Murat Uyurkulak: “Yazarlık kimliğine bürünmedim.”

Murat Uyurkulak: “Yazarlık kimliğine bürünmedim.”


Twitter'da Paylaş
0

uyurkulakicTol’un çok çarpıcı bir roman olarak karşılanması seni şaşırtmış mıydı? Evet, ziyadesiyle şaşırttı. Müge (Sökmen) ile kitabı matbaaya gönderdikten sonra, hiç satmayacak ve görülmeyecek bir kitap yayımladığımız için birbirimizi tebrik etmiştik. Bir ilk romanın büyük ilgi görmesi genç bir yazarı nasıl etkiler? Ciddi bir ağırlık. Hissetmezlikten gelmeye çalışıyorsun, numara yapıyorsun, ama orada öylece duruyor, tedirgin ediyor. Har’da bu tedirginliğe bir bölüm ayırmıştım. Har da beğenildi ama dilini çok zorladığı söylendi. Ne dersin? Öyle söyleniyorsa doğrudur. Ben yazdıklarımla ilgili nesnel değerlendirmeler yapamıyorum. Başkaları söylediğinde, yazdığında, anlattığında ben de ne yapmış veya yapamamış olduğumu öğreniyorum. Bazuka’daki öykülerin sana sorulsa nasıl anlatırsın? Bunca şahane öykücünün var olduğu bir ülkede ben kendi yazdıklarımı “hikâye talimleri” veya “hikâye denemeleri” diye nitelemeyi tercih ederim. Gezi seni nasıl etkiledi? Müspet etkiledi. Gençleri her zaman severdim, onlara güvenirdim, “zamane gençleri şöyle böyle” diyenlere zerre kulak asmazdım. Onlara sevgim ve güvenim daha da arttı. Zaten bir bütün olarak birbirimize sevgimiz ve kendimize güvenimiz arttı. Afili Filintalar ayrılığı baştan belli değil miydi? Değildi. Önemli bir diyalog zemini olarak görüyordum. Daha önce ayrılmak istedim, ama sebebi fikir ayrılıklarından ziyade, benim görünür olmaktan tedirginlik duymam, sayfayı açınca suretimi görmekten rahatsızlık duymamdı. Velhasıl gelinen noktada bazı isimlerle aynı zemine basmam mümkün olmaktan çıktı. Olsun, böylece iktidarın nasıl çürütücü bir nane olduğunu bir kez daha görmüş olduk.

Yeni roman: Merhume

Yakında gelecek bir kitap varsa, söz eder misin? Adını şimdilik “Merhume” diye andığım bir roman yazıyorum... Epey ilerledim... Tünelin ucunda ışığı gördüm sanki. Niçin az yazıyorsun? Yazarlığı bir meslek olarak kabul etmedim, yazarlık kimliğine bürünmeyi de tercih etmedim. Başka mesailerden para kazanıp, yazmayı kapalı devre bir mesai olarak sürdürmek istedim. Bunun yanında, özgüven krizleri, vakit darlığı, aşırı titizlik derken aradaki süre uzuyor. Her yazdığını yayımlayacaksın diye bir kaide de yok zaten. Para kazanmak için yaptığın işler edebiyattan çalıyor mu? Çalıyor elbet, ama bu konuda yakınmaya hakkım yok, zira bunu ben tercih ettim. İki yılda bir kitap yayımlamaya mecbur olmamak, onun verebileceği bağımsızlıktan ve özgürlükten feragat etmemek istedim. Murat Uyurkulak hangi yazarları seviyor? O kadar çok ki... Yapmayı en çok sevdiğin iş nedir? Sofra kurmak, masanın etrafına dostları toplamak ve sabahlara kadar müzik dinleyip, şarkı söyleyip, rakı içip sohbet etmek.

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR