Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

12 Ocak 2022

Edebiyat

Thomas Bernhard, Beton ve Karanlık Anlatım

Gamze Haklı Geray

Paylaş

3

0


Thomas Bernhard kendi deyimiyle bir hikâye yok edici. Hikâyenin şekillendiğini, yükseldiğini gördüğü anda onu yok etmeyi seçiyor. Aynısının cümleler için de geçerli olduğunu, neredeyse gelişebilecek tüm cümleleri önceden yok etmek istediğini itiraf ediyor. Hikâyeyi yok edince geriye ne kalır bilmiyorum.

Okurun karşısına hangi sıklıkla çıkan bir kitap daha ilk sayfasından karanlık kuyuların dibinden seslenerek tuhaf bir heyecan, haz ile umut arasındaki bir sınırda ona tanımsız duygular yaşatır? Bu tür metinlerin anlaşılmasının zaman istediğini, içindeki oyalanmalar, duraksamalar, ertelemeler, alt metinler dikkate alınarak okunmaları gerektiğini hissederiz.

Salgın olmasaydı günümüz insanının duraksama zorunluluğu da belki olmayacaktı. Ama yazar kaleme aldığı metnin satırları arasında oyalanma, onu geciktirme hakkına sahip olmalı. “Yazmak, şizofreninin toplumsal olarak kabul edilebilir bir şeklidir” diye boşuna söylememiş E. L. Doctorow. Thomas Bernhard'ın Beton’u işte böyle metinlerden. Yazarın bölünmüş kişiliklerinden biri olan müzik bilimci Rudolf’un besteci Mendelssohn Bartholdy hakkında yazmayı planladığı ama bir türlü üzerinde ilerleyemediği çalışmasıyla ilgili. Başından sonuna sanki nefes almadan akıp giden, yazarın diğer kitapları gibi kesintisiz bir iç monolog. İnsan en çok da kendi kendine konuşurken oyalanır. Bernhard’ın kitaplarında özellikle de Beton’da kullandığı baskın bir teknik var. Toplumda hüküm süren yüzeyselliğe yönelik şikayetlerini ve sızlanışlarını kaleme alması, hayata karşı süregelen hoşnutsuzluğu ama bu konuda herhangi bir çaba göstermeden kendini akışa bırakması yazım tarzının özelliklerinden. Ben Marcus, deneysel kurgu üzerine yazan ve Bernhard hayranlığını açıkça dile getiren bir yazar olarak Frost'la ilgili incelemesinde Bernhard’ın anlatısal bir hikâye anlatıcısından çok bir bilincin mimarı olduğunu belirtmiş.

Varlıklı bir hayat süren münzevi Rudolf doğru zamanın geldiği inancı ile masa başına oturduğunda cümlelerini kâğıda dökmek ister. Mendelssohn Bartholdy için yazacağı ilk cümlenin ne olacağını düşünürken endişesi ablasının tutkuyla başlayacağı projesini bozma olasılığıdır. Başarsızlığının ve yazar tıkanıklığının suçunu daima ablasına atar. Üstelik bağışıklık sisteminin vücuttaki çeşitli dokulara karşı reaksiyonu olan sarkoidoz hastasıdır. Rudolf’un kaotik zihni, iç umutsuzluk, sorgulamalar, yazar tıkanması, alt metinler, oyalanma ve dikkat dağıtıcılar arasında salınan bir zihin olarak karşımızdadır.

Marquez, en zor şeylerden birinin ilk paragrafı yazmak olduğunu, bunun için aylarca uğraştıktan ve bir kez durumu anladıktan sonra gerisinin çok kolay ortaya çıktığını iddia eder. Rudolf için de bu böyle midir?

Başlangıçta hayattaki tek amacı, erkek kardeşinin yazmaya koyulduğunu hissedip ona müdahale etmek gibi görünen baskıcı kız kardeş imajı aslında metin ilerledikçe Rudolf’un hikâyesini değiştirmeye onu teşvik etmeye uğraşan başka bir fotoğrafa dönüşür. Yazarımızın mazareti boldur. Sabit fikirlidir. Örneğin “kadın arkadaş ve zihinsel ihtirasların bir arada düşünülemeyeceğinden, eskiden sevmesine rağmen artık kendini yolculuk yapmak için güçsüz hissettiğinden” söz eder.

Yazmayı hayal etmek için çok zaman harcayan ama bir türlü başlayamayan tıkanmış tipik bir yazardır belki de Rudolf. Öte yandan güvenilmez anlatıcının da ta kendisi değil midir? 

Rudolf Viyana’yı, sosyal sistemi eleştirir. Ama yine de sanatsal ve entelektüel gelişimindeki rolünü anlayarak, müzik tutkusunu besleyen tek yerin o kent olduğunu kabul eder. Bu karakterin aslında esaslı bir nedene, derin bir anlam duygusuna gereksinimi vardır. Kendine mazeret arayışı metnin oyalanışıyla âdeta paralel ilerler.

Umberto Eco’ya göre ormana gezmek için gidilir. Kaçma kovalanma telaşı içinde değilseniz, ormanda oyalanmaktan, oraya ait ayrıntıları keşfetmekten ve incelemekten zevk alırsınız. Oyalanmak, vakit kaybetmek anlamına gelmez; isabetli bir karar almadan önce düşünmek amacıyla oyalanır, ağırdan alır insan. Yazarın yapıtındaki oyalanmalar, yavaşlatma tekniği, okurun metinde keşif yolculukları yapmasına olanak tanır. Bu nedenle Rudolf’un iç monoloğu tam da bir karakterin kendi düşüncelerini bu bağlamda dile getirmek, iç çatışmaları göstermek, ikilemlerini ve karar verme sürecini sergilemek için güçlü bir araç olarak ortaya çıkmış olabilir. Dostoyevski’nin karakterlerine benzer Rudolf. Yeraltından Notlar’daki takıntılı öfkeli anlatıcıyı anımsatır.

Thomas Bernhard “Bella Bartok ciddi bir besteci, ben de ciddi bir yazarım” demiş. Kitaplarının neden hep zifiri karanlık oluşunun da açıklamasını da yapmış. Metinlerinde her şeyin yapaylığını dillendirdiğini, olayların bir sahnede gerçekleştiğini, sahnenin tamamen karanlık olduğunu anlatır. Ona göre karanlıkta her şey netleşir. Gündelik kısa vadeli düşünmenin acımasız yüzeyselliğine, her şeyi tüketen hırslara, entelektüel çoraklığa, bencilliğe, korkuya, kaygıya, eski hayal kırıklıklarına belki de pek çok insan gibi takıntılıdır.

Beton’u okurken Bernhard üzerine çekilen belgeseli de izledim. Yazarın 1970 yılında, üç gün boyunca Hamburg parkında tek başına bir bankta otururken doğaçlama monoloğunu anlatan bir belgesel, Drei Tage.

Yönetmen monoloğa görsellik ekleyerek arada ekranı karartmayı ihmal etmemiş. Almanca ve Türkçe’de "beton" aynı anlama geliyor. Roman adının, (metinde de kullanılıyor beton kavramı)  yazarın dilinin ağırlığına uygun bir açıklama olduğu da ifade edilenler arasında. 

Thomas Bernhard kendi deyimiyle bir hikâye yok edici. Hikâyenin şekillendiğini, yükseldiğini gördüğü anda onu yok etmeyi seçiyor. Aynısının cümleler için de geçerli olduğunu, neredeyse gelişebilecek tüm cümleleri önceden yok etmek istediğini itiraf ediyor. Hikâyeyi yok edince geriye ne kalır bilmiyorum.

 

Kaynaklar

1.         Bernhard Thomas, Beton, Yapı Kredi Yayınları. Çevirmen. Sezer Duru. 2018

2.         Bernhard Thomas - Drei Tage. Belgesel film. Yönetmen: Ferry Radax. 1970

3.         Eco Umberto. Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti. Can Yayınları. Çevirmen  

            Kemal Atakay. 2019

4.         https://entropymag.org/thomas-bernhard-your-typical-story-destroyer/

5.         Konzett Matthias. A Companion to the Works of Thomas Bernhard. Camden   

            House. 2002.

 

 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Luminitsa: Moldova’nın Unutulan Kitapç..Paula Erizanu
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Semih Gümüş

24 Kasım 2025

İmralı Tartışması, Dem Parti, CHP ve M..

Süreçte iktidar tarafından bugüne dek somut bir adım atılmamış oluşunu hatırlatanlara karşı, “Onun da zamanı gelecek” demek süreci toplumsallaştırma ve açıklık çizgisinin dışına çıkmaktır. Adeta ortalığa bir ateştopu yuvarlandı ve onun gidip CHP’..

Devamı..

Frankenstein’dan Drakula’ya Ölümün ve ..

M. R. Granatino

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024