Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

19 Şubat 2026

Kitap

Çiçek’in Arzusu

Begüm Güven

Paylaş

0

0


Çiçek’in gözlerinden yağmur gibi akıyor gerçek dünya.

Çocuklar ve gençler için sürprizli maceralar yazan, fantastik romanlarıyla sevilen Sabri Safiye, Çiçek ve Kaplan Gözü kitabında pek çok anlamda sürüklenen bir kız çocuğunu, Çiçek’i anlatıyor. Kitap, doğanın ve doğaüstünün, ilk bakışta birbirinden kopuk gözüken düzenlerini, bıçak darbesi gibi üzerlerine inen Çiçek’in hayal gücü sayesinde birbirine bağlıyor. Bu sayede Çiçek, kitabın başında dışlandığı için üzülürken, hemen sonrasında engin denizde kaybolan bir maceracı rolünü üstlenebiliyor. Aslında kitabın başında Çiçek yalnızca tek bir şey istiyor: Bir sonraki gün gerçekleşecek doğum günü partisine gitmemek. Bu çocuklukla yeniyetmelik arasındaki yumuşak geçişi sağlayan isteklerden. Yalnız bırakılmak isteği. Nitekim gerçekleşmiyor, hizaya getiren, derleyip toparlayan bir kuvvet olarak ninesi toparlıyor onu. Doğum gününe gitmesi hem de bu günden sağ salim, muzaffer çıkması için gereken tüm hazırlığı da üstleniyor. Böylece Çiçek’i buruk kalbinden, isteklerinin dünyasından koparıp gerçeklikle yüzleştiriyor. 

Çiçek’in gözlerinden yağmur gibi akıyor gerçek dünya. Başta yalnızca odasından dışarıyı izliyor; bahçeyi, boşluğu, yağmuru... Su damlaları yuvarlanıyor. Su damlaları büyüyor, yeri kaplıyor. Su damlaları taşkın bir tabiata evriliyor; birleşip sel oluyor. Sel, komşusunun kedisi Doktor’u bir deponun damına hapsediyor. Çiçek yerinden kalkıyor, Doktor’u kurtarmak için bir şey yapıyor. Bir şey, düşünülmeden atılmış bir eylem. Ve bu sayede, tahmininden çok uzağa gidiveriyor. Hayal mi kuruyor, derin bir uykuya mı yatıyor? Engin bir denizde susuz, yarı baygın yarı uyanık sürükleniyor. Sürüklenmesi de kitabın sonuna kadar pek bitmiyor... Doktor ve Çiçek, önce şaşı bir çift göz gibi bir türlü hizaya gelemeyen iki kaptan ve onların kendileri gibi yön yordam bilmeden ilerleyen gemisinde, daha sonraysa tuhaf ormanın tuhaf kaplanının huzurunda bulunuyor, neler olup bittiğini anlamak için çabalıyorlar. Kitap da çiçek gibi açılıyor ve biz okurlar, dünyevi kılıklı bir arzunun (“Doğum günü partisine gitmek istemiyorum!”) altında nelerin saklı olduğunu keşfediyoruz.

Çiçek’in kaptanlarla olan bir diyaloğu durumu çok iyi özetliyor: 

“‘Peki, söyleyin öyleyse! Nereye gidiyoruz?’ 

Çiçek'in sabrı taşmak üzereydi. 

İki adam birbirine baktı ve bir sır veriyormuş gibi onlara doğru eğilerek, bir ağızdan:

‘Burdan uzağa; işte hedefimiz bu!’ dedi.

...

Çiçek duraksadı. Beklenmedik şekilde, cevap onu tatmin etmişe benziyordu. 

Kaptan sordu: 

‘Peki, sen nereye gidiyorsun?’ 

‘Bilmiyorum,’ dedi Çiçek. ‘Galiba sizinle aynı yere.’”

Sabri Safiye, Günışığı Kitaplığı’nın YouTube kanalındaki Ayna programına verdiği söyleşisinde, insanın özünü sabit kabul ettiğimizden, oysa bizi biz yapan yapıtaşlarını aramanın dindirilemeyen en büyük merak konularından olduğunu söylüyor. İnsanı harekete geçiren şeyinse istekleri, arzuları olduğunu ekliyor. Edebiyatı, bir nevi çocuklarla dayanışma aracı olarak kullandığını, çocukların “bizim de dertlendiğimiz konuların en ağır halleriyle cebelleştiklerini” aktarıyor. 

Sabri Safiye’nin Çiçek ve Kaplan Gözü’nden önce sarf ettiği bu sözleri, belki de kendisinin en çok bu kitabı için geçerli olabilir. Gerçekten de Çiçek’in arzusunun, kendisine tayin ettiği nesnesinden de fazlasını içerdiğini, yalnızca hedonist bir işleve sahip olmakla kalmayıp Çiçek’in tüm bildiklerini, algıladıklarını organize ettiğini görüyoruz. Yalnız kalma arzusu taşkın; gerçekliği yıkıp yeniden yaratıyor, tırpan gibi önüne geleni kökünden ayırıp yabancı topraklara atıyor. 

Çiçek’in komşusu, ninesi ve en sonunda da kendisi; hayatında önemli rol oynayan insanlar alışılmış çerçevelerinin dışında, bir zamanlar oldukları ya da gelecekte olabilecekleri ihtimallerle süslenmiş halde, bu sefer heyecanlı ve belirsiz bir maceranın karakterleri olarak beliriyorlar. 

Yani Çiçek, aslında dile getirdiğinden de fazlasını algılıyor ve içine atıyor. Bunları sembole dökmenin bir yolu olarak da kaçmayı buluyor. Belki de etrafındaki hiçbir şeye güvenmiyor, annesizlik çekiyor; bu da onu içine kapatıyor. Belki de tam tersine, çekirdek ailenin bir çocuğa verebileceğinden daha fazla rengi barındıran dünyasında, çoğulluktan doğan bir curcunanın içinde, her şey birbiriyle ilişkiye giriyor, Çiçek için birden fazla anlama sahip oluyor. 

Kitapta arzunun yanında çocukluğa has o tuhaf ve dindirilemeyen sıkkınlığı da buluruz. Zaman zaman çocukluğun üstüne bir sis bulutu gibi inen bu sıkıntı, sanki Çiçek’e yaka silktiren, içini eften püften sebeplerle şişiren... Bu sıkıntıya karşılık kitap, çözüm sunan bir konuma çekmiyor kendini. Olan şeyleri oluşuna bırakıyor. Mutlu denebilecek bir sona sahip olsa da, bir hedefin peşinde koşuyormuşçasına aceleye getirmiyor Çiçek’in yolculuğunu. Tersine, Çiçek’in keşiflerinin arasında güzel olan, “kaplan gözü” gibi ancak ışığa tutmak için bir saniye durduğumuzda ilgimizi esir edebilen şeyleri keşif de var. Bir mesaj verme çabası gözetmeden çocuğu güzelle ilişkiye sokuyor. Kitabın işlevsiz, fazlalık bir yanı hep kalıyor haliyle. Bu da okuru birey kılıyor sanki. 

Sabri Safiye'nin burada çizdiği çoğulluk barındıran bir resim. Hiçbir şeyin tek bir anlamı yok. Her şey tek bir örüntü, tek bir öteleme/yansıma prensibine göre değişikliğe uğramış değil. Kitapta “saçma”nın ve hayal edilenin bir mantığı mevcut olsa da, keyifle okumak için dedektif olmak zorunda hissetmiyoruz kendimizi.

Çiçek ve Kaplan Gözüyalnızca anlam olarak değil, cümleleri, üslubu, büyülü olay örgüsüyle de zengin, tekrar tekrar okunulası bir kitap.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Çocuk kitaplarında güçlü içerik, engel..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Naomi Adam

22 Aralık 2024

Booker Ödülü Nasıl Kazanılır: “En İyi”..

Ödülün öngörülemezliği büyük ölçüde kriterlerindeki muğlaklıktan kaynaklanıyor. Ödül şartnamesine göre Booker Ödülleri’nin amacı, kurmaca türünde yazılmış en iyi eseri seçmek. Peki bu gerçekten ne anlama geliyor?Derler ki, herkes ..

Devamı..

Yazarlar İçin En Güzel Yılbaşı Hediyel..

Rudri Patel

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024