100 Bin Satan Popüler Roman Reçetesi
11 Ekim 2018 Edebiyat Kitap

100 Bin Satan Popüler Roman Reçetesi


Twitter'da Paylaş
1

Nitelikli roman yazarları karşılarında kendilerinden daha zeki, daha çok okuyan ve daha nitelikli bir kitle olduğunu hayal ederek yazar.

Bir yayınevinin Beşiktaş'ta kendi adıyla açtığı kitapçısının çok satanlar rafına bakıyorum. Bu rafın ülkenin o anki sosyolojik durumunu açıklayan en önemli tezden daha tez bir şekilde durumu anlattığına inanıyorum hep: Edebiyat boşboğazı cesaretim yine yanıltmıyor. İlk baskısı 100 bin adet yapılmış, kapağında gökkuşağındaki tüm renklere boyacı numune menüsünden ara tonların da eklendiği bir görsel cümbüşle ben buradayım diye bağıran romanı görüyorum. Belli ki yayıncısı, kitap kağıdı üretemeyen Türkiye'de baskı maliyetlerinin dövizdeki artışla 2 katını bulmasını önemsemiyor. Çok satanlar rafının büyüsüyle yatırımını sağlama aldığını düşünüyor. Roman geçmişteki toplumsal olayları süzerek edebiyat tarihine bir katkıda bulunmayı amaçlamıyor. Roman bugünün olaylarını irdeleyerek geleceğe bugünün üslubuyla bir eser bırakmayı da hedeflemiyor. Roman edebiyata yeni bir üslup yada izlek getirmeyi de dert edinmiyor. Sadece çok satılsın ve çok konuşulsun, yeni romanlar için çok tanıtım olsun gayelerini besliyor. Tabi bir de yayıncısı ile yazarının zengin diyetini oluşturuyor.Bunu anlamanın yolu eserin satış ücretine bakmaktan geçiyor.

Etiket fiyatı 30 TL olan 300 sayfalık romanın yazarına en az yüzde 30 bırakacağını hesaplıyorum. 'Bir gün bir roman yazdım ve zengin oldum' sözünü 'Yepyeni Hayat romanının ilk cümlesi olarak okumak da işten değil artık diye düşünüyorum. Peki, bu tür bir çok satan olmak için Tanrı'nın seçilmiş çocukları arasına girmek gibi ilahi ve çok sınırlı bir dokunuşun piyangosunu mu beklemek gerekiyor sorusu da hemen peşinden aklıma düşüyor. 'Ne münasebet. Popüler roman mühendisliğini bilmek yeter' diyorum. İyi de onun tarifi internette yok ki yakınmasını tarihe karıştırma görevini de (bu sıfatı pek hak etmesem de) 15 yıllık edebiyat eleştirmeni olarak üstüme alıyorum üzerime vazife olmayarak.

1 Popüler Bir Roman Yazmak İçin Önce Kendinizi Bu Fikre İnandırmanız Gerek 

Nitelikli edebiyat peşindeki yazar ilk önce bu niteliğini fark etme süreçlerini yaşar. O, öncelikle çok ama çok iyi bir okurdur. Tüm edebi türleri, tarzları kendi zevkini geliştirecek şekilde bilir ve sık sık dönüp hatırlar. Ardından da basit metinler götürdüğü edebiyat bilirkişilerinden 'yeteneği olduğuna ilişkin' görüşü alır; sonra da Türk edebiyatında var olan nitelikli ve çığır açmış metinlerin köklerinden beslenip kendi tarzını bulmaya dönük bir çabaya girer. Ki böylesi bir yazma eyleminde ister Yer Demir Gök Bakır'ı yaz istersen de Puslu Kıtalar Atlası'nı, romanı tamamlama süren, (zamanını yazıya ayırabilmene göre değişerek) günde 1 ya da yarım sayfa hızıyla ilerler. Ortalama 200 sayfalık bir romanı okuma, düşünme, yazma ve silme eylemleriyle üretmen bir aşağı yukarı 'en az' 2 yılını alır. Popüler bir roman yazmak içinse, bu fikre inandıktan sonra en gerekli şey kalem ve kağıt bulmaktır.

2 Popüler Bir Roman Yazmak İçin Popüler Bir Konu Bulmanız Gerek 

Nitelikli romanlar üç sac ayağı üzerinde durur:

I-Unutulmaz bir roman karakteri

II-Karakteri ve olayları anlatan özgün bir üslup

III-Tüm bunları bir roman dokusuna döken yazı iklimi yani kurgu-konu-karakter bütünlüğü

Nitelikli bir roman yazarı bu yol haritasıyla işe koyulduğu için, onun açısından okurları cezp edecek bir konu üzerinden yeteneğini konuşturmak söz konusu olmaz. Bu üçlü oluşumun Edison ya da kimilerine göre Tesla'nın ampulü icadındaki gibi başarının yüzde 99'unun ter ve yüzde 1'inin ilham olduğunu bilerek yapar. Nitelikli bir roman Yaşar Kemal'in 'Roman yazdığım günlerde sigara bile içmem, kendimi romana veririm' ifadesindeki konsantrasyonu gerektirir. Her yiğidin yoğurt yiyişi de başkadır. Kimi Dostoyevski gibi kumar oynamak için sembolik bir ücrete yayıncıya sattığı romanı tamamlamak için sara krizlerinin ardından gelen o yazma saatlerini bekler. Kimi de Orhan Pamuk gibi gençken geceyi, yaşlılığın ilk demlerindeyse sabahın dinginliğini yazma saati yapar. Yazdığı vakit ya da şartlar ne olursa olsun nitelikli roman yazarı bu üç sac ayağının birisini kısa tutarak eserinin sallanmasına izin vermeden kuyumcu terazisi titizliğinde ölçüp biçerek romanını yazar. Konu onun için romanın unsurlarından biridir. Ve genellikle de edebiyat sanatının topluma romancının gözüyle anlatılmasını önceleyen bir bakış açısıyla tespit edilir. Yani kalıcıdır, bir manada toplumun vicdan ve hafıza defteridir. Popüler roman yazarı ise okurun ilgisini çekecek konunun en çok ses ya da seks getirecek meta-ürün-fırsat olduğunu bilir ve onu yazar. Albert Einstein'ın E=Mc2 formülü popüler yazar konu=para halini alır.

3 Popüler Bir Roman İçin Okuru Aptal Yerine Koymanız Gerek

Nitelikli roman yazarları karşılarında kendilerinden daha zeki, daha çok okuyan ve daha nitelikli bir kitle olduğunu hayal ederek yazar. Aslında en iyisi, yazarken hiçbir kriterin seni değerlendireceğini göz önünde bulundurmadan hatta Miguel de Montaigne'nin 500 yıl önce Denemeler'i yazarken yaptığı gibi 'belki etkilenirim'  kaygısıyla içinde tek bir kitap olmayan bir odada yazmaktır. Kitap olmayan bir odada yazmaya varmayan bir çabayla da nitelikli yazarlar pekala eserlerini dünyanın en saygın okurlarına hitap edeceği düşüncesiyle yazar. Bu sebeple de onların alt metinleri, hatta metinlerin üçüncü ve dördüncü anlamlarını, kurgu oyunlarını anlamak için çaba göstereceğini düşünür. Çalışmasını da buna göre yapar. Nitelikli yazar, romanını oluştururken okurun sınırlarını zorlamaya dönük bir sınavı da başlatmaz, bu sebeple de cümle yapısı bazen Marquez'in yaptığı gibi 4-5 sayfayı bulan noktasız cümlelerden oluşabilirken yine de anlaşılmaya dönüktür. Ama bu anlaşılma çabası asla edebiyatın yani o metnin değerinden ödün vererek, ucuzlaşarak ve kalitesizleşerek yapılmaz. Popüler roman yazarı ise başarısının büyük bölümünü aptallara yazdığı düşüncesiyle kurduğu bağa borçludur. Aptallar altı-yedi kelimeyi geçen, anlam yüklü ve alt metinleri olan cümleler ile uğraşmak istemez, böylesi bir sınanma onları sıkar ve 'Anlamıyoruz' savunmasının kalkanı ile nice yazar cinayetlerine yenilerini ekler. Bunu bilen popüler roman yazarı da aptala anlatır gibi hiçbir alt metne yer vermeden, kurguyu anlatıcının ağzından sık sık hatırlatarak, kimseyi yormadan, sıkmadan ve üzmeden yazar.

Bu üç formülü altın oranda başarılı uygulayıp içine mutlaka seks ve şiddet katan popüler yazarlar ellerinde kalın bir hesap cüzdanı ile büyük yazar olmanın yollarını katıldıkları konferanslarda tüketiciye, özür dilerim okura anlatır. İmza günleri kuyruk olur, kitaplarının yeni baskısı için Amazon ormanlarının nesli tükenen Mavi Makav papağanlarının yuvaları dağıtılıp selüloz fabrikalarına yollanır. Nitelikli yazar mı? Onun derdi hayatladır. Ve hayatın her hak edenin yüzüne gülmediğini bilir. Hak demişken, verilmeyip çalışarak alınan şey bugün çalınarak alınıyor. O yüzden haklı olmak çok da kayda değer değil.


Twitter'da Paylaş
1

YORUMLAR


Özcan Öztürk
Niteliksiz kitapları niteliksizler okur oldu. Nitelik paradır, niteliksiz yazarlar para basar...
1:41 AM

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR