William Turner’ın 15 Eseri

William Turner’ın 15 Eseri


Twitter'da Paylaş
0

Turner: "Benim asıl işim orada olduğunu bildiğim şeyleri değil, gördüğümü boyamaktır."

Joseph Mallord William Turner (1775-1851) renkleri etkileyici kullanımı, hayali manzaraları resmediş tarzı ve hiddetli deniz resimleriyle tanınan İngiliz Romantik ressamıydı. Yağlı boyayla yapılmış manzara resimleriyle ünlenmiş olsa da sulu boya ve baskı tekniğiyle yapılmış resimleri de vardır. "Işığın sanatçısı" olarak tanınan Turner, Londra’daki Covent Garden’da orta sınıf bir ailede doğdu. Hayatı boyunca Londra’da yaşadı, başarı ve şöhret sıkıntılarından ısrarla kaçındı. Dahi çocuk Turner, 1789 yılında 14 yaşındayken Kraliyet Sanat Akademisi’ne girdi ve 21 yaşında ilk çalışmasını orada sergiledi. Öğrenim gördüğü süre zarfında aynı zamanda mimarlık ressamlığı yaptı. Siparişler ve satışlardan düzenli bir gelir elde etti. Zor ve çelişkili bir karaktere sahip olduğundan yaptığı resimlerden kazandığı parayı gönülsüzce kabul etti. 1804’te kendi galerisini açtı ve 1807’de akademide perspektif profesörü oldu. Anlaşılması zor bir eğitmen olduğu söylense de 1828 yılına kadar ders verdi. Kariyeri çelişkilerle örülmüş olan Turner, 1802’de Avrupa’ya gidip geldiği dönemde yanında eskiz defterleriyle dönerdi. Yanında kalemleri ve küçük çizim defteri olmadan seyahat etmezdi. Resim eskizlerini seyahat ederken ya da bütün gününü gezilerinde karşılaştığı şeyleri incelemeye ve gözlemlemeye ayırdığı zamanlarda çizerdi. 

Denizdeki Balıkçılar, 1796 (Tate Britain)

Turner'ın Kraliyet Akademisi'nde ilk sergilenen eseri Denizdeki Balıkçılar, doğanın ezici gücünü yani yüce olanı oluşturan öğeleri gözler önüne seriyor. Ay ışığının gücü, titreyen fener ışığıyla tezat oluşturarak doğanın insanlar üzerindeki gücünü ve özellikle de balıkçıların kaderini vurguluyor. 

Hastings Sahilinde Balık Pazarı, 1810 (Nelson-Atkins Sanat Müzesi)

Turner'ın ilk dönem eserlerinden biri olan eserde kullanılan renkler, uğultulu havanın hissiyatını tam anlamıyla veriyor. 

Yüksek Kuvvet, Tees'in Düşüşü, Yorkshire, 1816 (Yeni Güney Galler Sanat Galerisi)

Uzun Geminin Deniz Feneri, Karanın Sonu (J. Paul Getty Müzesi)

Cesur tekniği ve manzara resmini daha dışavurumcu tarzda yansıtmaya çalışmasıyla Turner, modern soyut çalışmalara yaklaştı. Bu sulu boya eseri, 1827 ile 1838 yıllarında yarattığı İngiltere'nin Pitoresk Manzaraları adlı koleksiyonuna ait bir parçadır. 

Juliet ve Dadısı, 1836 (Arte Amelia Lacroze de Fortabat Koleksiyonu)

Turner'ın bu tablosu Venedik'i Hotel Europa'nın penceresinden Piazza'ya bakan bakış açısıyla resmediyor. Mimari yapıları yüceltirken Juliet balkonundan bu romantik manzaraya bakıyor. Resim Juliet'i, oyunun geçtiği yer olan Verona'da değil Venedik'te resmettiği için zamanında birçok tepki aldı.

Olta Balıkçılığı, Hastings'den Dışarı, 1839 (Victoria ve Albert Müzesi)

Lyme Regis, Dorsetshire, 1834 (Cincinnati Sanat Müzesi)

Turner'ın baskıları ve oymalı plakaları açık artırmada satıldığında Turner onları geri alabilmek için 3 bin pound ödedi. Bu işler daha sonra hayata geçirilmese de Turner'ın Lyme Regis dahil birçok eserine ilham verdi. 

Avrupa'nın Basamaklarından Dogano, San Giorgio, Citella, 1842 (Tate Britain)

Turner, Venedik’in su, ışık ve Rönesans mimarisini bir araya getiren eşşiz yapısını inceledi. Bu eserinde Guidecca Kanalı’nda yansımaları gözüken Santa Maria della Salute ve Santa Maria della Presentazione kiliselerini resmetti. 

Kırmızı Rigi, 1842 (Victoria Galerisi)

Lucerne ve oradaki gölden etkilenen Turner, 1841'den 1845'e kadar her yaz burayı ziyaret etti. Lucerne'e olan hayranlığından bu eser doğdu. 

Van Tromp Efendilerini Memnun Etmek İçin Yola Çıkıyor, 1844 (J. Paul Getty Müzesi)

Hangi tarihsel olayı resmettiği tam bilinmese de eserin 1666'da görevini yerine getirmediği için kovulan Hollandalı deniz subayı Cornelis van Tromp'ı resmettiği söyleniyor.

Dağ Manzarası, 1845 (Victoria Galerisi)

Resimlerini tamamlamadan Kraliyet Akademisi ya da İngiliz Enstitüsü'ne göndermek Turner'ın sık sık yaptığı bir şeydi. Bu resimleri son dakikada tamamlardı. "Cilalama günü" adını verdiği resimlerini tamamladığı son günde resimlerine önemli detaylar eklerdi. 

Alpleri Geçen Hannibal, 1812

Hannibal, tarihteki en büyük askeri komutanlardan biri olarak kabul edilir. Kartaca ordusunu, savaşı doğrudan Roma İmparatorluğu'na taşımak için Alpler ve İtalya'ya yönlendirdi. Hannibal’in MÖ 218’de Alpleri aşması, antik savaşta en ünlü askeri başarılardan biridir. Resim bu tarihi olayı resmediyor ve Turner’ın sonraki çalışmalarının çoğunda yaygın bir tema olan doğal güçlerin yıkıcı gücünü ön plana çıkarıyor.  Napoleon ile benzerlik gösteren Hannibal'ı tavir eden resim, Turner'ın kariyerinin en iddialı ve ünlü eserlerinden biridir.

Köle Gemisi, 1840

1781 Zong katliamında, geminin mürettebatı tarafından boğulmak üzere 133 köle denize atıldı. Katliamın sebebi geminin kalan sakinlerinin hayatta kalmasını sağlamak ve kısmen de kölelerle ilgili sigorta paralarını ödemekti. Bu olay, Britanya İngiliz Kölelikle Mücadele Derneği toplantısı ile aynı günde sergilenen bu şaheserin arkasındaki ilham kaynağı olarak kabul ediliyor. Resim, fırtınalı denizde mücadele eden bir gemiyi tasvir ederken, eserde koyu tenli ve zincirlenmiş vücutlar suda yüzüyor. Turner, çarpıcı bir etki bırakmak için rengi zekice kullandı ve fırça darbeleriyle bulanık bir sahne yarattı. Köle Gemisi, doğanın insan üzerindeki gücüne ve Endüstri Devrimi'nin kötü adamlarına odaklanıyor.

Savaşan Temeraire, 1839

HMS Temeraire, İngiltere, Fransız ve İspanyol Donanması filoları arasında yer alan, Trafalgar Savaşı'nda kahramanlık performansıyla ünlü, ikinci sınıf bir Kraliyet Donanması savaş gemisiydi. Turner bu eserinde savaş gemisinin, başarı dolu günlerinden yıllar sonra römorkör tarafından çekilerek hurdaya atıldığını gösteriyor. Geçmişteki kahramanlıklara rağmen yok olmanın kaçınılmazlığını belirtmek için batan güneş gibi semboller kullanıyor. Kariyerinin başlarında yarattığı eser, en ünlü resimlerinden biri olarak bilinir ve Turner ona “sevgilim” diye hitap eder. 2005 yılında BBC tarafından düzenlenen bir ankette İngiltere’nin en sevdiği resim olarak seçildi.

1666 Büyük Yangını’ndan sonra İngiltere''nin en büyük yangını 16 Ekim 1834'te İngiltiz Parlamento Binası'nda çıkan yangındı. On binlerce Londralı gibi, Turner da yangına tanık oldu. Aynı isme sahip iki ünlü eserini oluşturmak için yangını izlerken çizdiği eskizleri kullandı. J.M.W. Turner'ın en ünlü başyapıtlarından bazılarını yarattığı döneme ait olan resim, olayın büyüleyici bir görsel kaydı olarak kabul edilir ve Turner'ın diğer resimlerinde olduğu gibi doğanın insan üzerindeki gücünü yansıtır.

Çeviren: Aslı İdil Kaynar

(GoogleArts&Culture)

 

 

 

 


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR