Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

18 Şubat 2025

Edebiyat

İngiliz Edebiyatı Tarihine Kısa Bir Bakış

Adam Burgess

Paylaş

2

0


Her ne kadar tarihçiler İngiliz edebiyatı tarihini farklı şekillerde bölümlendirseler de, kronolojik anlamda ortaklık gösteren dönemler aşağıdaki gibidir. İngiliz edebiyatı, temelinde sözlü geleneğin ve Beowulf gibi erken dönem yazılı eserlerin bulunduğu eski edebiyat döneminden, parçalı ve dinamik yapısıyla kendini belli eden postmodern döneme kadar yüzlerce yılı katetmiş ve her dönemde, yalnızca o döneme dair farklı edebi tarzları değil aynı zamanda toplumsal değişimleri de yansıtmıştır. 

Eski (Anglo-Sakson) İngiliz Edebiyatı Dönemi (450 – 1066)

Anglo-Sakson kelimesi, iki Cermen kabilesinden gelir: Angluslar ve Saksonlar. Bu dönem, geçmişte Keltlerin yaşadığı toprakların Angluslar, Saksonlar ve Jütler tarafından işgaline kadar uzanır ve 1066 yılında, William yönetimindeki Normanların İngiltere’yi ele geçirmesiyle sona erer. 

Bu dönemin ilk yarısının büyük bir kısmına sözlü edebiyat geleneği hâkimdir. Düzyazı metinlerin çoğu ya çeviridir ya da hukuk, tıp ve dinle ilgili metinlerdir. Bununla birlikte Beowulf gibi eserler ya da Caedmon ve Cynewulf gibi şairlere ait önemli metinler bulunur. 

Orta Çağ Dönemi (1066–1500)

İngiliz dilinin, kültürünün ve yaşam tarzının kayda değer bir biçimde değiştiği bir dönemdir. Özellikle dil, önemli değişimlerden sonra modern İngilizceye, yani bugünkü haline yaklaşmıştır. Bir önceki dönemde olduğu gibi bu dönemde de daha çok dini nitelikte eserler verilmiştir ancak 1350 yılından itibaren seküler edebiyatın yükselişe geçtiği görülür. Dönemin ünlü yazarları arasında Chaucer, Thomas Malory ve Robert Henryson gibi isimler bulunurken William Langland’in Piers Plowman’ı ve ünlü romans Sir Gawain ve Yeşil Şövalye bu döneme ait eserlerdendir. 

Rönesans Dönemi (1500–1660)

Eleştirmenlerin ve edebiyat tarihçilerinin son zamanlarda “Erken Modern” olarak adlandırdıkları dönemdir ama biz burada kronolojik açıdan aşina olunan Rönesans terimini kullanacağız. Bu dönem genel itibariyle Elizabeth Dönemi (1558–1603), Jakoben Dönemi (1603–1625), Caroline Dönemi (1625–1649) ve İngiliz Milletler Topluluğu Dönemi (1649–1660) olarak dört alt döneme ayrılır. 

İngiliz tiyatrosu altın çağını Elizabeth Dönemi’nde yaşar. Bu dönemin önemli yazarları arasında Christopher Marlowe, Francis Bacon, Edmund Spenser, Sir Walter Raleigh ve elbette William Shakespeare yer alır. Jakoben Dönemi’yse ismini I. James’in hükümdarlığından alır ve Shakespeare’e ek olarak başlıca yazarları arasında John Donne, Michael Drayton, John Webster, Elizabeth Cary, Ben Jonson ile Lady Mary Wroth bulunur. İncil çevirilerinden biri olan Kral James versiyonu da Jakoben Dönemi’nde ortaya çıkmıştır. Caroline Dönemi’yse I. Charles’ın (Carolus) hükümdarlık dönemini kapsar. John Milton, Robert Burton, ve George Herbert bu dönemde eser veren yazar ve şairlerdir. 

İngiliz İç Savaşı sona ermesiyle Stuart monarşisinin yeniden kurulması arasında geçen döneme İngiliz Milletler Topluluğu Dönemi denir. Söz konusu dönemde İngiliz Parlamentosu Püriten lider Oliver Cromwell tarafından yönetilmiş ve halkın kamusal alanlarda bir araya gelmesini engellemek için bütün tiyatrolar kapatılmıştır. Yirmi yıllık bu süreçten en çok İngiliz tiyatrosu zarar görürken John Milton ve Thomas Hobbes gibi isimler politik yazılarıyla ön plana çıkmış, Thomas Fuller, Abraham Cowley ve Andrew Marvell ise en üretken yazarlar arasında yer almıştır. 

Neo-Klasik Dönem (1600–1785)

Neo-Klasik Dönem, Restorasyon Dönemi (1660–1700), Augustus Dönemi  (1700–1745) ve Duyarlılık Dönemi (1745–1785) olarak üç alt döneme ayrılır. Restorasyon Dönemi, Püritenlerin tiyatro sanatı üzerindeki baskısına tepki olarak doğmuştur. Komedi ve hiciv sanatının ön plana çıktığı bu dönemin önemli yazarları arasında William Congreve, John Dryden, Samuel Butler, Aphra Behn, John Bunyan ve John Locke bulunur. 

Augustus Dönemi’yse ismini belli başlı yazarlarının eserlerinde ilk Augustuscuları taklit etmesinden alır. Bu paralelliği ilk kuranlar arasında Alexander Pope ve Jonathan Swift yer alır. Ayrıca şiirleriyle kalıplaşmış kadın rollerine meydan okuyan Lady Mary Wortley Montagu, dönemin en üretken edebiyatçılarından biridir ve Daniel Defoe de halk arasında en çok tanınan yazarlardandır.

Kimi zaman Johnson Dönemi olarak da adlandırılan Duyarlılık Dönemi, Edmund Burke, Edward Gibbon, Hester Lynch Thrale, James Boswell ve Samuel Johnson’ın dönemidir. Eleştirel bir edebiyat modeli olarak Neoklasisizm ve aynı dönemde yaşayan çoğu entelektüelin dünya görüşü haline gelen Aydınlanma, bu döneme özgü akımlardır. Belli başlı yazar ve şairleri arasında Henry Fielding, Samuel Richardson, Tobias Smollett, Laurence Sterne, William Cowper ve Thomas Percy yer alır. 

 

Romantik Dönem (1785–1832)

Romantik Dönem’in ne zaman başladığı genellikle tartışmalı bir meseledir. Kimi tarihçiler başlangıcı Duyarlılık Dönemi’nin bitimine müteakip 1785 yılı olarak alırken kimileri Fransız İhtilali’nin vuku bulduğu 1789 yılını, kimileriyse William Wordsworth ve Samuel Taylor Coleridge’in Lyrical Ballads isimli kitabının yayımlandığı 1798 yılını alır. 

Romantik Dönem, Viktorya Dönemi’ne geçişin habercisi olan Reform Yasası’nın kabulü ve Sir Walter Scott’ın ölümüyle sona erer. Amerikan edebiyatının kendi Romantik Dönemi vardır ve biri Romantizmden bahsettiğinde bütün edebiyat dönemleri arasında İngiliz edebiyatının en bilinen dönemi olan bu dönem anlaşılır.

Bu dönem Wordsworth, Coleridge, William Blake, Lord Byron, John Keats, Charles Lamb, Mary Wollstonecraft, Percy Bysshe Shelley, Thomas De Quincey, Jane Austen ve Mary Shelley gibi isimlerin eserlerini içerir. Bu dönem içerisinde Gotik Dönem olarak adlandırılan ve 1786 ile 1800 yılları arasında dört yıllık kısa bir süreyi kapsayan bir dönem daha bulunur. Gotik Dönem’in önemli yazarları arasındaysa Matthew Lewis, Anne Radcliffe ve William Beckford yer alır. 

Victoria Dönemi (1832–1901)

Bu döneme ismini veren kişi, 1837 yılında tahta çıkan ve 1901 yılındaki ölümüne kadar tahtta kalan İngiltere Kraliçesi Victoria’dır. Oy verme hakkının kapsamını genişleten Reform Yasası’nın damgasını vurduğu bu dönemde İngiliz toplumu her bakımdan önemli değişimlere sahne olur. Sosyal, dini, entelektüel ve ekonomik sorunların yaşandığı bu dönem kendi içinde ya Erken (1832–1848), Orta (1848–1870) ve Geç (1870–1901) Dönem olarak üçe ya da Ön-Raffaelocularla (1848–1860) Estetikçiler ve Dekadansların (1880–1901) dönemi olarak ikiye ayrılır. 

İngiliz edebiyatı açısından oldukça önem arz eden bu son iki dönem (Victoria Dönemi ve Romantik Dönem), popülerlikle üretkenlik konusunda birbiriyle yarışır. Robert ve Elizabeth Barrett Browning, Christina Rossetti, Alfred Lord Tennyson ve Matthew Arnold Victoria Dönemi’nin önemli şairleri arasında yer alırken Thomas Carlyle, John Ruskin ve Walter Pater bu dönemde deneme türünü geliştirmişlerdir. İngiliz edebiyatının belki de en çok tanınan isimlerinden olan Charles Dickens, Charlotte ve Emily Bronte, Elizabeth Gaskell, George Eliot (Mary Ann Evans), Anthony Trollope, Thomas Hardy, William Makepeace Thackeray ve Samuel Butler eserlerini bu dönemde yayımlamıştır.

Edward Dönemi (1901–1914)

Kral VII. Edward’ın adıyla anılan bu kısa dönem Kraliçe Victoria’nın ölümüyle başlar ve I. Dünya Savaşı’nın patlak verdiği 1914 yılında sonlanır. Oldukça kısa olmasına rağmen Joseph Conrad, Ford Madox Ford, Rudyard Kipling, H.G. Wells ve Amerika’da doğan ancak yazarlık kariyerinin çoğunu İngiltere’de geçiren Henry James gibi klasik romancılarla Alfred Noyes ve William Butler Yeats gibi şairlerin, James Barrie, George Bernard Shaw ve John Galsworthy gibi oyun yazarlarının eserlerini içerir. 

Georgian Dönemi (1910–1936)

Kral V. George’un tahtta kaldığı dönemi ifade etmekle birlikte kimi tarihçilere göre çok daha uzun bir süreyi, 1714 – 1830 yılları arasında peş peşe tahta çıkan hepsi George isimli dört kraliyet dönemini kapsar. Bu dönem için 1910 – 1936 yılları arasını esas aldığımızda Ralph Hodgson, John Masefield, W.H. Davies ve Rupert Brooke gibi şairlerin eserleriyle karşılaşırız. 

Günümüzden Georgian şiiri dendiğinde anlaşılan, Edward Marsh tarafından antolojisi yapılan şairlerin eserleridir. Söz konusu şiirlerde temalar genellikle kırsal yaşamı konu alır, pastoral öğeler göze çarpar ve yapısal olarak şiir, önceki dönemlerde olduğu gibi deneysel ya da tutkulu bir biçimde değil, geleneksel öğelerle oluşturulur. 

Modern Dönem  (1914–?)

Modern Dönem genellikle I. Dünya Savaşı’ndan sonra yazılan ve yayımlanan eserleri içerir. Bu eserlerdeki ortak özellik yazar ve şairlerin gerek konu ve üsluba gerekse biçime dair giriştikleri cesur denemelerdir. Modernist kaygı ve duygu durumlarından bahsedilirken genellikle atıfta bulunulansa W.B. Yeats’in ünlü dizeleridir:  “Her şey dağılır, merkez dayanamaz.” 

Bu dönemin önemli yazarları arasında James Joyce, Virginia Woolf, Aldous Huxley, D.H. Lawrence, Joseph Conrad, Dorothy Richardson, Graham Greene, E.M. Forster ve Doris Lessing bulunurken önemli şairleri W. B. Yeats, T.S. Eliot, W.H. Auden, Seamus Heaney, Wilfred Owens, Dylan Thomas ve Robert Graves, önemli oyun yazarlarıysa Tom Stoppard, George Bernard Shaw, Samuel Beckett, Frank McGuinness, Harold Pinter ve Caryl Churchill’dir. 

Modern Dönem aynı zamanda modern eleştiri anlayışının da doğduğu dönemdir ve henüz sona erip ermediğini söylemek güç. Yine de modernizm sonrasında post modernizmin geliştiğini ve günümüzde her iki döneme de uygun eserler verildiğini biliyoruz. 

Postmodern Dönem (1945–?)

Postmodern Dönem İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle başlar. Pek çok kişiye göre modernizme verilmiş bir yanıt olan postmodernizmin 1990’lı yıllarda sona erdiği ima edilse de,  bugün bile dönemin tamamen kapanmış olduğunu söyleyemeyiz. Postyapısalcı edebiyat teorisinin de geliştiği bu dönemin önemli yazarları arasında Samuel Beckett, Joseph Heller, Anthony Burgess, John Fowles, Penelope M. Lively ve Iain Banks yer alır. 

Çevirden: Fulya Kılınçarslan

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Eleştiri Ne Âlemde?Maurice Blanchot
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Tuba Karamuklu

31 Ağustos 2025

Annelik, Bağ ve Yüzleşme Üzerine Bir R..

Her Şey Bir Kırmızı Paltoyla Başlıyor...İnsan bazen bir hikâyeyi olay örgüsünde değil, kelimelerin titreşiminde, satır aralarındaki boşluklarda, sessizlikte hisseder. Kırmızı Paltolular, işte tam da böyle bir roman. Luigi Ballerini, ON8 K..

Devamı..

Rusya Svalbard'a Dönüyor

Elisabeth Braw

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024