Diller, toplumlardır. Onları ortaya çıkaran kültürlerin ruhudur. İnsanların tarihini ve hayallerini sararlar. Bunları Tolkien’den daha iyi kimse bilemez.
Hephzibah Anderson“Diller, toplumlardır. Onları ortaya çıkaran kültürlerin ruhudur. Bir zamanlar dünyada konuşulan on bin dil varken günümüzde bu sayının altı bine düştüğünü ve birçok dilin binden az sayıda insanın konuştuğunu düşündüğümüzde, yazarların yaptıkları iş inanılmaz.” Eğer siz de yeni bölümleri beklemekten yılmış ve bir sonraki sezonda en sevdiğiniz karakterlerin ölüp ölmeyeceğini düşünen bir Game of Thrones hayranıysanız, bu süreyi Dothraki diline dair bilgilerinizi tazeleyerek geçirebilirsiniz. Nasıl mı? Tabii ki David J. Peterson’ın tasarladığı Dothraki Companion uygulamasıyla. Peterson, dizinin kitaplarındaki dört binden fazla sözcüğü açıklayan bir sözlüğü de hazırlayan kişi aynı zamanda. Yedi Krallık’taki hayatın her bir köşesinde karşımıza çıkan şiddeti ve zalimliği vurgulayan ‘kh’ sesiyle dolu Dothraki dili, dizinin en dikkat çeken öğelerinden biri. Her ne kadar uydurma ya da dilbilimdeki tabiriyle ‘yapay dil’ de olsa, aslında bir dil yaratmak hiç kolay iş değil. [caption id="attachment_30784" align="aligncenter" width="800"]
Martin, Dothraki dilini pek de üstünde durmayarak yarattığını söylese de, Peterson’a göre dildeki tüm yapılar dilbilgisi kurallarına uyuyor.[/caption]
Peterson, George RR Martin’in metnini incelerken öncelikle bazı kalıpları tespit ettiğini ve dilin akla uygun bir biçimde tutarlı olan ses yapısını çözümlediğini söylüyor. Martin, Dothraki dilini pek de üstünde durmayarak yarattığını söylese de, Peterson’a göre dildeki tüm yapılar dilbilgisi kurallarına uyuyor. Örneğin, fiillerden sonra nesne geliyor, edatlardan önce ise isim kullanılıyor. Sonuç olarak, konuşulduğu kültürün simgesi olan ve gittikçe gelişen bir dil ortaya çıkıyor. Örneğin, birini kılıçla yaralamak eylemi için ‘hlizifikh’ (vahşice ama güçlü) ya da ‘gezrikh’ (şaka amaçlı yapılan) gibi yedi farklı sözcük kullanılıyor.
Yazarlar, kendi coğrafyası, tarihi ve mitolojisini de beraberinde getiren dünyaları kitaplarında sürekli olarak yaratıyorlar. Fakat hiçbir şey bu dünyalarda konuşulan dil kadar etkileyici değil. Hatta bazı yazarların yaptığı gibi, bir adım ileri giderek yeni bir dil yaratmak oldukça dikkat çekiyor. Martin’in kitaplarında sadece Dothraki dili var, fakat JR Tolkien’in yarattığı birçok yapay dil zaman zaman üniversite derslerine bile konu oluyor.
[caption id="attachment_30788" align="aligncenter" width="800"]
JRR Tolkien’in yarattığı yapay diller arasında Elfçe, Cüce Dili, Kara Lisan ve Entçe var.[/caption]
Oxford Üniversitesi’nde klasik diller eğitimi veren bu dilbilimci, çocukluğunda Latince, Fransızca ve Almanca öğrendi. Ardından bu dillere Galce, Fince, Eski Norveçce ve Eski İngilizceyi de ekledi. Sıra Hobbit ve Yüzüklerin Efendisi’ni yazmaya gelince, bildiği tüm dillerle olan bağı, hayalini kurduğu insanların ve yerlerin adlarını etkiledi. Aynı zamanda, Üst Sınıf ve Orta Sınıf Elfçe (Quenya ve Sindarin), Cüce Dili, Kara Lisan ve Entçe gibi Orta Dünya dillerini yaratmasında da rol oynadı.
Bu uydurma diller, Tolkien’in kurmaca metnine sadece yeni bir hava ve özgünlük katmıyor, aynı zamanda yazma sürecinin başlamasını sağlayan tutkuyu da oluşturuyor. 1958’de oğlu Christopher’a yazdığı mektubunda bu süreci şöyle açıklıyor:
“İnsanlara uzun kitabımın (Yüzüklerin Efendisi) aslında kişisel zevklerime uyan ve gerçek gibi gözüken bir tür dilin konuşulduğu bir dünya yaratma denemesi olduğunu söylediğimde kimse inanmıyor. Fakat doğrusu bu. Bir araştırmacı bana Yüzüklerin Efendisi’nin gerçekte ne olduğunu ve bir alegori olup olmadığını sordu. Ben de ona ortak selamlaşmanın elen si-‘la lu-‘menn omentielmo (Karşılaştığımız saatin üzerinde bir yıldız parlıyor) olacağı bir ortamı yaratma konusundaki çabam olduğunu söyledim ve bu cümle kitabı yazmaya daha erken bir tarihte başlamamı sağladı.”
Edebi araçlar
Diller, toplumlardır. Onları ortaya çıkaran kültürlerin ruhudur. İnsanların tarihini ve hayallerini sararlar. Bunları Tolkien’den daha iyi kimse bilemez. Yüzüklerin Efendisi kitabında Elfler Orta Dünya’dan gidiyor ve beraberlerinde Üst ve Orta Sınıf Elfçeyi ve binlerce yıllık Elf kültürünü de götürüyorlar.
Tolkien’in dilleri kadar gerçekçi diller yaratan çok az yazar var ama birçoğu kurmacalarını yapay dillerle renklendiriyor. Örneğin George Orwell Bir Dokuz Yüz Seksen Dört kitabında Okyanusya devletinin ne kadar totaliter bir rejime sahip olduğunu göstermek için Yeni Söylem dilini yaratıyor. Yeni Söylem’in söz dağarcığı çeşitli amaçlarla kısıtlı tutuluyor. Örneğin, bu dilde eş ya da zıt anlamlı sözcükler yok ve nüans tamamen yok ediliyor. Tüm ‘sakıncalı’ sözcükler dilden çıkarılıyor, öbürleri ise doğru olmayan ikinci anlamlarıyla açıklanıyor. Daha da kötüsü sözcüklerin kısa ve kesik ritimli olması ve telaffuzun kolaylaştırılmasıyla düşüncenin kısıtlı tutulması amaçlanıyor. ‘Yokkişi’ (unperson), ‘suçdüşün’ (crimethink), ‘ruhduyum’ (bellyfeel) gibi sözcükler Orwell’in distopyasını anlamak için oldukça önemlidir.
[caption id="attachment_30787" align="aligncenter" width="800"]
Otomatik Portokal’da konuşulan Nadsat dili Rusça’dan ve İngilizce argodan bazı sözcükler içeriyor ve siyasi bir mesaj vermeyi amaçlıyor.[/caption]
Anthony Burgess’in Otomatik Portakal kitabı İngilizce ve romandaki gençlerin konuştuğu Nadsat dilinde yazılmıştır. Bu gibi edebi araçlar sadece Alex ve arkadaşlarının toplumsal ast üst sistemindeki konumlarını belirtmekle kalmıyor, aynı zamanda karakterin zalimliğini ve bizim dünyamıza olan uzaklığını anlamamıza yardımcı oluyor. Bu araçlar olmasaydı kitabın dilinin ahlaksızca olduğunu düşünüp onu okumayı bırakırdık. Fakat bunun yerine, konuştukları dil sayesinde karakterlerle yakınlık kuruyoruz.
Bir opera, Dickens’ın Bir Noel Şarkısı ve Shakespeare’den sahneler, Star Trek’in yapay dili Klingon’da tekrar yorumlanıyor fakat çoğu, gerçek dünyadaki uygulamada kısıtlanıyor. Dilbilim araştırmacısı Fred Hoyt 2013’te Guardian’da yayımlanan bir röportajında “ölmüş biri için asil bir ağıt bestelemenin bir sandviç siparişi vermekten daha kolay olduğu” Elfçenin bile bir dil olduğunu söylüyor.
[caption id="attachment_30786" align="aligncenter" width="800"]
Bir opera, Dickens’ın Bir Noel Şarkısı ve Shakespeare’den sahneler, Star Trek’in yapay dili Klingon’da tekrar yorumlanıyor.[/caption]
Bazı yapay diller, yabancı dillerden veya iki sözcüğün karışımdan elde edilen sözcüklerde etkileniyor. Bazıları seslerden yaratılıyor. Diğerleri ise yazarın veya kitaptaki karakterlerin isimlerinden türüyor. Örneğin Kafka’dan gelen Kafkaesk veya Don Quijote’den gelen Quijotevari. Çağdaş yazarlar ise birçok sözcüğün halihazırda türetilmiş olması nedeniyle bu süreçte zorluklar yaşıyorlar ama yine de vazgeçmiyorlar.
Distopya romanlarının bize sürekli olarak hatırlattığı gibi dil, bir toplumun sağlığının ölçütüdür. Bölgesel renkli ağızların her geçen gün daha az kullanılması ve bazı dillerin ölmesiyle birlikte, sözcük ustalarının sözcük hazinelerini geliştirmek için hâlâ nasıl çalıştıklarını ve onlar sayesinde dünya deneyimimizin nasıl genişlediğini bilmek çok rahatlatıcı. Bir zamanlar dünyada konuşulan on bin dil varken günümüzde bu sayının altı bine düştüğünü ve birçok dilin binden az sayıda insanın konuştuğunu düşündüğümüzde, yazarların yaptıkları iş inanılmaz. Dothrakilerin de dediği gibi, “San athchomari yeraan!” (Teşekkürler! ya da sözcüğü sözcüğüne çevirirsek: Büyük bir şeref!”
Çeviren: Deniz Saldıran
(BBC Culture)






