Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

16 Mayıs 2026

Edebiyat

Balzac’ın İnsanlık Komedyası ve Hinduizm

Harsh Trivedi

Paylaş

0

0


19. yüzyıl romancılarından Honoré de Balzac kelimenin tam manasıyla gerçek bir Fransız, gerçek bir Katolik ve eşi benzeri olmayan bir gözlemciydi. Her ne kadar gözüne çarpanlar genellikle toplumun materyalist yönleri olsa da, dünyaya olan bakışı ve etrafında olup bitenleri kavrama biçimi tıpkı Hindulara benziyordu.

 

Balzac 18. yüzyılın  son yılında doğdu. Kariyerine başladığı esnada Avrupa edebiyatı dönüşüm geçiriyor ve bir önceki yüzyılın Aydınlanmacı soyutluğundan uzaklaşıp gerçekçiliğe yöneliyordu.  Fransız romancı Stendhal’ın da içinde olduğu bir grup realist yazar sürekli insanlık durumunu anlamanın öneminden bahsediyor, bunun için öncelikle yerel geleneklerin, politik baskıların, ekonomik kısıtlamaların ve insanın iç dünyasının anlaşılması gerektiğini savunuyordu.  

Balzac’ın eserleri, edebiyat anlayışında yaşanan bu dönüşümün en çarpıcı örnekleri arasındaydı. Devasa eseri İnsanlık Komedyası (1829-1848) tamamı birbiriyle bağlantılı yüz farklı öykü ve romandan oluşuyordu. Balzac’ın bu eserle amaçladığı, Fransız toplumunu hep alışılageldiği gibi tepeden bir bakışla ele almak yerine karakterlerin tek tek özel yaşamlarına sirayet etmek ve farklı bir toplum portresi ortaya koymaktı. 

Eserinin önsözünde, “Asıl yazar Fransız toplumu, ben yalnızca onun sekreteriyim,” der ve toplumu farklı türlerin bir arada yaşamaya çalıştığı zoraki bir hayvanat bahçesine benzeterek gerçek dediğimiz olgunun ancak bu türlerin detaylı bir envanterinden elde edilebileceğini belirtir: “Bir prensin, bir bankerin, bir sanatçının, bir vatandaşın, bir rahibin ve yoksul bir insanın kıyafetleri, konuşmaları ve tavırları birbirinden tamamen farklıdır ve bu gibi detaylar medeniyetin her aşamasında değişkenlik gösterir.”

Kendi düşünceleriyle paralel olarak Goriot Baba’nın giriş bölümünde yalnızca kasvetli bir pansiyon ortamını tasvir eder. Mekândaki düzeni, eşyaları ve hatta kokuları detaylı betimlerle aktarırken aslında tasvir ettiği şey, pansiyon sakinlerinin ahlaki, sosyal, ekonomik ve fizyolojik durumlarıdır. 

Sönmüş Hayaller’de ise Paris basınını, taşrada ayakta kalmaya çalışan matbaaları ve edebi şöhretin acımasız dinamiklerini ele alır. Basit bir yeleğin kesiminden kâğıt fiyatlarına ve sosyetenin toplandığı salonların dekorasyonuna, bütün detaylar toplumu anlamak için ince ince seçilip alınan verilerdir. 

Fakat her ne kadar Balzac’ın çalışmaları belli başlı nitelikler üzerinden gruplandırdığı karakter tipolojilerine göre ilerlese de, aynı kategorideki hiçbir karakter birbirine benzemez. Bu durum da evrensel arketipler içinde bireyselliğe ne ölçüde önem verdiğini ortaya koyar. 

Gustave Flaubert, Émile Zola, Charles Dickens ve Leo Tolstoy’un da içinde olduğu öteki romancılara göre de toplumu anlamanın yolu bireyi anlamaktan geçer ancak hiçbiri bu meseleyle Balzac kadar sistematik bir biçimde ilgilenmez. Daha yazmaya başladığı ilk zamanlardan beri onun amacı, topluma dair karmaşık detaylar hakkında fikir sahibi olmak ve bu yolla toplumu derinlemesine tanımaktır. 

Balzac’ın mandalası

Balzac’ın izlediği bu yöntem, Hindu felsefesinin merkez düşüncelerinden birine benzer. M.Ö. 8. ve 6. yüzyıllar arasında yazılmış Chandogya Upanishad’da yer alan “tat tvam asi” (senin olduğun, sen o’sun) formülü, bireysel benliğin (ātman) evrensel özle (brāhman) birbirine eş olduğunu söyler. Yani evreni anlamak, ancak evrenin benliğin ta kendisi olduğunu idrak etmekten geçer. Tanrı Krishna’nın, “Ey Gudakesha, bütün canlıların kalbinde oturan Öz benim. Bütün varlıkların başlangıcı, ortası ve sonuyum,” dediği kutsal Hindu metinlerinden Bhagavad Gita da benzer bir yaklaşım sunar.

Balzac elbette Hinduizm konusunda bir uzman değildi ama İnsanlık Komedyası’ndaki karakterlerinden biri (Louis Lambert) bu konuyla ilgili konuşmaktan geri durmaz:

 

“Tibet’te, İndus Vadisi’nde, Ganj’ın geniş ovalarında gözünü yaşama açan Şiva, Vişnu, Brahma dinleri, insanlığın bu ilk üç dini İsa'dan birkaç binyıl önce Hint Trimurti’sini  kabul ederek savaşlarını bitirmişler. Trimurti bizim kutsal üçlümüzün karşılığıdır.” (Louis Lambert, Çev. Oktay Rifat-Samih Rifat, İş Bankası Kültür Yayınları, Sf.76)

 

Aslında hayli yanlış bir iddia çünkü karakterin “Şiva, Vişnu ve Brahma dinleri” olarak adlandırdığı inançlar birbirinden ayrı dinler değil, Hinduizm içinde yer alan ve birbiriyle ilişkili olmanın yanı sıra birbirinin tamamlayıcısı olan akımlar. Bu akımların Trimurti anlayışını benimseyerek kendi içlerindeki farklılıkları nihayete kavuşturdukları ve bunun da Hristiyanlık’taki Teslis inancının kaynağı olduğu iddiasıysa Hinduizmi bütünüyle yanlış kavrayan ve onu hatalı bir biçimde Hristiyanlığın çerçevesi içine sığdırmaya çalışan oryantalist düşüncenin yanılgılarından biri. 

Fakat bu yanlış okuma, mevcuttaki yapısal benzerliği olduğundan daha ilginç hale getirir.  Balzac, Hinduist fikirlerden faydalanmaz ama kullandığı yöntem onu kendiliğinen Hinduizme yaklaştırır. İnsanlık Komedyası, tıpkı mandalalar gibi ufak detaylardan oluşur ve neticede çok katmanlı bir evren haritası çizer. 

Mandalalar Hindu geleneğinde yalnızca birer simge değil, aynı zamanda evrenin kutsal şemalarıdır. İlerleyen dönemlerde Hindu kozmolojisi, benlikle birlikte ilahi olanı da merkezine alan bu karmaşık desenleri meditasyon için bir araca dönüştürür. Mandalalar düzenli bir bütünün özüne kutsal bir merkez yerleştirir ve evrenselin, tikelin içinde gömülü olduğunu ima eder. Her bir parça bütünü yansıtırken merkeze giden yol, aslında detaylar üzerinden içeriye yapılan bir yolculuktur. 

Balzac’ın çalışmaları da benzer bir işleyişle ilerler. İnsanlık Komedyası’ndaki düzen tek bir felsefi düşünceden değil, toplumsal varoluşun birbiriyle iç içe geçmiş unsurlarının haritalandırılmasından meydana gelir ve tıpkı bir mandala gibi gözlemciyi (okuru) içeriye bakmaya çağırır. Bu bazı metinlerde karşımıza bir pansiyon olarak çıkar bazı metinlerdeyse karakterlerin tavırları, tutumları, güdüleri. 

Balzac, İnsanlık Komedyası’nı nasıl kurguladığını şu sözlerle izah eder: 

 

“O dönem karşınıza çıkabilecek, göze çarpan binlerce karakteri betimlemek hiç kolay bir iş değildi. Her birinin ait olduğu yaşamın ayrı bir çerçeveye, ayrı bir galeriye ihtiyacı vardı. Dolayısıyla bütün bir çalışmanın özel yaşam, taşra yaşamı, Paris yaşamı, politik yaşam, askeri ve kırsal yaşam şeklinde bölümlere ayrılması gayet doğal bir sonuç. Nihayetinde bahsettiğim bu her bir yaşam kendine özgü bir anlam taşır ve insanlık tarihinde de belli bir döneme karşılık gelir.”

 

Bu açıdan bakıldığında Balzac’ın realizmi yalnızca betimleyici olmakla kalmayıp mimari de bir nitelik taşır ve modern toplumun edebi mandalası olarak nitelenebilir. Hindu mandalalarıyla olan bu yakınlık, içinde iki binden fazla karakter barındıran İnsanlık Komedyası’nın Hinduizm’e özgü bir bilgi edinme biçimine sahip olduğunu gösterir: Kişi ancak kendi iç dünyasını bilirse dünyayı bilebilir. 

Balzac’ın Katolik dünya görüşü, ahlaki ders vermeye meraklı anlatıcısı ve ansiklopedik bilgilere olan tutkusu onu sıkı sıkıya 19. yüzyıl Fransa’sına bağlar. Fakat Hinduizme özgü içsellikle kurulan bu yakınlık düşünüldüğünden çok daha derin bir anlam taşır. Onun bu büyük gerçekçi romanı, materyalist dünyayla olan bağlarına rağmen oldukça derinlikli bir anlayışın parçasıdır: Evreni, benlikten başlayarak anlamaya çalışmak. 

 

Çeviren: Fulya Kılınçarslan

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Kemal Tahir'i Yeniden Okumak, Yeniden ..Doğan Hızlan
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

S. G. -. J. Smith

25 Kasım 2025

Roman ve Öyküde Karakter Gelişimi

Kurgusal metinlerdeki karakterlerin gerçek yaşamda karşılaştığımız insanlara benzemesi ancak inandırıcı bir karakter gelişim süreciyle mümkün. Hikâyeler insanları anlatır – ana karakter bir kedi, bir ağaç ya da başka bir varlık olsa bile. Büyük eserlere imza atan isi..

Devamı..

Batı Dünyasını Şekillendiren İznik Kon..

F. Butler-Gallie

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024