Peri masallarından niçin vazgeçemiyoruz?

Peri masallarından niçin vazgeçemiyoruz?


Twitter'da Paylaş
0

Hayatımıza sürekli yeni bir şeylerin girdiği bugünlerde kendimizi bir krizin  içinde gibi hissetmemiz çok doğal. Alice bize yabancı bir dünyada nasıl ileri doğru hareket etmemiz gerektiğini öğretiyor. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, peri masalları yatmadan önce çocuklara anlatılan hikayelerdi. Ama bugün bu hikâyeler büyüdü, biraz daha karanlıklaştı ve hem televizyon hem de sinemada sürekli karşımıza çıkar oldu. Yakında vizyona girecek olan ve Uyuyan Güzel'in hikâyesini kötü karakterin bakış açısından anlatan Maleficent merakla beklenen büyük bütçeli bir yapım. Televizyonlarda ise Amerika'nın geçtiğimiz sene en çok izlenen dizilerinden Once Upon A Time, bildiğimiz peri masallarını günümüze uyarlayarak farklı bir kurgu ile karşımıza çıkarıyor.

perimasaliicsayfa2

Önümüzdeki günlerde de Alice Harikalar Diyarında adlı dizi seyirciyle buluşacak. Peki niçin peri masallarına dönüyoruz? Harvard Üniversitesi mitoloji ve folklor profesörü Maria Tatar, peri masallarının nasıl zamana meydan okuduğunu ve vazgeçilmez oluşlarının nedenini The Washington Post muhabirlerine anlatmış. Tatar'a göre, peri masalları bizi tam anlamıyla hiç terk etmedi. Tarihsel olarak kadınlar ve erkekler peri masallarını anlatmaya hep devam ettiler, sadece adları değişti. Sindirella Özel Bir Kadın (Pretty Woman) ya da Prenses Günlükleri oldu. Bugün artık peri masallarının daha sembolik bir anlamı var. Yetişkinler için hayatın belli yönleriyle baş edebilmelerinin yollarını simgeliyor. Aslında Tatar'ın yorumuna göre, peri masalları aynı zamanda bugün belli başlı toplumsal sorunları da simgeliyor. Pasif kadın karakterler yerine güçlü kadınlar var bugün öne çıkan hikâyelerde. Çok popüler eserlere baktığımız zaman, örneğin Açlık Oyunları'nın baş kahramanı Katniss'e, kendi akıl ve yetenekleriyle hayatta kaldıkları görülüyor. Folklorun her zaman hoşuna giden bir konu oldu bu, aklı ile dengeleri altüst eden, güçlüden ve zalimden hesap soran kurnaz karakter. Alice Harikalar Diyarında'nın seçilmesi de rastlantı değil profesöre göre. Hikâyede Alice, dünyası tamamen değişen, sarsılan ve hiç tanımadığı mantık kurallarını çiğneyen bir yerde hayatta kalmaya çalışan bir kızdır. Varoluşsal bir mücadele verir aslında, başına gelenleri kontrol edebilmek için çabalar. Bugün yine böyle bir hikâyeyi seçmemiz çok anlamlı. Hayatımıza sürekli yeni bir şeylerin girdiği bugünlerde kendimizi bir krizin  içinde gibi hissetmemiz çok doğal. Alice bize yabancı bir dünyada nasıl ileri doğru hareket etmemiz gerektiğini öğretiyor. Maria Tatar'a göre bu masalların geri dönüşleri de biraz farklı. Örneğin Uyuyan Güzel'in son sinema uyarlaması Maleficent, kötü karakterin gözünden anlatacak olayları. Artık ezberlenen bu eski hikâyeleri biraz karıştırmak, farklı temalar katmak, farklı yönlerden bakmak söz konusu. Yeni bir bakış açısıyla hikâye tazelenirken, alıştığımız o ana temalar, ana karakterler de yerli yerinde kalıyor aslında. Hikâyede var olan şeyi alıp günlük hayatımıza, şimdiki zamana uyarlıyoruz. Yeni uyarlamalara bu açıdan bakınca görürsünüz ki, belli başlı değerler ve dünyayı algılama şeklimiz peri masalları aracılığıyla sorgulanıyor.

Kaynak: The Washington Post


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR