Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

28 Ocak 2026

Edebiyat

Dolanan Kökler ve Miras Kalan Hikâyeler: Miras Toprak

Caner Almaz

Paylaş

0

0


Maria Turtschaninoff, Fin edebiyatında çocuk ve genç yetişkin anlatılarıyla tanınan, İsveççe yazan bir yazar. 1977’de Finlandiya’da doğan Turtschaninoff, edebiyat ve mitolojiye olan ilgisini daha genç yaşlarda keşfetmiş ve bu ilgiyi özellikle fantastik kurgu yoluyla ifade etmeyi seçmiş. Kariyerinin başında çocuk ve genç yetişkin edebiyatına yönelmiş, Red Abbey Chronicles (Kızıl Manastır Günlükleri) üçlemesiyle dünya çapında tanınmış. Bu üçleme 30’dan fazla dile çevrilmiş, Astrid Lindgren Ödülü ve Finlandiya Edebiyat Ödülü gibi önemli ödüllere layık görülmüş. Ayrıca İsveç Edebiyat Derneği tarafından iki kez onurlandırılmış.

2022 yılındaysa Arvejord adıyla yayımlanan, dilimize Miras Toprak adıyla Timaş Yayınları tarafından kazandırılan romansa onun ilk yetişkin edebiyatı denemesi ve aynı yıl İsveç’in prestijli YLE Edebiyat Ödülü’ne layık görülmüş, Helsinki Kitap Fuarı’nda “Yılın Kitabı” seçilmiş.

Miras Toprak’ta Turtschaninoff, doğayla bağ, kültürel bellek, nesiller arası aktarım gibi derin temaları ele alıp adeta nesiller ve yüzyıllar boyu süren bir masala dönüştürüyor. Hikâyemizde yazarımız çok zor gibi görünen bir işe kalkışır; Finlandiya’nın batı kıyısında, gerçekte olmayan, yani kurgusal bir bataklıktan doğanneredeyse 400 yıllık bir aile tarihini anlatır. 

Yolculuğumuz ilk olarak 17. yüzyılda, ileride Nevabacka adını alacak bölgede ormanın ortasında bir ev inşa etmeye karar veren Matts Mattsson’un hikâyesiyle başlar. Kahramanımız yalnız başına yaşarken, tarlaya dönüştürmeye karar verdiği bataklığın güzeller güzeli koruyucusunun ona bataklıktan uzak durması şartıyla adeta armağan ettiği oğluyla yaşamaya başlar. Topraklarını işlemesi ve tarlalarından mahsulleri toplaması için bir aileye ihtiyaç duyan Matts bu anlaşmayı kabul eder. Bataklıktan uzak durur. Oğluyla yıllar içerisinde işlerini büyütür. Aradan yıllar geçtikten sonra Matts verdiği sözü unutur. Bataklığın korucuları da ondan oğlunu geri alır. Ve hikâyemiz bu kökten kurulmaya başlanır.

Hikâyemiz Matts Matsson’un soyundan ve bataklığın etrafında büyüyen ailesinden onlarca kişiyle devam eder: Çocuklar, torunlar, gelinler, askerler, şifacılar, mektuplaşan kızlar ve ölen büyükanneler…Finlandiya’nın batı kıyısındaki kurgusal bir bataklık bölgesine yerleşen ilk insandan başlayarak, 400 yıl boyunca aynı arazide yaşayan insanların hikâyelerini kuşaklar boyunca izleyen bu roman, anlatı örgüsü, mitolojik unsurlar, tarihsel dönüşümler ve dini etkiler aracılığıyla asırlar süren bir masala dönüşür. Dört farklı yüzyılla ayrılmış bölümlerle işlenen ve her bölümde farklı bir karakterin küçük bir kesitine odaklanan roman, zaman içinde büyüyen, toplumla beraber köklenen, büyüyen ve mevsimlere, yıllara göre şekillenen bir ağaç gibi katman katman farklılaşır. Anlatı, kronolojik olsa da bazen zaman ileri ve geri sıçrar. Ancak hikâyenin kurgusu gereği, bu bağların ve köklerin bataklığa, bataklıktan tohumlanan mirasa bağlandığını biliriz. Kristin’le küçük bir çocukken ormanda kaybolup geçmişle bağımızı biraz da şansımızla kurarız. Henric’le inancın ve inanışın kutsal metinlerde anlatılanlarla sınırlı olamayacağını keşfederiz. Brita’nın şifalı elleriyle hastaları dolaşırız ve aşkta hayal kırıklığını tadarız. Kuşaklar arasında geçmişe dokunan ve bağıntıları kuran detaylar yakalarız. Yazarımız bunu bize göze sokmadan, biraz da okuru çalıştırmak ister gibi başarıyla yapar.

Miras Toprak’ta yüzyıllara ayrılan bölümlerinde, medeniyetin inşası, değişimi ve toplumun dönüşümü hikâyenin fonunda okura eşlik eder. Bu değişimleri ve dönüşümleri karakterlerin hikâyelerinde ve hayata bakışlarında da görürüz. Bununla birlikte insanın dönüşümüyle doğaya bakışı, inanışlarına bağlanması ya da uzaklaşması, aile ilişkileri ve geçmişle kurdukları bağları da bu zamansal anlatı içerisinde değişir. Karakterlerin her biri kısa bir süreliğine karşımıza çıksa da, geçmişleri, motivasyonları ve duygusal derinlikleriyle gerçek insanlara dönüşürler. Anlatıda kadın karakterlerin her yüzyılda mücadele ettikleri zorluklar ve toplum içerisindeki konumları dönemsellikleri açısından okura tanıdık ve bildik şeylerin göstergesi olur. Bu karakterler, kendi dönemlerinin baskılarına ve doğanın zorluklarına karşı farklı biçimlerde direnirler ya da teslim olurlar.

Turtschaninoff’un masalsı bir dille oluşturduğu bu anlatı, bize mitolojik bağıntılarla ve pastoral bir tonla kurgulanan, geçmişten yakın geçmişe uzanan bir yolculuk vadediyor. Miras Toprak, her bölümüyle geçmişi ve geleceği, doğayı ve insanı, din ve mitolojiyi, kurmaca ve gerçeği karşı karşıya getirirken, metni bölümler ve karakterler üzerinden okunduğumuzda dayapısal olarakderin ve metaforlarla örülü bir anlatı keşfetmemiz zor değil. 

Kuzey Avrupa’nın son yıllarda öne çıkan (ya da benim yeni yeni keşfettiğim) edebiyatını okumaktan çok keyif alıyorum; ülkemizde de bu coğrafyanın yazarlarına bir teveccüh olduğu aşikâr. Turtschaninoff’un romanda anlatıyı kendi kültür ve mitolojileriyle güçlendirme yeteneğini, dolanan aile köklerini işleme biçimini ve bunu çok uzun bir zaman dilimine yayma beceresini etkileyici bulduğumu söylemeden geçmek istemiyorum. Miras Toprak meraklılarının ıskalamamasını dilediğim bir roman. İyi niyetle öneririm.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Uzun Adamın Peşinde – Julio Cortázar’ı..Adnan Özer
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

H.M.A. Leow

19 Mayıs 2025

Tagore Saygon’da: Kültür, Çelişkiler, ..

Rabindranath Tagore’un 1929 yılında Vietnam’a yapmış olduğu ziyaret bölgeyi Fransızlar olmaksızın nasıl bir geleceğin beklediği konusundaki tartışmaları alevlendirdi.   Kimi Vietnamlılar tarafından ruhani bir lider olarak görülen Tagore, kimilerince de ..

Devamı..

Anlam Kazandırmak ya da Anlamsızlığa K..

Toprak Işık

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024