Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

7 Şubat 2026

Edebiyat

Yoldan Çıkanlar Var Aramızda

A. Dilek Şimşek

Paylaş

5

5


Biz yoldan çıkanlar, dünyayı mahvetmekle geçirdiğimiz zamanı keşke onun gerçek sahibi doğayı anlamakla geçirsek.

Sosyal medyaya çok karşı değilim. Su akmadı mı, patlama sesi mi duydun X’e bak. Ankara’da neler oluyor instagramda. Yeni filmler ve söyleşiler, atölyeler, sergiler de. Liste uzayıp gidiyor. Başkalarının hayatını dikizlemedikçe, kendimi öznesiz bir nesne olarak parlatıp sunmadıkça sorun yok. Onu yapanlar çoğunlukta ama bir sorun yaşayıp yaşamadıkları onlara kalmış, benim ilgimi başka şeyler çekiyor.

Yaz başından beri sosyal medya kullanma şeklime hem bir sınırlama hem de bir mantık getirdim. Öğlen arası on beş dakika, akşam yemeğinden sonra yarım saat. Takip ettiğim her şeyi baştan sona gözden geçirip gereksiz olduğunu düşündüklerimi eledim. Sinema haberleri, bazı müzeler, yönetmenler, yazarlar ve yayınevlerini takip etmede karar kıldım. Bu karar sonradan bana eleştirmenlerin, çevirmenlerin yolunu açtı. Üstelik Ankara’nın sergi ve festival film salonlarında söyleşiler olduğunu fark ettim. En sevdiğim Caravaggio resimleriyle ilgili üç saatlik bir sunuma bu sayede katıldım.

Derken yeni bir sorun baş gösterdi. Yayınevleri ve yazarlar kimleri takip ediyordu? Ya onları kim takip ediyor, paylaşımlarını yayıyordu? Tutarlı ve zaman kaybettirici araştırmalarım sonucunda, bu yayılmanın bir kuralı yok gibi görünmesine rağmen belirli bir örüntü yapısı olduğunu sezmem çok sürmedi. Tanınıyorsanız sizi tanıyanlar geometrik bir şekilde artıyor, kendi halinizde takılıyorsanız olduğunuz yerde sayıyordunuz. Elbette görünür olmak istiyordum. Ancak zamanım yoktu.

Özetle sosyal medya kullanmaktan keyif aldığım için devam ediyorum. Örneğin Livera Yayınevi’nin varlığı bana instagram armağanıdır. Online satın aldığım kitapları oldukça ilginç gelmeye başladıktan sonra yakından takip etmeye başladım. Bu takipte Guadalupe Nettel isimli bir yazara, onun yapıtlarına ve çevirmeni Banu Karakaş’a rastlamam uzun sürmedi. Çeviriler o kadar iyiydi ki merakımı çekmişti.

Livera Yayınevi bir İzmir kuruluşu. Hem anne tarafından İzmirli hem de her ortalama devlet memurunun emekli olup Ege’ye yerleşme hayallerine sahip olduğumdan, yayınevini arkadaşlarım kurmuş gibi benimsedim. Yayınlarına göz atmakla yanılmadığımı anladım. Ankara Kitap Fuarı’na tanıdıkların imza günlerini ve söyleşilerini takip etmek için gittiğimde Livera standını aradım, bulamadım. Başka bir yayınevi çalışanı ücret politikasında anlaşamadıklarını, o yüzden gelmediklerini söyledi. Nasıl bir yüz ifadesiyle bakmış olmalıyım ki bence çok özel bir bilgiyi almıştım. 

Birkaç hafta sonra sevgilimin İzmir’de kongresi vardı, hafta sonuna beni de çağırdı. Onunla ikinci İzmir deneyimimiz olacaktı. Kabul ettim. Bu fırsatla emekli olup İzmir’e göçmüş, bir de yıllardır orada yaşayıp çalışan üç arkadaşıma haber verdim. Buluşacaktık. 

Cumartesi öğleden sonrasını Kültürpark’ta geçirmeyi önerdiler, hem kitap fuarı vardı hem de hava çok güzeldi. Çocukluğumda çok sevdiğim fil Bahadır’ı ziyaret ettiğim yere çok uzun bir aradan sonra gidecek olmak heyecanlandırmıştı beni.

Fuar girişinde kalabalığın birlikte yürümeyi olanaksız kılması ve her birimizin farklı zevklerinin olması nedeniyle ayrı gezmeye karar verdik. Bir buçuk saat sonra büyük havuzun kenarında buluşacaktık. Sel ve Dedalus’u inceledikten sonra kalabalıktan bunalıp kenara çekilmeye karar verdiğimde Livera Standı’nı gördüm. İşte herkes oradaydı, tüm kitaplar ve kimlerse onlar. Kendimi tanıttım. Uzun uzun sohbet ettik. Önerdikleri ve hediye ettikleri kitapları aldım. Telefonlar verildi. Ayrıldık. Hava, ortam, kitaplar, çalışanlar o kadar iyiydi ki ertesi gün sabote edilecekleri asla aklıma gelmezdi.

Öteki kitaplarını çoktan aldığım ve okuduğum, nasılsa gözden kaçırdığım Yoldan Çıkanlar’ı yayınevi sahibi önermişti. Bu hafta sonuna denk geldi okumak. Guadalupe Nettel 1973 doğumlu, aramızda iki yaş var. Meksika’da doğmuş, Fransa ve Meksika’da büyümüş. Dil eğitimi almış. Yazar ve editör. İnstagram hesabından oldukça güzel, aktif biri olduğu görülüyor. Geziyor, festivallere katılıyor, esprili. Sevdiğim Antonia Tabucchi ve Stefan Zweig paylaşımları var. Paylaştığı bazı afişlerin İspanyolca olmasına rağmen söyleşilere katıldığını anladım. Hani tanışsak iyi arkadaş olurduk duygularıyla.

Yoldan Çıkanlar sekiz öyküden oluşuyor. La İmpronta ve Yetim Kardeşliği’nin oldukça etkileyici olduğunu söylemeliyim. Hatta bugüne kadar birincisi gibi bir öyküye denk gelmedim. Öncesi, sonrası olmayan, karşılaşmada bir kapalılığı sürmüş, kendi içinde tutarlı ve dengeli bir öykü. Hastalık ve hastane ortamında, aile, arkadaşlık, bulma ve kaybetme katmanlarında anlatılanlar, anlatılmayanlar ve anlatılamayanlar öyküyü zihnime çaktı. Ailenin kara keçisi olan dayısına hastanede tesadüfen rastlayan bir kızın öyküsü bir katman. Öteki katmanlarda hiçbir soru işareti yanıtlanmadan dayının, dolayısıyla ailenin ve dönemin ve kentin, ülkenin öyküsüne evriliyor.

Guadalupe Nettel, Yetim Kardeşliği’nde aile kavramını varlığı ve yokluğuyla sorgulamış. Yetimlik duygusunu iliklerime işledi. Birbirlerini bakışlarından tanıyan yetimler. İlk zamanlarımda bir öykü yazmıştım, acil serviste geçiyordu. “Bizler birbirimizi arabalarımızdan tanırız,” cümlesini yazmıştım. Sonradan çok düşündüğüm ve okura doktorların dünyasından açık verdiğimi sandığım bu cümlemi değiştirmeden bırakmıştım öyküde. Dünyanın başka bir yerinde, benzerinin yazılıyor olduğunu fark edince inanılmaz şaşırdım. Bağlamları farklı olsa da inanılmaz.

Pembe Kapı öyküsündeyse bir başka yoldan çıkmış karşımızda. Bu öykünün derinliği, olanağımız olsa hangi yaşımızda, hangi hayatımızı yaşamak istediğimizi sorgulatmasında yatıyor. İstediğimiz ana gittikten sonra ilerisi geri dönülmez bir şekilde değişecek ama. Nuri Bilge Ceylan’ın bir sahnesinden etkilenerek yazdığım kafeli öyküde, kadın karakter “Bu yaşadığımızdan başka bir yaşantı yok, olsaydı onu yaşardık zaten,” demişti. Zoraki bağlantı kuruyor ya da iki ortalama öykümün reklamını yapıyor gibi algılanmayı göze alarak söylüyorum ki Yoldan Çıkanlar’da Guadalupe Nettel’in derdini sezdim, bunu gerçekleştirme becerisi ve farklılığına saygı duydum. 

Bağlam sezdirme, tema takip ettirmede sözcüklerin rolü çok büyük. Bir çevirmen kendi dilinin ayrıntılarına, güncelliğine ve geçmişe egemen olmadan çeviri yapmamalı. Çeviri yaptığı dil için de aynı şey söz konusu. Banu Karakaş, bana kalırsa yetenekli ve yetkin bir çevirmen.

Elbette ona da baktım instagramda. Online bir kitap okuma kulübünün olduğunu, seçtiği kitaplardan onun da bir derdi olduğunu hissetmemek olanaksız. 1987 doğumlu, İstanbullu. Yabancı diller, felsefe ve sinema okumuş. On yıldan fazladır Buenos Aires’te yaşıyor. Onu takip etmeye başladığımdan beri bir kitap toplantısına katıldım. Cesur ve akıllı feminist söylemlerini takdir ettim. Banchees of Inisherin filminin kendi 2025’e damgasını vurduğunu söylemesi çok hoşuma gitti. İzmir’deki cankuşum filmi izlemiş ve beni aramıştı. Telefonda ağlıyordu, ne olduğunu sörduğumda çok etkilendiğini söylemişti dediğim kadar varmış. İşte dünyanın bambaşka yerlerindeki bambaşka kadınlar bir derdin çekiminde değilseler, bu rastlantıları nasıl açıklamalı? Bu arada filmi izlemeyen kalmasın, çok ilginç, gerçekliği şaşırtıcı bir film. Banu Karakaş Buenos Aires’te geziyor, dolaşıyor, operaya ve ulusal kütüphaneye gidiyor. Yakın zamanda taşındı, fotoğraflarıyla başka bir şehir hayatının yanısıra o toprakların edebiyatından güzel öernekleri de bizlere aktarıyor. 

Küba’ya gidip döneli tam beş yıl oldu. Hiç unutmadım. Çok yer dolaştım ama orası bir başka. Şimdi büyük Latin Amerika turu için hazırlanıyorum. Değişik coğrafyalar. Bitki örtüsünden yemeklerine, geleneklerden, kültürden tarihlerine kadar.

Banu Karakaş’ın Buenos Aires paylaşımlarını zevkle takip ediyorum. Arada kitap önerdiği oluyor, çoğunu okumuş olsam da hiç rastlayamayacağım kitap önerilerini not alıyorum. Çevirileriyle beni mutlu ettiği, edebiyat anlayışıma bir farklılık getirdiği için onun da mutlu olmasını diliyorum. 

Bir kere online da olsa görüştüğümüze göre aramızdaki tanışıklık, Guadalupe Nettel’e şu mesajı iletmesini sağlar belki: Kitaptaki son öykü Rehavet’te bir derinleşme sorunu olduğunu. Öykü hızla anlatıldığı için Covid dönemi ve yönetimsel kusurlar havada kalmış gibi. Hem covid çok ağır kayıplara yol açmış, beklenmedik bir hastalık olduğundan. Kayıplar ve yönetimsel kusurlar o kadar hızlı geçilmemeli. Hem de covidle birlikte hayatımda bir milyon şeyin değişimini yaşamış bir doktor olarak konu bütünlüğü iyi olsa da derinlik sorunu olduğunu düşünüyorum.

Yine instagramda takip ettiğim Nasa’nın dünya fotoğrafları ya da Hubble teleskobunun gönderdiği derin uzay görselleri aslında sınırların, kuralların hatta bizlerin ne kadar anlamsız olduğunu düşündürtüyor bana. İşte ülkenin ve dünyanın başka yerlerindeki başka insanlar benim hayatımı nasıl etkiliyor, bu sayfalarda anlatıyorum.

Biz yoldan çıkanlar, dünyayı mahvetmekle geçirdiğimiz zamanı keşke onun gerçek sahibi doğayı anlamakla geçirsek. Yaşlı bir ağacın Arjantin’de de Türkiye’de de aynı şekilde ömrünü tamamladığı gerçeğini bilsek, çevirisi iyi olan kitaplarla başka yazarları ve hayatları okusak, ne bileyim karga ve kuzgunları tanımaya kafa yorsak. Yeryüzündeki sınırların ve yönetimlerin, katı ve baskıcı uygulamalarıyla doğa ve insan gereksinimlerini gözardı etmelerine karşı çıkabilir miyiz? Bu karşılaşmalarda sanatın, özellikle edebiyatın açtığı pencerelerde soluklanarak.

YORUMLAR

Fulya Bayraktar

Fikrin, bilgin ve yorumların için çok teşekkürler Sevgili Dilek Şimşek. Ufuk açıcı bir yazı olmuş...

15 Şubat 2026

Günseli Baysan

Sevgili Dilek, tekrar tekrar okuyacağım bir başucu yazısı yazmışsın. “Bizler birbirimizi arabalarımızdan tanırız,” öykünü anımsıyorum. Guadalupe Nettel ve Banu Karakaş’ı tanıştırdığın için de ayrıca teşekkür ediyorum.

8 Mart 2026

Günseli Baysan

Sevgili Dilek, tekrar tekrar okuyacağım bir başucu yazısı yazmışsın. “Bizler birbirimizi arabalarımızdan tanırız,” öykünü anımsıyorum. Guadalupe Nettel ve Banu Karakaş’ı tanıştırdığın için de ayrıca teşekkür ediyorum.

8 Mart 2026

Günseli Baysan

Sevgili Dilek, tekrar tekrar okuyacağım bir başucu yazısı yazmışsın. “Bizler birbirimizi arabalarımızdan tanırız,” öykünü anımsıyorum. Guadalupe Nettel ve Banu Karakaş’ı tanıştırdığın için de ayrıca teşekkür ediyorum.

8 Mart 2026

Günseli Baysan

Sevgili Dilek, tekrar tekrar okuyacağım bir başucu yazısı yazmışsın. “Bizler birbirimizi arabalarımızdan tanırız,” öykünü anımsıyorum. Guadalupe Nettel ve Banu Karakaş’ı tanıştırdığın için de ayrıca teşekkür ediyorum.

8 Mart 2026

Öne Çıkanlar

Balzac'ın Goriot Baba Romanından İnsan..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

30 Aralık 2025

İzmir’de Kalınacak Yer Seçimini Etkile..

İzmir, farklı tatil beklentilerine aynı anda cevap verebilen nadir şehirlerden biri. Şehir merkezi, sahil kasabaları ve çevre ilçeleriyle geniş bir konaklama alanı sunuyor. Bu çeşitlilik, seçenekleri artırırken doğru kararı vermeyi de zorlaştırabili..

Devamı..

Saliha Yadigâr: “Öykülerim kusursuz bi..

Palmet Bay

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024