Ocak Ayında Okunacak 10 Kitap

Ocak Ayında Okunacak 10 Kitap


Twitter'da Paylaş
0

didem_madak-1

Didem Madak'ı Okumak

Kolektif Metis Yayıncılık / Edebiyat Dışı 2011 yılında kaybettiğimiz şair Didem Madak'ın yapıtı, son yıllarda çok sevilen, ilgiyle elden ele dolaşan üç kitaptan oluşuyor : Grapon Kâğıtları, Ah'lar Ağacı ve Pulbiber Mahallesi. Aralık 2014'te Didem Madak'ın dostları, eleştirmen ve akademisyenler ve tutkulu okurları bir sempozyumda bir araya geldiler ve onun eserini farklı veçheleriyle ele aldılar. Madak'ın poetikası kimlik, benlik, dil, zaman ve mekân ilişkileri, hatırlama ve unutma, edebi kanon ve kadınlık halleri gibi başlıklar altında verimli bir yorumlamanın ve tartışmanın konusu oldu. Türkiye'nin son yılları, Didem Madak'ın da eserini verdiği bu dönem, hem kadınlar üzerindeki siyasi ve kültürel baskıların giderek arttığı hem de kadınların toplumsal mücadelelerinin farklı bir düzeye yükseldiği yıllar. Tam da bu nedenle bu kitapta bir araya gelen çoğu yazı, Didem Madak'a sadece edebiyat eleştirisinin perspektifinden bakmak yerine, daha geniş, farklı disiplinler tarafından beslenen bir bakış açısını benimseyerek bizlere Türkiye'de kadın olmanın, hem kadın hem şair olmanın de-neyimlerini hatırlatan bir niteliğe sahip. 454498d

Kalan

Tom McCarthy Jaguar Kitap / Roman "Ben hep sahici olmayan biri olmuştum. Kazadan önce bile Robert de Niro gibi sokakta yürüyor olsam, sigaramı onun gibi yaksam ve hatta ilk denemede yakmayı başarsam, yine de şöyle düşünürdüm: İşte ben, tıpkı bir film karakteri gibi bir yandan sokakta yürürken bir yandan da sigara içiyorum. Anlatabildim mi? İkinci el. Filmdeki insanlar bunu düşünmüyor. Onlar sadece işlerini yapıyorlar, gerçek olanı, hiçbir şey düşünmüyorlar. Kazadan sonra iyileşirken, hareket etmeyi ve yürümeyi öğrenirken, hareket edebilmek için anlamaya çalışırken… Bütün bunlar zaten daha önce de olmuş olduğum şeyden daha fazlasını olmama neden oldu, yaptığım şeylerle arama başka bir mesafe katmanı daha ekledi." Tom McCarthy, yaşarken üzerinde hiç düşünme gereği duymadığımız, akıp gittiklerinin farkında bile olmadığımız o sahici anların üzerine gidiyor: Yaşamdan bazı "kare"leri çekip alıyor, onları mercek altında büyütüyor, tekrar tekrar oynatıyor ve tüm bunlardan akıcı bir roman çıkarıyor. İngiltere'nin son yıllarda çıkardığı en ilginç yazarlardan Tom McCarthy'ye edebi şöhretini kazandıran romanı Kalan'ı, Çiğdem Erkal İpek çevirdi. "Bu sersemletici derecede müthiş roman, kurgusal konuların en seyrek görüleni hakkında: Mutluluk." – Jonathan Lethem jean-paul-sartre

Öznellik Nedir?

Jean-Paul Sartre Can Yayınları / Deneme 1961 yılının Aralık ayında yirminci yüzyıl düşüncesinin en önemli isimlerinden Jean-Paul Sartre bir konferans vermek üzere Gramsci Enstitüsü tarafından Roma'ya davet edilir. Konferansın konusu Marksizmin, diyalektik materyalizmin en netameli temalarından biri olan öznelliktir. Sartre'ın konuşması ilk bakışta Batı Marksizminin önde gelen figürü György Lukács'la bir polemik izlenimini verir; ancak gerek konuşmanın içeriği gerekse dinleyicileri arasında bulunan İtalyan Komünist Partisi mensubu ya da sempatizanı entelektüellerin kitaba da eklenen bazı soruları ve katkıları tartışmayı bunun çok ötesine taşır. Kitabın fiziki boyutları, sayfa sayısı yanıltıcı olmasın; felsefi açıdan hayli yoğun, yer yer zorlayıcı bir metin Öznellik Nedir? Bu yoğunluğun içinde Parma Manastırı ve özellikle Madam Bovary değerlendirmesiyle, arkadaşlarıyla beraber dergisi Les Temps Modernes'e isim ararken yaptığı kuvvetli bir gözlemi dile getirişiyle, aktardığı şekliyle bir duruma gösterdiği tepkiden hoşnut olmayan ama bunu tam olarak anlamlandıramayan işçi örneğiyle yer yer edebiyatçı Sartre'ı görmek ayrı bir zevk. Michel Kail ve Raoul Kirchmayr'ın önsözü, Fredric Jameson'ın sonsözüyle... mendelsund

Okurken Ne Görürüz?

Peter Mendelsund Metis Yayıncılık / Edebiyat Dışı Edebi eserlerdeki betimlemeleri okuduğumuzda zihnimizde ne canlanır? Yazarın hayal ettikleriyle bizim hayal ettiklerimiz örtüşür mü, yoksa tamamen kendimize özgü karakterler/mekânlar mı yaratırız? Betimlemeler hiçbir zaman eksiksiz değildir, mutlaka atlanan detaylar kalır. Bu boşlukları nasıl doldururuz? Dahası, betimlemeler bazen peyderpey gelir; sözgelimi bir karakterin boyuna posuna dair bilgi edindikten yirmi sayfa sonra öğreniriz göz rengini ve biçimini. Peki o arada gözlere ne olur? Karakterimiz gözsüz mü idare eder? Aslen kitap tasarımcısı ve aynı zamanda sıkı bir edebiyat okuru olan Peter Mendelsund, yönelttiği bu ve benzeri sorularla, okurken zihnimizde olup bitenleri daha detaylı düşünmeye çağırıyor bizi. Okuduklarımızın zihnimizde nasıl işlendiğini, görselliğin bu süreçte nasıl bir rol oynadığını irdeliyor. Bunu yaparken de hem Batı edebiyatının önemli eserlerinden hem de esprili ve yaratıcı görsellerden faydalanıyor. Okumakla zihinde canlandırmak arasındaki incelikli ilişkiyi son derece özgün bir şekilde ele alan bu kitap, okuma deneyiminin kendisinin de en az okunan eserler kadar ilgi çekici ve üzerinde düşünmeye değer olduğunu gösteriyor bizlere. canalmanak

Can Almanak 2015

(Sansürsüz Kültür Sanat Yıllığı) Kolektif Can Yayınları / Yayınevi Genel 2015 Yılında Kültür-Sanat Dünyasında Yaşananlar: Sokakta, vapurda, her yerde sanata özgürlük. "Siz Newroz diyorsunuz, biz Nevruz diyoruz, sıkıntı o mu?" Savaşın yıkıcılığında sanat. Mimar Sinan'ın dehası daha fazlasını hak ediyordu. Mandaladan mandalina kokuluya Küçük Prens. Saray mimarının mezar taşı şantiyeden çıktı. Müzeyyen Senar: Şimdi kim meydan okuyacak günahlara? Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın sinema desteklerinde rekor. İstanbul'da "Tuzlu Su" üstüne düşünceler. Ömrüne sığmayan, hikâyesi bitmeyen adam Aziz Nesin. "Hep birlikte kırılan ne varsa tamir edeceğiz." Kendi kendini göreve atadı. "Final için film yapılmaz." "Kötü çocuğa" büyük ödül. Metin Akpınar'dan Zeki Alasya'ya veda. Can Almanak 2015 vazgeçmemek, teslim olmamak için hazırlandı. İnsanın kültüre, sanata ilişkin emeklerinin bu gürültüde duyulmaz bir sese, kaosun içindeki bir başka gürültüye dönüşmesine izin vermemek için. Sanatın sesi hafızamızdan silinmesin. eagleton

Şiir Nasıl Okunur?

Terry Eagleton Ayrıntı Yayınları / Sanat ve Kuram Şiir Nasıl Okunur?da Terry Eagleton edebiyat eleştirisinde neredeyse "ölmeye yüz tutmuş" önemli bir pratiği, şiir eleştirisini masaya yatırıyor. Elbette sınırları geçirimsiz formüller, şablonlar önermiyor. Eleştirinin işlevlerini, mantık ve amaçlarını gözler önüne seriyor. Şiir eleştirisinin içinde bulunduğu krize farklı açılardan bakılıyor kitapta. Şiir eleştirisine yönelik ilgi azalmasında, hatta bu pratiğin "ölümünü" ilan etmekte, Eagleton'a göre, mevcut eğitim sisteminin de (edebiyat eğitiminin) yabana atılmayacak bir payı var. Edebiyat eğitiminden kasıt da, şiiri bildik "biçim" teknikleri üzerinden değerlendiren, sadece ama sadece uyaklara, kafiyelere, seslerin hareketine odaklanan; sözümona biçim incelemesi yapıldıktan sonra da şiirdeki kimi belli temaları ve fikirleri öne çıkaran tutumdur. Eagleton için kabul edilebilir bir mantık ve strateji değildir bu. Edebiyat eleştirisinin olmazsa olmaz bileşenlerinden olan şiir eleştirisinin yeniden toparlanması için öncelikle mevcut stratejilerin eleştirilerek terk edilmesi gerekmektedir. Şiirin daha geniş bir söylem düzleminde kalınarak, tarihle, siyaset ve felsefeyle alakası göz önünde bulundurularak anlamlandırılması manasında şiir eleştirisi, edebi faaliyetin vazgeçilmez bir ayağını oluşturmaktadır ve edebiyat eleştirisi bu ayaktan asla ödün vermemelidir. nabokov

Büyücü - Nabokov ve Mutluluk

Lila Azam Zanganeh Everest Yayınları / Deneme Nabokov'un The Gift romanının oyunbaz kahramanı "Nasıl Mutlu Olunur" adında "pratik bir elkitabı" yazmayı hayal ediyordu. Son dönemin öne çıkan genç yazarlarından Lila Azam Zanganeh de, "mutluluğun yazarı" olarak tanımladığı Nabokov'u zarif, sofistike ve tutkulu bir şekilde yeniden okuyor. Zanganeh, Konuş, Hafıza'nın, Ada ya da Arzu'nun, ve elbette unutulmaz Lolita'nın büyülü dünyasına dalarken okuru da Nabokovcu bir mutluluk tanımı ile tanıştırıyor, usta yazarın evreninde zaman, hafıza, doğa, aşk ve şehvet gibi kavramların değişen anlamları arasında kaleydoskopik bir serüvene çıkarıyor. Rusya'daki çocukluğundan Amerikan manzaralarına Nabokov coğrafyasını bir uçtan diğerine kateden bu türlerarası metinde Zanganeh, kâh Nabokov'un âşığı olduğu doğa ile barışmak için kıvranarak, kâh ustayla baş başa söyleşilerin hayalini kurarak efsanevi kelebek avcısının peşine düşüyor. Öznesinin hak ettiği oyunbazlıkla yazılmış, büyük yazarın sanatına dair berrak ve neşeli bir deneme. Büyük bir keyif. – Orhan Pamuk kapital

Yeni Etkiler

Yüksel Arslan Sel Yayıncılık / Deneme "Sevgili F... Seni yine bu kötümserlerin, müntehirlerin, akıl hastalarının dünyasına alıp getirdiğim için üzgünüm! Strindberg'i de, bu bitmek bilmez mektupta onu izleyecek diğer şair ve düşünürleri de çok iyi tanıdığını biliyorum." Bu kitabın ana metnini oluşturan mektuplar bana yazılmış gibi görünüyor, ama değil. Yüksel Arslan'ın sanatını okumak isteyenlere bir rehber niteliği taşıyor bu mektuplar. Resimlerini okumaya çalışırken onların ışığından yararlanmanızı salık veririm. Julius Fuçik

Darağacından Notlar

Julius Fuçik Yordam Kitap / Anı Darağacından Notlar, Gestapo zindanının karanlık bir hücresinde, dayanılmaz koşullar altında inatla kaleme alınmış bir direniş güncesi. Çekoslovakya Komünist Partisi'nin önderlerinden Fuçik, 24 Nisan 1942'de, Gestapo'nun düzenlediği bir baskında tutuklandı. Pankrá? Hapishanesi'nde geçirdiği işkence dolu günlerden sonra Berlin'e götürülerek, 25 Ağustos 1943'te bir Nazi mahkemesi tarafından ölüm cezasına çarptırıldı. 8 Eylül 1943'te asılarak idam edildi. Fuçik'in bu kitabını, ona hücresinde kâğıt kalem sağlayan ve pek çoğunu sigara kâğıtlarına yazdığı notları gizlice dışarıya çıkaran iki Çek gardiyana borçluyuz. Ve kuşkusuz, toplama kampından sağ çıkmayı başaran karısı Augustina Fuçik'in, farklı kişilere dağıtılmış bu notları bir araya getirmesine... Fuçik'in, her gün ağır sorgulamalar ve işkencelere uğradığı, her an idam edilmeyi beklediği günlerde bile zaman zaman düşgücünün uçsuz bucaksızlığına yelken açabilmesi, elimizdeki kitaba benzersiz edebi tatlar katıyor, bu ölüm güncesini sıradan bir siyasal manifesto olmaktan çıkarıp ölümsüz kılıyor. Celal Üster'in çevirisi ve –çevirinin ilginç öyküsünü içeren– sunuşuyla… hayvan

99 Soruda Hayvan Hakları

Ahmet Kemal Şenpolat Okuyan Us Yayınları / Flora Şiddet uygulanan bir hayvan gördüğümde ne yapabilirim? Komşum evcil hayvanımı belediyeye şikayet etmiş. Ne yapmalıyım? Hayvan haklarını savunan biri vejetaryen olmak zorunda mıdır? Hayvana tecavüz etmek ile kapalı alanda sigara içmek aynı şekilde mi değerlendiriliyor? Hayvanları hayvanseverlerden bile koruyan bir yasa mümkün mü ? Sokaktaki kediye eziyet edenle, evindeki kediye eziyet edene verilen ceza gerçekten farklı mı ? Aynı gezegeni paylaştığımız, bizler gibi duyguları ve yaşama arzuları olan hayvanlara karşı insanlar olarak tutumumuzun masaya yatırıldığı bu kitapta Ahmet Kemal Şenpolat tüm bu sorulara ve daha fazlasına yanıt ararken, bizleri de yeni sorular sormak için yüreklendiriyor.

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR