Yüzler ve Maskeler
10 Ağustos 2018 Edebiyat Roman

Yüzler ve Maskeler


Twitter'da Paylaş
0

Kobo Abe savaş sonrası Japon edebiyatının klasikleri arasında gösterilen Başkasının Yüzü’nde bir adamın fiziksel dönüşümü üzerinden genel olarak bireyin benlik arayışına, bastırılmışlığına, çaresizliğine dair bir hikâye anlatıyor.

Kobo Abe, Japon edebiyatının gelmiş geçmiş en büyük yazarlarından birisidir. 1924 yılında Tokyo’da doğdu. Ancak Mançurya’da büyüdü. 1943 yılında Tokyo Üniversitesi’nde tıp tahsiline başladı. Bunda babasına duyduğu saygı kadar tıp öğrencilerinin savaştan muaf tutulmalarının da rolü vardı. Aslında tıptan ziyade felsefe ve edebiyata yönelikti ilgisi. Hikâye ve roman yazmaya öğrencilik yıllarında başladı. 1945 yılında bir sanatçı ve sahne yönetmeni olan Machi Yamada ile evliliği Kobo Abe’yi sanata da yönlendirdi. Fakülteyi bitirdiği yıl (1948) ilk öykü kitabını yayımladı ve bir daha tıpla ilgilenmedi. 1950’li yıllarda art arda yazdığı romanlarla edebiyat çevrelerinin ilgisini çeken Kobo Abe siyasi tavrını da değiştirdi. Tokyo’nun fakir kesimlerindeki işçileri örgütleme faaliyetlerine katıldı ve Japon Komünist Partisi’ne üye oldu. Ne var ki Sovyetler Birliği’nin dış politikalarına ve sosyalist gerçekçiliğe kuşkuyla yaklaşıyordu. Nitekim Macaristan’ın işgali üzerine 1956 yılında partiden istifa etti. 1962’de yayımlanan Kumların Kadını romanıyla dünya çapında ün kazandı. Kumların Kadını 1962’de Japonların Goncourt Akademisi Edebiyat Ödülü eşdeğeri, Akutagawa Ödülü’ne layık görüldükten sonra 1967’de, Paris’te, en iyi yabancı kitap ödülünü aldı ve 1964 yılında Hiroshi Teshigahara yönetmenliğinde beyazperdeye aktarıldı. Bundan sonraki yaşamında edebiyat ve sanat faaliyetlerine ağırlık veren Abe, çok sayıda roman, tiyatro eseri, senaryo ve bilimkurgu roman yazdı. 1993 yılında intihar ederek hayata veda etti.

Yeni Bir Yüz Aramak

Kobo Abe Türkçeye ilk kez –tam da öldüğü yılda– Kutu Adam romanıyla çevrilmişti. Ardından Kumların Kadını, Başkasının Yüzü ve Kanguru Defteri Türkçeleştirildi.

Başkasının Yüzü’nü 1964 yılında, Kumların Kadını’nın kazandığı büyük başarının ardından yazmıştı Abe. Artık çıta yükselmiş, okuyucu beklentisi artmıştı. Neyse ki Kobo, sevenlerini hayal kırıklığına uğratmayacak bir roman yazmayı başardı. Gerçekten de Başkasının Yüzü gerek felsefi tartışmaları ve çok katmanlı yapısı gerek edebi anlatımıyla Kobo Abe adının Kafka, Poe, Stevenson, Beckett gibi yazarlarla birlikte anılmasını sağlayan sıradışı bir roman.

Bir bilim adamının ağzından dinliyoruz hikâyesini. Bir kimya enstitüsünde yüksek maaşlı bir başkanvekili olan kahramanımız korkunç bir laboratuvar kazası geçirmiş, sıvı oksijen patlaması sonucu tüm yüzü yaralarla ve yaralara musallat olan sülüklerle kaplanmıştır. Öyle ki yakınlarında, meslektaşlarında ve elbette kendisinde dehşet uyandıran yüzünü sargılarla gizlemek zorundadır. Ancak en rahatsız edici olanı, karısının duyduğu tiksintidir. Aslında karısı bunu açıkça söylememiştir ama adam gündelik yaşantılarının, cinsel hayatlarının aldığı hale bakarak böyle düşünür. İşte bu nedenle kendisi ile diğerlerinin topluluğunun arasındaki ‘kapı’yı yeniden açacak, karısını yeniden ‘başta çıkaracak’ bir maske yapmaya karar verir. Planını gerçekleştirmek için kiraladığı küçük bir apartman dairesinde çalışmaya başlar. Ne var ki aşması gereken pek çok sorun çıkacaktır karşısına. Aldığı eğitim sayesinde işin teknik boyutunu halletmekte zorlanmaz ama nasıl bir yüz seçecektir kendisine... Seçtiği yüzle birlikte kimliği de değişecek midir? Bu yabancı yüzüyle karısını ayartmayı başarırsa aslında karısı tarafından ihanete uğramış olmayacak mıdır? Sonunda çelişkili ve yorucu iç hesaplaşmalarını bir kenara bırakır ve maskesini takar; onu diplere sürükleyen yolculuk başlamıştır...

Kobo Abe

Dünya Bir Hapishane

Roman, anlatıcının üç deftere yayılmış anıları biçiminde kurgulanmış. Adam bu defterleri karısına yazmıştır ve baştan çıkarma eyleminin gerçekleşmesinden sonra olup bitenleri karısına defterler aracılığıyla itiraf etmeyi amaçlamaktadır. Roman, defterleri okuyan kadının adama yazdığı mektupla sonlanır... Bu kurgu sayesinde adamın düşündükleriyle hakikat arasındaki çelişki açığa çıkar. Ama Kobo Abe’nin üslubunun, kurgunun çok önüne geçtiğini söyleyebilirim. Abe’nin ‘Japonya’nın Kafka’sı’ diye anılmasının bir nedeni tematik yakınlığıysa diğeri anlatım biçimidir. Tıpkı Kafka gibi Kobo Abe de ayrıntı zenginliği ile sağlar inandırıcılığı. Kumların Kadını’nda, Kutu Adam’da, Kanguru Defteri’nde ve nihayet Başkasının Yüzü’nde her şeyin gerçek dışılığı apaçık ortadadır ama ayrıntılar öylesine gerçekçi, öylesine keskin gözlemlerle işlenmiştir ki, bir anda yazarın kurmaca gerçekliğini dış dünyanın gerçekliğine bağlayıverir. Kafka’nın romanlarında kullandığı yöntem tam da budur ve tıpkı Kafka’nın ‘Değişim’inde bir insanın bir böceğe dönüşmesini olabilecek normal bir durummuş gibi algıladığımız gibi Kobo Abe’nin kahramanlarının düştükleri olağanüstü halleri de kolaylıkla kabulleniriz. Başkasının Yüzü’nde sayfalar boyu maske imali konusunda teknik bilgi veren Kobo Abe, roman kahramanının maskeyi taktıktan sonra yaşadığı süreci inandırıcılık ekseninde sorgulamamızın önünü kesmiştir.

Bu önkabulün ardından sıra maske metaforuna geliyor. Anlatıcının insan ilişkilerinin ve kişisel kimliğinin zorlayıcı doğasıyla yüzleşmesi aslında maskeyi imal etme sürecinde başlar. Anlatıcının kendini beğenmişliğini ele veren sinizmi, insan yüzü ve kimliği üzerine kendi kendine giriştiği akıl yürütmeler, bunların arka planındaki psikolojik çöküş... Bütün bunlar anlatıcının bakış açısının güvenilirliğini sorgulamamıza yol açar. Felsefesini de... Kobo Abe kesin bir şey söylemez, amacı anlatıcının ortaya attığı soruları okuyucunun tartışmasını sağlamaktır.

Kobo Abe’nin tartışmaya açtığı –insan ilişkileri, cinsellik, tabular, evlilik kurumu, kötülüğün toplumsal doğası vb. gibi pek çok alana yayılan– konular kuşkusuz romanın can alıcı noktaları. İlk başta insan maskesini nasıl seçer sorusu var. Burada maskeyi takındığı yüz ya da üstlendiği kimlik diye okumak mümkün. Maskeyi takan anlatıcının kendisini özgür, hatta kötülük yapacak kadar özgür hissetmesi, karısını baştan çıkarma fantezileri kurması, o ana dek var olan kimliğini maskenin zorlamasıyla terk etmesi toplumsal gerçeği açığa çıkaran motifler. Nitekim anlatıcı başkalarının seslerine kulak verdiğinde yüzleri zarar görmemiş insanların da aslında maske taktığını, kendisi gibi onların da bir hapishanede yaşadığını fark edecektir.
Japon toplumunda yüzünü kaybetmek lanetini, geleneksel bir tabuyu çağdaş insanın trajedisiyle birleştirmiş Kobo Abe. Bu korkunun kökenindeki varoluşsal kaygılarının izini sürerek insan ve toplum, id ile süperego arasındaki çatışmayı, entelektüel korkuları açığa çıkarıyor. Kobo Abe’nin karakteristiği tam da budur: “Gerçeküstü ve yer yer karanlık betimlemeleri, mutsuzluk içinde devinen karakterlerin bunalımları romanlarının ana izleğini oluşturur. Yapıtlarında dozu giderek artan sembolik üslup ve toplumsal eleştiri, düşler içindeki bir gerçeklik eşiğini canlandırarak Kafkaesk bir çizgide gelişir. Kitapları ruh öğüten ve yalnızlaştıran kapitalist topluma duyulan güvensizliğin ve kaçış arayışının destansı ifadesidir.”

Kobo Abe, Başkasının Yüzü, Çeviren: Barış Bayıksel, Monokl, 2018, 220 s.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR