Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

17 Nisan 2020

Öykü

İki Yüz Kelimelik Adam

Deniz Erenay

Paylaş

4

0


Son cümlesini yazıp kalemini, defterinin arasına koydu. Uzun süredir masasının başındaydı. Artık kalkması gerektiğini anımsatan bir ağrı, belinden itibaren sırtına doğru ilerliyordu. Yavaşça masasını ileri doğru ittirip, sandalye ile masa arasındaki boşluktan ağrıyan bedenini yukarı doğru kaldırarak masanın yanından uzaklaştı.

Odanın kapısına doğru ilerledi. Kapının önünde bir an için duraksadı. Sol ayağıyla geriye dönerek tüm bedenini masaya doğru çevirdi. Gözüne çarpan kahve fincanına uzunca bir bakış attı. Bir an için kararsız kalsa da masanın üzerinden fincanı alarak tüm hızıyla mutfağa doğru yöneldi. Son yudumu bulabileceği umuduyla fincanı sağa sola çevirerek göz gezdirdi ve tezgâhın üzerine bıraktı.

Salondaki pencereye doğru ağır adımlarla yürümeye başladı. Perdeyi tüm gücüyle sıyırıp pencerenin köşesinde topladı. Dün itibariyle başlayan yağmur tüm hızıyla devam ediyordu. Yağmuru izleyerek plan kurmayı, hayal etmeyi seviyordu. Ancak yağmurun onun için derin bir anlamı daha vardı.

Yağmurlu bir günde kaybetmişti sevdiği kadını. Her damla cama doğru savruldukça elindeki kürekle çamur olmuş toprakta ona yer açmaya çalıştığı geliyordu aklına. En ufak bir yağmur ona mezarlığa gitmesi gerektiğini hatırlatıyordu. Hayatına dair tek hatırladığı şey buydu. Okuduğu kitapların ona hayatından kısa kesitler sunabileceği fikriyle yaşıyordu. Belki de kitaplardı onun yaşam kılavuzu.

İki yıl önce evdeki bir odayı arkadaşları onun için hazırlamıştı. Yolun yarısına kadar sığdırdığı anılarının olduğu fotoğrafları, bütün duvarlara sığdırmaya çalışıp geçmişini anımsamasına yardımcı olmak istiyorlardı. Arada bir odaya girip fotoğraflara bakıyordu. Bir de odadaki boy anasına dönerek beyaz saçlarının arasında parmaklarını gezdiriyordu. Fotoğraflardaki kadının toprağa emanet ettiği kadın olduğunu biliyordu. Ancak yaşadıklarına dair en ufak bir fikri yoktu. Şakaklarına düşen ağrı düşünmesine her defasında engel oluyordu.

O sırada salonda her zaman aynı noktaya bıraktığı ve sadece bir kaç kişinin numarasının kayıtlı olduğu telefon çalmaya başladı. Yağmuru kontrol eden bakışları pencereye uzanıyordu. Israrla çalmaya devam eden telefona cevap verdi.

 Bir ses ona önce ismini söyledi: “Evet, benim,” diye cevap verdi.

Salonun ortasına doğru ilerleyerek konuşmanın nasıl devam edeceğini merak ediyordu. Az önce ilk sesin bir kadına ait olduğunu hatırlamış ancak bu durumdan tam olarak emin olamamıştı. 

Bir şeyler söylemek isterken: “Fotoğrafların arkasında, duvarın içinde bir kutu var onu açmalısın,” diyordu telefondaki kadın. 

Titreyen sesinden ağlamaya başladığı anlaşılıyordu. Ne söyleyeceğini bilemedi. Acaba arayan yanlış numara mıydı? Aklından cevapsız sorular hızlıca geçmeye başladığı sırada dışarıdan bir çığlık sesi duyuldu. O an tüm seslerin arasına sıkışmış hissetti. Telefonu kulağından uzaklaştırdı, titreyen elleri arasında daha fazla duramayan telefonu yere düştü, bir ses daha onun bedenine işliyordu sanki. Cama doğru yönelirken yüzüne vuran kırmızı ışıklar durumun acil olduğunun önceden habercisi gibiydi. Camın önüne yaklaştığında ise alevlerin bütün binayı sardığını gördü.

Alevlere bir süre baktıktan sonra bir anda bütün bedenini ele geçiren bir ağrı başladı. Telefondaki kadının sesi kulaklarında yankılanıyordu. Geçmişini hatırlayamamak ona yeterince acı verirken şimdi dayanılmaz acılarla kıvranıyordu. İki elinin arasına başını alıp hızlı hızlı nefes almaya başladı. Sonra ise acısını bütün gücüyle bağırarak insanlara doğru savurdu, tıpkı alevlere yenik düşen bina gibi.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Ling Ling Huang, Klasik Müzik ve Kurma..Ling Ling Huang
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Elizabeth Harris

10 Şubat 2025

Haber Yazıları ve Editörlük Uğraşları:..

Gazeteciliğin bana öğrettiği derslerden biri de az kelimeyle çok şey anlatmaktı. Kullandığınız bir kelime ya da sahne gereksizse kurtulun gitsin.Muhabirliğe ilk kez The New York Times’ta başladım. Yaklaşık dört yılım..

Devamı..

ârâfî

Tan Doğan

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024