Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

20 Ocak 2025

Edebiyat

Sıkıntılı Zamanlar İçin Viktorya Dönemi’nden Beş Roman

Pam Lock

Paylaş

0

0


Hikâyeler bize, deneyimleyemediğimiz ya da deneyimlemeyeceğimiz şeylere ilişkin içgörü kazandırır.

Roman ve öykünün 19. Yüzyılda geçirdiği evrim okumayı, güzel bir yemek ve sıcak bir banyonun yanı sıra, insanoğlunun en kayda değer konfor alanlarından biri haline getirdi. Birisi bana, eline bir kitap alıp sakin bir köşede kıvrılmayı düşündüğünü söylediğinde içim onun adına huzurla doluyor – belki arka planda eşlik eden yumuşak bir müzik ve ateşin çıtırtısı. 

Belli zamanları düzenli olarak yalnız geçirmek pek çok insan için artık bir alışkanlık halini almaya başladı. Zira çoğumuz Netflix ve Amazon Prime’ın eğlenceli ancak anlamsız dünyasından sıkıldık ve kendimizi anlamlı bir şeylerin içinde bütünüyle kaybetmeye hazırız. 

Okur yazarlığın arttığı ve boş zaman kavramının ortaya çıktığı 19. Yüzyılda roman kendi dönüm noktasını yaşadı. Romanlar genellikle haftalık olarak yayımlanıyor ve okurlar her seferinde en fazla üç bölümü aynı anda okuyabiliyordu. Dolayısıyla bir romanın yeter miktarda sayıyı dolduracak kadar uzun ve derginin ya da gazetenin belli bir süre satılmasını garanti altına alacak kadar ilginç olması gerekiyordu. İşte tam da bu kombinasyon romanları, içinden geçmekte olduğumuz zor zamanlarda başvurulacak birer dayanak haline getiriyor. 

İnsanoğlu tabiatı gereği hikâyeleri sever. Beyinlerimiz dünyayı anlamlandırmamıza yardımcı olacak hikâyelerin peşine düşer. Bilgi alış verişi yaparken ya da anlayış edinirken hikâyeleri kullanarak iletişim kurarız. Robert Louis Stevenson’ın da yazdığı gibi, “Çocuklar için oyun neyse yetişkinler için de kurgu odur – kurmaca boyunca karşımıza çıkan hayali deneyimler vasıtasıyla öğreniriz.” 

Hikâyeler bize, deneyimleyemediğimiz ya da deneyimlemeyeceğimiz şeylere ilişkin içgörü kazandırır. Ve ayrıca bizleri güvende tutarlar çünkü insanoğlu tarihin en eski dönemlerinden beri hem dışarıdan gelen tehlikeleri hem de içsel çatışmaların yol açtığı hezeyanları kimi zaman dramatik kimi zamansa eğlenceli hikâyelerle anlatır. Bizler de bu hikâyeleri okur, zor zamanlarımızda kendimize nefes alacak alanlar yaratırız.

İşte içiniz sıkıldığında okuyabileceğiniz birkaç Viktorya Dönemi romanı:

Anthony Hope: Zenda Mahkûmu (1894)

Tatile çıkan ancak kendini bir anda Ruritanya’nın, hayali bir Orta Avrupa ülkesinin geçici kralı olarak bulan Londra doğumlu bir macera meraklısının, Rudolf Rassendyll’ın heyecanlı ve eğlenceli hikâyesi.

Ruritanya prensi taç giyme töreninin arifesinde kötü kalpli üvey erkek kardeşi tarafından kaçırılınca kraliyet ailesinin uzaktan akrabası olan ve prense çok benzeyen Rudolf, onun yerine geçmeye ikna edilir. 

Ustalıkla yazılmış bu canlı hikâye, Ruritanya’nın eşsiz manzaralarından geçerek gizemli Zenda Şatosu’na uzanır. Rudolf şu ana kadar karşılaştığım en pozitif roman kahramanlarından biri. Kitabı okurken içinizi umutla dolduracak. Peki ya kralın güzel nişanlısıyla karşılaştığında ve ona aşık olduğunda neler yaşanacak?

Florence Marryat: Her Father’s Name (1876)

Erkek kıyafetleriyle dolaşan palavracı maceraperest Leona Lacoste, babasının adını temize çıkarmak için Rio de Janerio’dan Londra’ya seyahat eder. 

Leona’nın ölümüne kadar varlığından haberdar olmadığı babası, İngiltere’deki bir suç ya da skandaldan kaçmış, Brezilya’daki evine sığınmıştır ve Leona bu gizemi çözmek için her şeyi göze almak zorunda kalır. 

1870’li yıllarda bir kadının tek başına seyahat etmesi çok kolay olmadığından erkek kılığına girer, gemi güvertesinde giriştiği dramatik bir düelloda kendini kanıtladıktan sonra zengin bir sanayicinin kızını baştan çıkarır. 

Wilkie Collins: Beyazlı Kadın (1859)

Sansasyon ya da muamma romanı olarak bilinen yeni bir tür hikâyenin öncüsü sayılan ünlü gizem. 

Walter Hartright, gece yarısı aniden Londra sokaklarında beliren beyaz elbiseli, gizemli kadını görünce irkilir. Kadın ondan bir yeri tarif etmesini ister ve Walter da güvenli bir şekilde gidebilsin diye kadına bir taksi bulmaya karar verir.

Yolda kadının, kendisinin resim öğretmeni olarak işe başlayacağı kasabadan geldiğini öğrenir. Ancak bu gizemli kadının ve Limeridge’deki ailenin hayatını nasıl dönülmez bir biçimde değiştireceğinden henüz haberdar değildir. 

Bram Stoker: Drakula (1897)

Film ya da dizi uyarlamalarının sizi kandırmasına izin vermeyin. Bu hakikaten çok iyi bir roman. Mina Harker ve Abraham Van Helsing önderliğinde Kont Drakula’nın izini süren maceraperestler Viktorya Dönemi toplumunun hani neredeyse birebir yansıması. 

Romanda anlatılan hikâyeyse bütünüyle kaostan bir düzen yaratmakla ilgili. Mina Harker’ın huzurlu yaşamı, nişanlısı Jonathan Harker’ı şatosuna hapseden ve tuhaf hastalıklarla mücadele eden yakın arkadaşı uyurgezer Lucy Westenra’ya bir görünüp bir kaybolan Kont Drakula’nın tehdidi altındadır. Nihayetinde Mina’nın varlığı, Kontu alt edebilmek için bir araya gelen beş kişinin tek dayanak noktası haline gelir. 

Hikâye, Mina’nın onlara aktardığı olaylardan, günlüklerden, kesitlerden, haber ve mektuplardan oluşur ve romanın en çarpıcı yanı bu kadar parçalı bir anlatıdan muazzam bir bütün oluşturması, üstelik bu bütünün gayet anlaşılır olmasıdır.

Charlotte Brontë: Jane Eyre (1847)

Jane Eyre, doğru olduğuna inandığı şeyler için savaşır. İster kendi iyiliği için olsun ister başkalarının, kendisinden çok daha güçlü olan figürlerin karşısında durur. 

Yetim kalan ve teyzesi tarafından reddedilen Jane, hayırseverlerce işletilen bir okuldan öğretmen olarak mezun olur ve zengin olduğu kadar da insan düşmanı olan Mr. Rochester’ın vesayetindeki Adele’in mürebbiyesi olarak işe alınır. 

Jane tuhaf bir biçimde Mr. Rochester’a aşık olmaya başlar ama Rochester’ın tavan arasında saklı tutmaya çalıştığı, oldukça önemli bir sırrı olduğunu keşfedince kurmaya çalıştığı dünya bir anda alt üst olur. 

Eminim fark etmişsinizdir, buradaki kitaplar genelde mutlu sonla bitiyor. Mesela aralarında karmaşık karakterleriyle ilgi çekici hikâyeler kuran ama öte yandan kurguladığı hikâyelerle insanı huzursuz eden George Eliot ya da mutlu son denince aklımıza gelebilecek son isimlerden olan Thomas Hardy yok – yayıncı Andy Hamilton, Hardy’nin kitaplarında mutlu son görmek isteyen bir okurun kitapları sondan başa doğru okuması gerektiğini söyler. 

Bazıları eski, hepimizin aşina olduğu romanlar, bazılarıysa az bilinen ama bir o kadar da keyifli olanlar. Elbette noksansız bir liste değil. Amacım yalnızca yenilerini keşfetme yolculuğunda sizlere ön ayak olabilmek. 

Çeviren: Fulya Kılınçarslan

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Jorge Luis Borges’in Kütüphaneniz İçin..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Semih Gümüş

24 Kasım 2025

İmralı Tartışması, Dem Parti, CHP ve M..

Süreçte iktidar tarafından bugüne dek somut bir adım atılmamış oluşunu hatırlatanlara karşı, “Onun da zamanı gelecek” demek süreci toplumsallaştırma ve açıklık çizgisinin dışına çıkmaktır. Adeta ortalığa bir ateştopu yuvarlandı ve onun gidip CHP’..

Devamı..

Frankenstein’dan Drakula’ya Ölümün ve ..

M. R. Granatino

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024