bilgisi tümüyle kuramsaldı ve o aşkı, bir çiğ damlasının nazik düşüşü ya da durgun bir suyun dalgacıkları gibi alev yalayışları olarak ve yaz gecelerinin kadife karanlığı gibi serin olarak tasarlıyordu. Onun aşk görüşü daha çok sakin, uysal bir sevgi, göksel bir sakinliğin çiçek kokulu romantik ışıklı ortamında, sevgiyle yumuşakça hizmet etmekti.

6 Hayatı boyunca sevgi açlığı çekmişti. Sevgiye hasretti. Ama hiç sevgi görmemiş ve zaman içinde katılaşmıştı. Sevgiye ihtiyaç duyduğunu fark etmemişti bile. Şimdi de bilmiyordu bunu. Sadece sevginin nasıl ifade edilebildiğini görmüş, yüreği hoplamış ve ne kadar güzel, yüce ve muhteşem bir şey olduğunu düşünmüştü.

7 Nesi vardı bu insanların böyle? Aldıkları eğitimlere ne olmuştu? Kendisinin elinden geçen kitaplara onlarda erişebilirdi. Nasıl olur da okuduklarından hiçbir şey kazanmazlardı?

8 Yaratılıştan bu yana geçen binlerce yılda insanoğlunun yukarı doğru tırmanışında nice acılarla elde ettiği bütün kazanımlar yitip gitmişti. Ağaçlarda saklanılan zamana ait iki yabaniydiler.

9 Bu kimselerin zihinlerinin yetersizliğini kitaplarda okuduğu düşünürlerin zihinleriyle ölçüyordu. Ruth'ların evinde, Profesör Caldwell dışında açık fikirli bir kimseye rastlamamıştı, onu da hepi topu bir kerecik görebilmişti. Geriye kalanlara gelince, hepsi kafasız, budala, yüzeysel, dogmatik, bilgi yoksulu insanlardı. Martin asıl, bunların cehaleti karşısında hayrete düşüyordu. Neleri vardı bu insanların? Onca eğitim nereye gitmişti? Onlar da Martin in okuduğu kitapları okumuştu. Nasıl olmuştu da o kitaplardan hiçbir şey çıkartamamışlardı?

10 Ne kadar çok uyuduğunu, ne kadar çok uyumak istediğini fark etti. Eskiden uyumaktan nefret ederdi. Uyku, hayatının en değerli anlarını çalardı ondan. Uykuya nasıl hınç duyardı. Şimdiyse hayata diş biliyordu. Hayat iyi değildi, nahoş, acı bir tat bırakıyordu ağzında. Onu korkutan da buydu. Yaşamı özlemeyen bir yaşam, bitmeye yüz tutmuş demekti.

(Jack London, Martin Eden, Çeviren: Levent Cinemre, İş, 2014)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR