Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

9 Aralık 2025

Kitap

Özgürleştirici Bir Deneyim Olarak Kitapla Kurulan Bağ: Yaşasın Kitap!

Gizem Arman

Paylaş

1

0


Bazen hem okuru hem yazarı tarafından bırakılan en anlamlı miras, bazen bir kırılma anında tutunacak dal, bazen daha başlığıyla bile teselli eden bir dosttur kitap.

“Kitap okudukça sıkıntım dağılıyor, ciğerlerim oksijenle doluyordu adeta.”  8. sınıf öğrencisi Ayşe.

Günışığı Kitaplığı’nın kurucularından, yazar ve yayıncı Mine Soysal, gençlerin okuma sorunlarını kaleme aldığı Eyvah Kitap!’ın ardından, şimdi de Yaşasın Kitap! ile gençlerin kitaplarla kurduğu derin bağın günümüzün hızla değişen dünyasındaki yerini yeniden sorguluyor. Öyle ki bu eseri okuyunca sokaklara çıkıp “YAŞASIN KİTAP!” diye avazı çıktığı kadar haykırası geliyor insanın. 

Soysal, bu kitabıyla yayınevinin temel misyonunu da destekler nitelikte bir çalışma sunuyor: “Kitap okumanın, yaşamı anlamlandıran doğal bir alışkanlık haline dönüşmesini sağlamak.”

Derslerde, veli toplantılarında hatta karne görüşlerinde bile sürekli yankılanan o dikte edici sesi hepimiz biliriz: “Bol bol kitap okumalı(sın)!” Oysa birinin dayatması, kitapla organik bir bağ kurmayı sağlayabilir mi? Soysal, bu tartışmalı sorunun cevabını, kitaba temas eden, bizzat konunun öznesi olan onlarca çocuğun anısıyla veriyor. Bu anıların her birinde kitaplar, hayatın doğal akışı içinde, kendiliğinden bir ihtiyaç olarak belirip yaşamın ayrılmaz bir parçasına dönüşüyor. İşte bütün mesele de bu doğal bağı yakalamakta yatıyor.

Peki, kitapla bağ kurmak tam olarak ne demek? Bir yandan görselleşen bir yandan da dijitalize olan günümüz yaşam koşullarının kitap okuma eylemi üzerindeki etkileri neler? Bu soruların yanıtını ararken önce “kitap”tan neyi kastettiğimizi berraklaştıralım.

Bu yazıda kitap, edebiyat yani anlatı anlamında kullanılmakta. Kitaplar; masalı, hikâyesi, romanı ve şiiriyle hem kendimizi hem de yaşamı daha iyi anlamlandırmanın en başta gelen olanaklarındandır. Çünkü edebiyat, sözlü gelenekten bugüne dek yaşamdaki sorunları, çatışmaları kültür dünyamıza tercüme eder; hatta bizzat bunlardan yani yaşamdan beslenir. O nedenle anlatılar, yaşamın ta kendisidir denebilir. Bu bakımdan edebiyat yalnızca bir estetik alan değil, aynı zamanda deneyimsel bir düşünme pratiğidir.

Lawrence Durrell'in dediği gibi: “İnsan, orada olduğunu bildiği ama deneyimlemediği bir gerçeği doğrulamak için okur.” Edebiyat bu nedenle, pek çok problemi daha biz yaşamadan duygusal, düşünsel ve imgelem anlamda deneyimlememizi sağlar. Bir bakıma, edebiyat yoluyla anlatıdaki yaşamı yaşantılarız. Kitaptaki bir anıda, Uzay Mühendisliği ve Havacılık Bölümü’nde akademisyen olan Hale Hanım'ın şu sözleri bu durumu özetler niteliktedir: “Matematik evrenin dilidir, onu kullanmadan bilim insanı olamazsınız. Şiir insanlığın dilidir, onu konuşmadan yaşayamazsınız. Yürümekse sizi insanlara, doğaya, düşüncelere yakınlaştırır. Dünyanın dertlerini, sorunlarını gözlemlemek, ne yapmak istediğinizi anlamanızı kolaylar.”

Bu sözler, kitapla kurulan ilişkinin yalnızca bilgi değil, aynı zamanda duygusal ve varoluşsal bir temas olduğunu hatırlatıyor. Kitaplar, hayattaki en anlamlı yol arkadaşlarımızdır. Onlarla kurulan bağ; ruhları yaklaştırır, iletişimi güçlendirir. Duyguları ifade etmemizde, anlama biçimimizde yeni pencereler açar. Yalnızlığın ağırlığını hafifletir, kimi zaman korkuların üstesinden gelmek için ihtiyaç duyduğumuz cesaretin kaynağına, kimi zaman güvenli bir kovuğa dönüşür

Olsun, kitabım aspirin gibi. Üzüntüm depreşti mi, rastgele açıp birkaç sayfa okuyorum, endişelerim uçup gidiyor.” 7. sınıf öğrencisi Sayfa.

Kitaplar iyileştirir; hem okuru hem de çevresindekileri. Çünkü yaşama, bir anlama perspektifi sunar. Örneğin, öfke patlamaları yaşayan abisiyle iletişim kuramayan Azra, abisinin ona uzattığı Ağaçtaki adlı kitap sayesinde aralarındaki buzların nasıl eridiğini anlatıyor. Kitapların iletişimi başlatan, derinleştirici paylaşımları anlamlı kılan işlevine dair eserde pek çok anı mevcut. 10. sınıf öğrencisi Cenk. “Bence kitaplar da işaret dili gibi, birbirimizi anlamamıza yarıyor,” diyor. 

Bazen hem okuru hem yazarı tarafından bırakılan en anlamlı miras, bazen bir kırılma anında tutunacak dal, bazen daha başlığıyla bile teselli eden bir dosttur kitap. Kitaplarla bağ kurmak; temelde kendimizle, çevremizle, doğayla ve bunların toplamı olan yaşamla anlamlı bir ilişki kurarak özneleşmek olanağıdır. Çünkü anlatılarla keşfederiz. 

Bugün kitaplara da yazarlarına da internet ile erişebiliyoruz: Ayrıca fuarlar, söyleşiler ve çevrimiçi davetler... Bununla birlikte kitaba; sesli kitaplar, e-kitaplar ve podcast'ler aracılığıyla dijital ortamdan da ulaşılabiliyor. Kitabı hayatın bir parçasına dönüştürmenin eskiye nazaran çok daha kolay olduğu söylenebilir. Tüm bu erişilebilirliğe rağmen, kitapların toplumdaki yeri konusunda farklı sesler de yükseliyor. Kimileri için “kitap okumak boşa vakit kaybı”, önemli olan yalnızca akademik başarı; kimileri için kitap, çocukları travmatize edebilecek bir tehdit; kimileri içinse bu görsel çağda artık kitaplara yer yok. Oysa Homo Sapiens Sapiens (düşündüğünü düşünen insan), anlatılara duyduğu ihtiyaç nedeniyle Homo Narrans yani anlatı üreten insan olarak da tanımlanabilir.  Bu nedenle insanın formları değişse de anlatılara duyduğu ihtiyacın hiç bitmeyeceği söylenebilir.

8. sınıf öğrencisi Barış, “Annemin, veli grubuna yazdıklarını öğrendiğimde çok utandım. Bunu nasıl yapar, aklım almadı. İki lafın arasında kendini kitapsever ilan etmese, sık sık kitap okumanın yararlarını sayıp dökmese hadi neyse diyeceğim,” diye başlıyor sözlerine. Romandaki gençler aralarında küfürlü konuşmaların yer alması, başkahramanın babasının alkolik olması, romanda aile içi şiddetin örneklenmesi gibi konulardan rahatsızlık duyan annesine “Senin trafikte her gün sarf ettiğin küfürler ne? Sallamadığın insan kalmadı ortalıkta. Benim kitaptaki birkaç lafa mı taktın? Ne sanıyorsun, nasıl etkileneceğimi düşünüyorsun, bir anlatsana bana!” diye çıkışarak şunu ekliyor: “Kırk yılın başı bir roman okudum, burnumdan getiriyorsun! En iyisi yazarlara sipariş verin, ‘Şöyle yazın, böyle yazmayın’ deyin. Madem bu kadar zararlılar, sözlüklerde ne işi var bu sözcüklerin, sildirin gitsin!

Modern “pedagojik kaygılar”; kitapların “temiz” içerikli ve “iyi örnek”lerle bezeli birer öğrenme aracı olması gerektiğini dikte ediyor. Oysa bu anlayış, edebiyatın anlatısallığını hedef alan bir tehdittir. Çünkü yazının başında da belirtildiği gibi, edebiyat yaşantıya içkin estetik bir anlatı türüdür... Gerçek hayatta var olan kavramları, olayları görmezden gelmek; olsa olsa deneyimden, duygudan, düşünceden uzak sığ sularda yüzmek olabilir. Hayret ettiren, coşku hissettiren kitaplar zihin koridorlarımızdaki odaların kapılarını açar. İnsan, anlatılarla özgürleşerek insanlaşır. Gençlerin şaşkınlığı ve hayranlığı da bu deneyimin öteki yüzü.

Bazı romanlarda kendimi kaybederim ben. ... Birinin, durduk yerde bütün bunları hayal etmesi ne olağanüstü. Sanki onunla aynı dünyada yaşamıyorum. Sahi, yazarlar hangi gezegenden acaba?11. sınıf öğrencisi Oğuz.

Mine Soysal'ın Yaşasın Kitap!’ı bize kitabı sevmenin; yaşamanın, anlamanın, yeni dünyalarla tanışmanın olanağı olduğunu gösteriyor. Soysal, Yaşasın Kitap! ile yalnızca okuma sevgisini değil, hızlanan, dönüşen, dijitalleşen dünyada kitabın nasıl bir direnç alanı olduğunu da gösteriyor. Kitapla kurulan bağ, hayatın ta kendisidir: içten, gerçek, sorgulatıcı, özgürleştirici…

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Tennyson’dan Günümüze Edebiyatta Akıl ..Chloë Filson
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Paul Josephson

17 Mayıs 2026

Çernobil ve Nükleer Kibrin Bedeli

Nükleer Rönesans peşinde olanlar, Sovyetler Birliği zamanında yaşanan korkunç olayı unutmamalı. Amerikan gazeteleri, 1986 Nisan’ının son günlerinde -o zamanlar Sovyetler Birliği sınırları içinde bulunan- Ukrayna’dan gelen ürkütücü haberle doluydu. Çernobil Nükleer Sa..

Devamı..

Bilim İnsanlarının Yazdığı Bilimkurgu ..

Scotty Hendricks

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024