Hintlilerin uzun ve sağlıklı yaşam geleneği olan Ayurveda sürekli değişim halindeki istatistiki verilere göre şekillenmez.
Bakış açısını kavradığımız takdirde Ayurvedayı öğrenmek kolaydır. Açık, sade ve nettir. Gayet basit bir bakış açısıyla insanın nasıl sürekli sağlıklı bir yaşama sahip olabileceğini anlatır. Mantığı doğrusaldır. Önce uyumun holistik yapısını aktarır, ardından sanatsal bir ifadeyle uygulama yöntemlerini sunar. Sanatsal yönü yorum faaliyeti gerektirmesinden gelir. Bilincin bütünlüğüne ilişkin bilgiyi verdikten sonra adanmış içgörü ve meditasyon aracılığıyla yaşamı ve ötesini yorumlamamız için bizi serbest bırakır. Bu nedenle yapılması gereken tek şey, Ayurvedanın kendini nasıl bir bakış açısıyla ifade ettiğini anlayabilmektir.
Hintlilerin uzun ve sağlıklı yaşam geleneği olan Ayurveda sürekli değişim halindeki istatistiki verilere göre şekillenmez. İnsanı ve doğayı bir bütün olarak ele alır, zamandan bağımsız arıtılmış bir rehberlik sunar.
Ayurveda dünya üzerinde kaydedilmiş en eski Hint-Avrupa dili olan Sanskritle yazılmıştır. (Ayurvedanın hiyerarşik indiriliş hikâyesini detaylarıyla öğrenmek için Ashtanga

Hridaya’yı okuyabilirsiniz.) Rişiler, yani hakikat bilgisine vâkıf olmuş aydın kişiler yoğun meditasyon süreçleri sonunda evrensel üst bilincin tezahürlerinin derinlemesine idrakine varmış ve buradan özümsedikleri bilgileri Sanskritle ifade ederek ölümsüzleştirmişlerdir. Rişiler evreni dokuyan mutlak varoluşun yaradılışın her aşamasında nasıl büyük bir ahenkle akışta olduğunu, bu akış halini mümkün kılan kutuplaşma prensiplerinin devinimini ve bütün bunların yaşamdaki devamlılığın tek kaynağı olan evrensel bilinçten geldiğini anlamışlar, ardından bu bilgilerin hiyerarşik bir düzen içinde bizlerin sınırlı şuur alanına ulaşmasını sağlamışlardır.
Ayurvedayı görselleştirerek anlatmak için başvurulan mitolojik varlıkların en ünlüsü, aynı zamanda Hindu devalarından biri olan Dhanvantari’dir. Puranalar’da Ayurveda Tanrısı olarak bahsi geçen Dhanvantari bilginin ilksel kaynağını simgeleyen süt denizinden yükselir. Boynunda baharatlar ve tılsımlar taşıyan bu dört kollu göksel varlık bir elinde bitkilerden alınan şifalı özün (soma) dövüldüğü havanı, bir elinde Ayurveda parşömenlerini, bir elinde ölümsüzlük içkisi amritayı taşırken dördüncü ve son eliyle de insan soyunu kutsar. Bugün bile dünyanın her yerinde Ayurveda uzmanları ve pratisyenleri Dhanvantari’nin kutsamasını almadan tedaviye başlamazlar.
Ayurvedanın en eski literatürü Hinduizmin kutsal metinleri olan Vedalar’dır. Binlerce yıl önce kaleme alınan Vedalar Rigveda, Samaveda, Yajurveda ve Atharvaveda olmak üzere dört temel metinden oluşur. Ayurveda ise derlenmiş bilgiler bütünü olan bu metinlerin tamamında parça parça verilir. Zaman içerisinde Ayurvedaya ilişkin bilgiler Charaka Samhita ve Sushruta Samhita adı altında iki ayrı ekole ayrılmış ve günümüze kadar gelmiştir.
Charaka Samhita Ekolü
Bilinen en eski Ayurveda metnidir. Öyle ki Hipokrat Yemini’nin tamamı bu metinlerde mevcuttur. Tıbbi bilgiler oldukça detaylı biçimde aktarılmıştır. Bu bilgiler arasında fizyolojik tanımlamalar, hastalık etkenleri, hastalıkların kökeni ve gelişimi, tanı koyma yöntemleri, tedavi usulleri, reçeteler, önleyici tedbirler ve uzun yaşam sırları yer alır. Bunlara ek olarak Jyotish (Vedik astroloji) hakkında da detaylı bilgi verilir.
Ayrıca bu metinlerde Darşana (Hint felsefe okulları) olarak bilinen altı temel felsefe de (Sankhaya, Yoga, Nyaya, Vaisheshika, Mimamsa ve Vedanta) anlatılır. Ayurvedanın gerçek anlamıyla kavranıp uygulanabilmesi için bu altı Darşananın bilinmesi gerekir, çünkü Ayurveda yalnızca bir bilim değil, aynı zamanda bir inanç ve felsefi bir oluşumdur. Kutsal kabul edilen konular Ayurvedada algı kapılarını açmak ve mistik bir ortam sağlayarak iyileşme sürecini başlatmak için kullanılır.
Sushruta Samhita Ekolü
Dhanvantari Ekolü olarak da bilinen cerrahlar okuludur. Bu ekolün ele aldığı konular arasında cerrahi ekipmanlar, apse sınıflandırmaları, yanıklar, yaralar, kırıklar, organ kopmaları (amputasyon), plastik cerrahiyle oral ve rektal cerrahiye ilişkin Ayurvedik anatomi açıklamaları bulunur.
Günümüzde okunması önerilen kitaplarsa Charaka ve Sushruta’dan epey sonra, “Ne lafı uzatıp detaya girdik ne de temelleri atladık” sözleriyle kaleme alınmış kısa derlemelerden oluşan Ashtanga Hridaya ve Ashtanga Sangraha’dır. Her iki metin de bilinen en eski tıp sistemini özetleyen birbirinden kıymetli bilgiler içerir.






