Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

10 Temmuz 2020

Öykü

Nuriye ya da Nuriş

Neslihan Sezgin

Paylaş

1

0


Bileklerinin üzerinde, dirseklerinin biraz altındaydı pis su. Dakikalardır kalp masajı yaptığı lavabodan çekti ellerini. Rulo havludan kopardığı birer parçayı yapıştırdı tenine. Kollarındaki yağlı damlacıkları emen kâğıtları, avuçlarında sıkıp minik topçuklar halinde tezgâhın üzerine fırlattı. Nuriye masanın en ucundan sessizce izliyordu.

Bir şişe sodayı tek nefeste midesine indiren biri gibi kükredi lavabo. Tıkanıklık açıldı. Salatadan artan domates ve salatalık küpleriyle bir tavuğu doyuracak kadar pirinç, birbirine değmeden dönmeye başladı girdabın içinde.

“Bak ne diyeceğim Nuriye!” dedi kadın. Nuriye ateşler içinde yanan bedenini ferahlatmanın derdindeydi. 

“Mutlu muyum dersin? Yiyecek ekmeğin, yatacak yerin ve nefesin varsa şükret diyorlar! Doğru mu sence?” 

Kadın pek oralı olmayan arkadaşına baktı göz ucuyla. Nuriye her bakımdan tam kıvamındaydı. Olması gerektiği gibiydi varoluşu. Ne katı ne yumuşak. Ne çok beyaz ne de kavruk bir esmer. Sonra kendi pütürlü tenini düşündü. Uzun zamandır parmaklarına olmayan eski yüzükleri geldi aklına. 

“Bu parmaklar ne yapsın Nuriye! Görüyorsun işte!” derken, elini lavaboya daldırıp giderde birikenleri topladı. Musluğu açıp ellerini güzelce köpükledi ve içini dökmeye devam etti .

“Şükredemiyorum. Bir boşluk var. Dolmuyor. Yeni bir şeyler oluyor da ne oluyor! Aklıma esen, eskiyor bir anda. Oluyor mu yeni şeyler Nuriye? Emin olamıyorum ki! Belamı istiyormuşum ben, öyle diyor benim herif! İstiyorum sahiden. Anlamıyor. Sen anla Nuriş! “”Nuriş”” diyebilir miyim?”

Ocağı yaktı kadın. Çaydanlığı koydu güzelce ateşe. Demliği, az önce temizlediği lavaboya boca etti. Kadın seviyordu tıkanan şeyleri demek ki! Taze çayla doldurduğu demliği çaydanlığın üzerine bıraktı.

“Benim herif seni çok seviyor Nuriş. Kadınlar için aynı şeyi söyleyemem bak! Onlar seni bir tehdit olarak görüyor. Bir bakıma haklılar ama ben görmüyorum. Sayende az da olsa mutluluğu tadıyorum. Sen gelince ayaklarımdan yukarıya karıncalar yürüyor. Bir hoş oluyorum. Güzel bir şey, çok güzel hem de. Nadiren oluyor güzel şeyler. Benim herif şaşırıyor. Kıskanmıyor, merak etme! Ben de onu kıskanmıyorum çoktandır. Kimselere anlatmıyorum seni. Kalabalık yerlerde denk geldiğimiz oldu ya hani; ben seni görmezden gelmiştim. Kusura bakma ne olursun. Utanıyorum! Ama senden değil sakın ha. Kendimden Nuriş. Ben her buluşmamızın sonunda pişmanlık ve utanç içinde kahrediyorum. Allah affetsin!”

Nuriye, sessizdi. Konuştuğuna hiç denk gelmedi kadın. O, maharetini konuşturanlardandı. Verdiği zevkten sonra konuşulandı. Zaten kadın ona tavsiye verecek birine değil, derdini usulca dinleyene hasretti. İstediği bir parça mutluluktu. Çünkü kadın, kadındı özünde. Kimse onu öyle görmese de. Nuriye mutlu ediyordu bir nebze. Kendi mutluluğundan ziyade kocası mutlu oluyordu ya bu bile muhteşemdi. Kadın mutlu edemiyordu kocasını. İstiyordu ama gülmüyordu kocası, Nuriye'ye güldüğü gibi. Sürekli uyarılan olmaktan kurtulamayan, içi gitse bile sevdiği şeylere dokunamayan, ayıplanandı. Şanslı günüyse eğer, yüzüne vurulmayanlar arkasından yuvarlanırdı. Hele ki Nuriye; iyi ki kimsenin görmediği, bilmediği gizli bir ayindi. Dile düşüp ağızlarda sakız olmak ne fena olurdu. Nuriye uzun zamandır beklediği köşede sessizliğini koruyordu.

Sarı bezi musluğun altında duruladıktan sonra boğarcasına sıktı.

“Nuriye,” dedi kadın. “Bu günaha bir ben mi giriyorum. Yanlış anlama ama başkaları var mı benim gibi? Yani diyorum ki, böyle gizli saklı olmasaydı keşke. Neyse...”

Lavabo ağzına kadar dolmuştu gene. Pompalamaya başlayacaktı ki, gençliğinin, güzelliğinin elleri fırlayıverdi giderden. Gel diyordu kadına eller. Tut, çek çıkar beni. Yüzükleri parmaklarındaydı. Hayranlıkla baktığı eski ellerini bileğinden kavradığı gibi deliğe tıkmaya çalıştı kadın. İnat ediyordu eller. İşaret diliyle anlatıyordu, kadına çıkış yolunu. Ama kadın tombul tombul bastırdı, ince parmakları kibrit çöpü gibi kırdı. Daha fazla direnemeyen eski elleri, delikten geçip gitti çığlık çığlığa.

Masanın kenarında usulca duran Nuriye'yle ayak üstü, kaçamak bir oynaştan sonra beraber salona gittiler. Kadın utancını gizlemeye çalışarak, kocasına sundu Nuriye'yi. Kocasının gözleri parladı. Yüzündeki gevrek gülümsemeyle,

“Sütlü Nuriye,” diye iç geçirdi.

Kadın gittikçe yağ bağlayan bedeninin hak etmediği Nuriye'ye kocası kadar yakın olamadan izledi. Ona uzanan yardım elleri kara bir delikte hapsoldu.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Eşsiz Manzaraları Avuç İçine Sığdıran ..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Nilüfer Kuzu

11 Mart 2025

Elias Canetti’nin Okuma Serüveni

Canetti’nin ilginç bir okuma serüveni yorganın altında cep feneri ile gizli gizli yaptığı kitap okumalardır.Okula başlamasından birkaç ay sonra babasının getirdiği bir kitap Canetti’nin yaşamını değiştirir. Bu kitap Binbir Gece Masalları’nın çocuklar için hazırlanmış ..

Devamı..

Hayattan Notlar

A. Dilek Şimşek

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024