Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

2 Eylül 2020

Edebiyat

Wilde ile Nietzsche

Thomas Mann

Paylaş

4

0


Nietzsche ile Wilde isimlerini çift haline getirmem tevekkeli değil – ikisi de asilikleriyle, güzellik adına başkaldırılarıyla beraber anılmayı hak eder.

Unutmamalıyız ki Nietzsche’nin ahlak eleştirisi bir bakıma şahsi bir mesele değildi, yaşadığı çağın etkisini de taşıyordu. On dokuzuncu yüzyıldan yirminci yüzyıla geçişte Avrupalı aydınlar Victoria çağının ikiyüzlü orta sınıf ahlakına cepheden ilk saldırılarını gerçekleştiriyordu. Nietzsche’nin öfkeyle ahlaka açtığı savaş büyük ölçüde bu genel resme oturur, ki onun şiddetli saldırıları ile başkalarınınki arasında şaşırtıcı benzerlikler bulmak mümkündür. Nitekim yaklaşık aynı dönemde Oscar Wilde’ın kamuyu bir yandan şok edip öbür yandan eğlendirdiği, içi boş denemeyecek ahlak karşıtı hamleleri ile Nietzsche’nin sivri çıkışları arasındaki yakınlıklara göz atmak da kuşkusuz ilginç olacaktır. Sözgelimi Wilde’ın şu sözlerine baktığımızda: “Ne kadar uğraşsak da şeylerin görünüşünü aşıp gerçekliğe erişemiyoruz. Bunun vahim nedeni belki de şudur: Deneyimlerimiz dışında şeylerin kendi içinde gerçekliği yoktur”, denemelerinde sözünü ettiği “maskelerin hakikati” ve “yalanın gözden düşmesi”, “Bence güzellik harikalar harikasıdır. Yalnızca yüzeysel insanlar görünüşe göre yargı vermekten kaçınır. Dünyanın gerçek gizemi görünür olandadır, görünmeyende değil”, aynı hakikatin iki farklı zihince tanınamayacak kadar kişisel olduğunu ifade ederken söylediği, “Boğmaya çalıştığımız her dürtü zihinde demlenip bizi zehirler. …. Ayartıyı bertaraf etmenin tek yolu ona teslim olmaktır”, “Sakın ola yolunu şaşırıp erdem yoluna sapma!” – bütün bu sözler Nietzsche’den de çıkmış olabilirdi diye düşünmekten kendimizi alamayız. Aynı şekilde Nietzsche’nin şu sözlerine döndüğümüzde: “Ciddiyet – istisnasız yavaş metabolizmanın alameti”, “Sanatta kutsanır yalanlar, ki vicdanı temizdir aldatma isteğinin de”, “En yanlış yargılar bizim için en vazgeçilmez olanlardır”, “Hakikatin görünüşten daha değerli olduğunu iddia etmek ahlaki bir yargıdan ibarettir” – burada hiçbir cümle yok ki Wilde’ın komedilerinde yer alıp St. James Tiyatrosu’nda seyircileri güldürme ihtimali olmasın. Wilde’ı el üstünde tutan eleştirmenler oyunlarını Sheridan’ın The School for Scandal’ıyla kıyaslar. Nietzsche’nin yazdığı pek çok şey de sanki bu ekoldendir.

Nietzsche ile Wilde’ı yan yana getirmek neredeyse küfür gibi gelebilir kimilerine, zira oyunbaz yazar Wilde dandy’ydi, Alman filozof Nietzsche ise bir bakıma ahlak karşıtlığının aziziydi. Öte yandan Wilde’ın hayatının sonunda, Reading Zindanı’nda az çok bile isteye eriştiği şehitlik mertebesi dandy’liğine bir tutam kutsiyet katmıyor değil, ki bu da Nietzsche’de büyük bir duygudaşlık uyandırırdı muhtemelen. Nietzsche’nin nihayetinde Sokrates’le uzlaşmasını sağlayan Sokrates’in yaşamının son sahnesi, yani baldıranı içmesiydi. Bu şehidin ölümünün Yunan gençleri ve Platon üzerinde muazzam bir etkisi olduğunu düşünüyordu. Keza Hıristiyanlık tarihindeki her şeyden nefret etse de Nasıralı İsa’yı yine yaşamının sonuna istinaden bağışlamıştı, çünkü çarmıhı tüm varlığıyla sevmiş, gönüllü olarak kendini çarmıha teslim etmişti.

nietzsche

Nietzsche’nin merkezi bir düşüncesi olmayan dağınık bir aforizma yazarı olduğu iddiasını da gözden geçirmek gerek. Onun felsefesi Schopenhauer’inki kadar tam teşekküllü bir sistemdir. Bütüne nüfuz eden tek bir temel düşünceden evrilip gelişir. Fakat bu başlangıç noktası katiyen estetiktir – bu da onun bakışını ve düşüncesini her türlü sosyalist öğretiyle uzlaşmaz bir karşıtlığa oturtur. Son kertede yalnızca iki türden temel tavır, iki türlü bakış açısı vardır: estetik ve ahlaki. Sosyalizm kesinkes ahlaki bir dünya görüşüdür. Nietzsche ise düşünce tarihindeki en tavizsiz ve eksiksiz estettir. Büyük ölçüde Dionysosçu pesimizme dayanan felsefesi –hayat ancak estetik bir fenomen olarak gerekçelendirilebilir– bizzat kendisinde, yaşamında, düşünme biçiminde ve yazdıklarında bulunur. Bunları haklılaştırmak, anlamak, onurlandırmak ancak estetik bir fenomen olarak mümkündür. Bu yaşam bilinçli olarak –son ânındaki kendini efsaneleştirmesi ve deliliği de dahil– sanatsal bir üretimdir, yalnızca harikulade dışavurumuyla değil en derin mahiyeti itibariyle de.  Lirik ve trajik bir temaşadır, fevkalade hayranlık uyandırıcıdır.

Estetizm Avrupa düşüncesinin bütün burjuva çağı ahlakına başkaldırısının ilk tezahürüdür. Dolayısıyla Nietzsche ile Wilde isimlerini çift haline getirmem tevekkeli değil – ikisi de asilikleriyle, güzellik adına başkaldırılarıyla beraber anılmayı hak eder. Yine de Alman putkırıcının başkaldırısı daha derinlere dalmış, ıstırap, vazgeçiş ve kendine hükmetme çabası bakımından daha büyük bedellere mal olmuştur.

İngilizceden çeviren: Oğuz Tecimen

* Thomas Mann, “Wilde and Nietzsche”, Oscar Wilde: A Collection of Critical Essays, ed. Richard Ellmann, Prentice-Hall, 1969, ss. 169-171.

Oscar Wilde fotoğraı: Napoleon Sarony

 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Thomas Bernhard ile Üç GünOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Şule Kaynar

27 Kasım 2025

Sibel Türker'in Kadın Karakterleri: Gü..

“Elim ateşten korkmuyor,Ülkemin bütün kadınları gibi tırnaklarım kütAteşten sıcak bir tencereyi yanmadan alabilirimKöz basarım yüreğime.Yüreğim nasırlarıyla umudu koruyor,Bir küçük ışıltıyla baharı bekleyenÇekirdek ateşten korkmuyor.”–..

Devamı..

Roman ve Öyküde Karakter Gelişimi

S. G. -. J. Smith

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024