[button]Deniz Gündoğan İbrişim[/button]
Türk modern şiirini eleştirel ve felsefi zeminde buluşturan Modern Türkçe Şiir Antolojisi ele aldığı şairler, şiirler, kültürel ve politik göndermeler açışından kanonu yeniden düşünmemize olanak sağlıyor.
Günümüzün önde gelen şair, dergi editörü ve eleştirmenlerinden Orhan Kahyaoğlu’nun uzun çalışma yıllarının ve emeğinin ürünü olan
Modern Türkçe Şiir Antolojisi: 1920-2000 iki cilt olarak Ayrıntı Yayınları'ndan geçtiğimiz günlerde çıktı. Antoloji, yirminci yüzyılda ülkemizde yazılmış Türkçe şiirin çok geniş bir panoramasını sunarken, alışılagelmiş antoloji kurgularının dışında incelikli bir seçicilikle düzenlenen beş alt kitaptan ve her alt kitap için Kahyaoğlu'nun şiir ve poetika sorunları üzerine yazdığı incelemelerden oluşuyor. Kahyaoğlu'nun derlediği
Antoloji, 2001 yılında yayımlanan Mehmet H. Doğan’ın antolojisinden bu yana on dört yıldır yayımlanan ilk antoloji olma özelliğine de sahip. Bu anlamda modern şiir açılımlarının, farklı dönem, dil ve anlam dünyalarının izini sürmek açısından da büyük bir boşluğu dolduruyor. Kahyaoğlu,
Antoloji'yi titizlikle hazırlarken, her dönemin çerçevesini ve poetikasını çiziyor. Dolayısıyla
Antoloji aslında eleştirel antoloji boşluğunu da dolduracak nitelikte.
İki ciltlik
Antoloji Cumhuriyet dönemi şairlerini odağına alırken, Türk şiirinin seksen yılına üçüncü göz oluyor diyebiliriz. Alt kitaplar 1920-1940, 1940-1960 I. cilt, 1960-1980, 1980-2000 II. cilt olarak ayrılmış. Kahyaoğlu, Türk modern şiirinin bu tarihler arasındaki biçimleniş ve gelişimini gösterirken, Türkçe şiirin açılımı ve seyrinde önemli sayılan akımları, ve eğilimleri inceleniyor. Örneğin, “şair seçkisi” diye adlandıran ve her kitap altında tasarlanmış tarih-yazımsal alt kategorileri eleştirel gözle yeniden okuyup anlamlandırmamızın yolunu açıyor.“1920-40: Aruzdan Kopmayan İki Modern Şair”, “1940-60: Giz ve Düşüncenin Kuşatıcılığı İçinde Doğan Şiirler”,“1970-80: 1970’li Yıllarda Yoğunlaşan, Çeşitlenen Farklılaşan Toplumcu Şiir Çizgisi”,“1990-2000: Yüzyıl Tamamlanırken Modern Türkçe Şiir Çeşitleniyor, Şairleri Yalnızlaşıyor” gibi başlıklar Kahyaoğlu'nun seçkilerinden sadece birkaçı.
Antoloji'de genel hatlarıyla, Yahya Kemal ve Ahmet Hâşim ile başlayıp Gülten Akın’a, Turgut Uyar’dan Lâle Müldür’e, Sezai Karakoç’tan Cahit Zarifoğlu’na, Ahmed Arif'ten Ahmet Erhan’a, küçük İskender’den Şeref Bilsel’e, Bejan Matur’dan Nilay Özer’e değin farklı eğilim ve kuşaklardan yaklaşık 200 şairden seçilmiş geniş bir şiir külliyatı sunuluyor okura. Kahyaoğlu’nun, daha önce antolojilere alınmamış olan Mustafa Irgat, Salih Ecer vb. şairleri de ele aldığını görüyoruz. Kahyaoğlu, 90’lı yılları ise bölümlere ayırmıyor, çünkü bu dönemde çok çeşitli bir şiirin yazıldığını dile getiriyor. Ancak bu döneme ilişkin incelemesinde tematik bir kurguyla, bu dönemin şiirlerinin varlık sorunuyla nasıl ilgilendiğinin vurgusunu yapıyor. Bu noktada şair ve şiir seçkileri felsefi bir zeminde kendilerine daha sağlam yer buluyor. En sonunda da 2000’lerin şiiri üzerine hem geçmişin hem de bugünün kimlik politikasını ve zamansallığını içeren sıkı dokunmuş bir değerlendirme yer alıyor.
İlkin, Türkçe şiirin modern-öncesi döneminden miras kalan yeni bir dil anlayışı çerçevesinde oluşmaya başlayan eğilim ve akımların gelişimini "Giriş" metninde genel hatlarıyla ortaya koyuyor Kayhaoğlu. Giriş’i takip eden söz konusu beş alt kitapta ise tüm bu aşamaları ayrıntılı biçimde inceliyor; söz konusu şairleri her tarihsel süreç karşısındaki konumlarıyla tasnif ederek irdeliyor. Ancak
Antoloji'de alışıldık, kronolojik bir sıraya rastlamıyoruz. Aksine, şiirleri şiirimizde görülen eğilimlere, topluluklara göre öbeklendiriyor Kahyaoğlu. Bu tutum bir edebiyat eleştirisiyle tarihin yeniden yazımının kesiştiği özel yerleştirmeye ve elbette seçiciliğe tekabül ediyor. Kahyaoğlu bu tutumunun gerekçesini aslında "Önsöz"de şöyle anlatıyor:
“Şairin ideolojisinin ne olduğu değil; dil, biçim, biçem ve söyleyiş tarzlarının özgünlüğü hepsinin üstünde bir kıstas biçim için. Bu noktada, kendi ideolojimizle örtüşmeyen birçok şairi şiirlerinin önemi dolayısıyla Antoloji’ye aldık. Bu yüzden de, poetik olduğu kadar ideolojik-toplumsal eğilimleri kıstas aldığımız sınıflandırmalar da oldu.” Kahyaoğlu bu sözlerle yeniden yapılandırmanın ve tarih yazımının antoloji hazırlamadaki önemini de vurguluyor.
Ne var ki böylesi bir seçki yapmak kolay değil. Nihayetinde antoloji hazırlamanın dayandığı nokta kimin ya da bu bağlamda hangi şairlerin seçilerek nasıl kurgulanıp yerleştirileceğine, başka deyişle karşılaştırmalı bir seçiciliğe dayanıyor. Kahyaoğlu özellikle "2000-2010: Modern Türkçe Şiirin Durumuna Dair Genel Bir Değerlendirme” yazısında yakın tarihli seçki yapmanın zorluğunu belirtirken, antolojinin tasarımı içindeki olası sıkıntılara da gönderme yapıyor. Ancak bu on yıllık dönemi değerlendirmenin kanon(lar) oluşumu, olası politik ve kültürel göndermelerin ulaşacağı çok yönlü alanlar açısından öneminin altını çiziyor. Öyle ki, antolojiler öznelere, ideolojilere ve kanonlara ikircikli biçimde bir güç alanı açar. İkircikli diyebiliriz, çünkü antolojiler hazırlandığı seçicilik ve yerleştiriciliğe göre öznelerin, ideolojilerin ve kanonların iktidarını da sarsabilir. Antolojilerin gerçekte değişken sonuçları olabilir ve her antoloji içinde bir söz ya da yükümlülük barındırır. İşte belki de tam bu nedenle 2000-2010 yılları arasındaki dönemi atlamayıp, genel bir değerlendirme yapmanın gerekliliğini anlatıyor bize Kahyaoğlu. Antolojiyi bir taahhüt olarak anlarsak eğer, Paul Auster'ın
Açlığın Sanatı'ndaki şu sözleri çok anlamlı gelebilir okura: "Antolojiyi derlediği konular üzerine son söz olarak nitelendirmekten vazgeçmeliyiz. Antoloji ilk sözü söyler ve biz yeni bir alanın eşiğindeyizdir artık." (1992:200). Kahyaoğlu modern Türk şiirini yeniden ziyaret etmektense nicedir beklenen o ilk sözü söylemiş sanki. Böylece modern Türkçe şiirinin dünü, bugünü ve geleceği arasındaki ilişkilerin, çelişkilerin ve karşılaştırmalı anlamlandırmalarımızın sınırları genişlerken, kanonu yeniden düşünmemiz için eleştirel bir orta alan açılır.
Kaynakça
Orhan Kayhaoğlu,
Modern Türkçe Şiir Antolojisi:
1920-2000, İstanbul: Ayrıntı Yayınları, 2015.
Paul Auster,
The Art of Hunger: Essays, Prefaces,Interviews, Penguin Books, 1992.