Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

5 Ocak 2023

Sinema

Korkunun İçinde Kaybolan Bir Kar Filmi: Okul Traşı

Yasemin Seven Erangin

Paylaş

1

0


Amaca hizmet etmeyen tek bir planın olmayışı, yönetmenin plan sekanslardan kaçınması,filmi dinamik bir şekle sokmaya yeterli gelmiş.

Okul Tıraşı iyiliğin filmi, karşılıksız ve amasız iyiliğin filmi. Parlak ışıklar altında yüzümüze yansıyor kalbimiz üstelik bunu mercek arkasından abartmadan ve samimiyetle yapıyor. Sinemada samimiyet izleyiciyinin zor yakaladığı ama yakaladığında da bırakmadığı temel duygudur. Yılmaz Güney, Ertem Eğilmez, Nuri Bilge Ceylan ve daha adını sayamadığımız bir çok yönetmeni bırakmadığı gibi. Okul Tıraşı, bembeyaz bir örtünün altından acıyı, insanı, gerçeği can yakarak ama abartmadan anlatıyor. Oyuncuların dimdik baktığı kadraj izleyicinin içi! Ferit Karahan’ın son filmi Okul Tıraşı hem oldukça sarsıcı hem de sinemanın  insanı içine alan büyüsünü bir kez daha ortaya çıkarıyor. İlk filmi “Cennetten Kovulmak” ile En İyi Film dalında Altın Portakal’ı Ramin Matin ile paylaşan yönetmen, yeni filmi Okul Tıraşı’nı Gülistan Acet ile yazdı. Okul Tıraşı eğitim, itaat, korku, acı ve asimilasyonu büyük bir zarafet ile anlatıyor.

Doğu Anadolu’da yatılı ilköğretim bölge okulunda geçen film, on bir yaşındaki Mehmet’in (Nurullah Alaca)  hastalanması ve sonrasında oda arkadaşı Yusuf‘un (Samet Yıldız) onu iyileştirmek için okuldaki bürokrasi katmanlarını çalıştırmak için nasıl uğraştığını konu ediniyor. Ferit Karahan Berlinale’de verdiği röportajda filmin asıl konusunun “korku”olduğunu söylese de  filmin hikayesi çok katmanlı . Bir dostluk hikayesi ile başlayan film, devlet eliyle oluşturulmuş “asimilasyon”a da tırnak açıyor. Filmin  başındaki duş sahnesinde yaşadıkları bir tartışmadan dolayı öğretmeni tarafından soğuk su ile duş almaya mecbur bırakılan Mehmet, ateş içinde ve baygın bir halde hasta yatar ve kimse ne yapacağını bilmmez. Kara kaplı yollar, yatılı okulun binbir zorluğu, olmayan ilaç, olanında ne işe yaradığının bilinmemesi, şehrin uzaklığı ve dahası Mehmet’in oda arkadaşu Yusuf’u çaresiz bırakır. Bu çaresizlik durumu çocuklar üzerinde uygulanan baskıyı, kimlikleri ile ilgili yargıları ve yargılardan yola çıkılan sonuçları birçok açıdan evrensel bir dille anlatıyor. Bu yönüyle bana Micheal Haneke’nin yazıp yönettiği Beyaz Bant- Das weibe band filmini anımsattı. Haneke’nin kurduğu güçlü hikâye ile Karah’ın kurdupu hikaye güç açısından oldukça benzer. Haneke Almanya’nın ufak bir kasabasında halkı konu alan 1. Dünya Savaşı öncesi toplum yapısını incelerken Okul Tıraşı bir okulun içinden bütün bir topluma bakar. Ve baktığı yerde açık yaralar vardır. Haneke  Nazi Almanyasının savuncularını anlatırken Karahan Kürt çocuklarına uygulanan “öteki” davranışının kodlarını yazıyor. Bu bağlamda Karahan’ın oluşturduğu evrensel dil ve denge taktire değer.

Devlet açısından parasız yatılı okul önemlidir,militarist devletler  halkın sindirmeye, korkuyu yaymaya, önce buralardan başlar. Bütün hayatını okulda geçiren, geçirmek zorunda kalan öğrencilerin yalnızlığı da korku için gerçek bir sebeptir. Kışla disiplini ile yönetilenm bu okullarda asimislayon dışında öğretilen en temel duygu itaattir. Zira kimliklerinden dolayı bu bölge insanın gölge olmayı seçmesi oldukça doğaldır. Bu doğallım içinde yaratılmış korku evrenine rağmen bürokrasi oldukça hantal ve oburdur. Yusuf’un Mehmet için verdiği çaban Kafka’nın Şato romanındaki Bay K.’yı anımsattı bana. Bir türlü iletişime geçilemeyen bürokrasi saklısı. Çürüme toplumun en altından en yukarıya doğru süzülürken öğretmen öğrenciyi, müdür öğretmeni, şuybe müdürü müdürleri görmezden, duymazdan gelir ve böylece dev bir yığınak çıkar ortaya. Bu yığağın sonunda ise görülmeyen çocuklar,duyulmayan mücadeleler,yok sayılan ana diller ve ırklar vardır.

Karahan özellikle Kürt coğrafyasında yoğun olarak hissedilen otoriteyi, asimilasyonu, korkuyu deşerken hikayenin havası izleyici açısından temposu düşük bir hikayeye bırakıyor kendini. Bu tempo Yusuf’un mücadelesi büyüdükçe ve hikaye derinleştikçe yükseliyor. Filmin kendi içindeki bu ritim birçok izleyiciyi önce dağıtsada sonra hikâyenin bir parçası haline getirmeyi başarıyor.  Film bir yönüyle kara mizaha da dokunuyor, kimi zaman kahkaha ile hüngür hüngür ağlamak arasında kalmanın başarılı bir resmi  film. Herkesin boynunda asılı duran ipin herkeste başka şekil alması gibi.

Tek mekânda geçen hikaye filmin içinci yarısında revire sıkışır bun sıkışıklık izleyiciyirahatsız etmez ki zaten beyazlar içinde karanlık bir film izlediğinin farkındadır. Herkesin suçlu olduğu bu hikâyede kara bile temiz değildir,karayı örtmek büyük suçtur nitekim! Herkesin suçlu olduğu bu filmde yönetmen özellikle 16.9 format yerine daha dar bir ekran çıkışı seçerek izleyici çıkamaycağı bir kapanın içinde gezdiriyor ve bunun izleyici açısından zorlayıcı olması oldukça dikkat çekici. Filmde kullanılan tek açı, omuz kamerasının gelgitleri, dar resimlerin boğuculuğun filmin dramatik yapısında oldukça iyi hizmet eder. Film estetize açılar ile çekilseydi yaşanılan boğulma hissi hikayede sıkışır kalır ve insan bedenine geçmezdi .

Filmin etkileyici senaryosu dışında kurgusuda oldukça titizlikle yapılmış. Amaca hizmet etmeyen tek bir planın olmayışı, yönetmenin plan sekanslardan kaçınması,filmi dinamik bir şekle sokmaya yeterli gelmiş. Ki Anlatya Altın Portakal Film Festivalinde “En İyi Kurgu” ödülü alması da bu açıdan önemlidir. En İyi Film ve En İyi Senaryo yanında.

Hikâyenin teknik detaylarını bir tarafa bırakıp , oyunculukların ete kemiğe bürünmesinde benzersiz bir katkısı var elbette. Karahan çok iyi tanıdığı karakterleri ve yakıdan billdiği hikayeleri oyuncu seçimleriyle de gösteriyor. Yusuf karakterine hayat veren Samet Yıldız başta olmak üzere profesyonel olan ve olmayan tüm oyuncular adeta parlıyor.

Keyfili İzlemeler.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Emirali Türkmen ile Yayıncılık Dünyamı..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

S. E. Breitegger

7 Nisan 2025

Simyacılık

Her zaman olduğu gibi, yazdıklarına hayran olduğum için o kitapların yazarını da, Vüs’at O. Bener’i de çok merak etmiştim.Romanları değerlendirirken kullandığım öznel bir ölçütüm var. Sevdiğim romanların çoğu bende bir cümle ya da paragraf bırakır. İstemsizce o cümleyi ezberlerim, bazen iç..

Devamı..

Biri Bizi Gördüğünde Ne Görür?

Adalet Çavdar

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024