“Eserini çoktan tamamlamış görünen bir yazar ne yapmalı?”
Dünya çapında sadık bir hayran kitlesine sahip
Harry Potter dizisinin sekizincisi bu kez ne kitap ne de film, bir tiyatro oyunu:
Harry Potter and the Cursed Child (Harry Potter ve Lanetli Çocuk).
Oyun, serinin son kitabının devamı niteliğinde. Voldemort’un ölümünün ardından on dokuz yıl sonraya gidiyoruz. Harry artık Sihir Bakanlığı’nda çalışan üç çocuk sahibi bir baba. Hâlâ isminin efsanesiyle mücadele ediyor, ancak bu kez sorumluluk oğlu Albus Severus’un omuzlarında.
Harry Potter and the Cursed Child’ı Jack Thorne oyunlaştırmış, John Tiffany de yönetmiş. İki bölüm halinde sergilenen oyunun biletleri geçtiğimiz Haziran ayında Londra’da internetten satışa sunulduktan sekiz saat sonra 175 bin adet satmıştı bile.
Londra’da büyük ses getiren oyunu Harry Potter hayranları Hogwarts kostümleri giyerek izledi, kitaplara yapılan göndermeler ve ağlatan final büyük övgü aldı. Ancak oyunun ön gösteriminden sonra İngiliz ve Amerikan basınında farklı eleştiriler de -yayımlandı. New York Times’taki yazısında Sarah Lyall’ın, “J.K. Rowling bir türlü Harry Potter’ı bırakamıyor” tespiti yazarların dizi romanlarıyla kurduğu bağı gündeme getirdi.
[caption id="attachment_24310" align="alignright" width="400"]

Maggie Stiefvater[/caption]
Sarah Lyall yazısında, “J.K. Rowling, yedinci kitap olan Harry Potter ve Ölüm Yadigârları’nın dizinin son kitabı olacağını her zaman söylüyordu. Şimdiye kadar da sözünü tuttu. Hatta aradan geçen dokuz yılda dört yetişkin kitabı da dahil olmak üzere birçok şey yazdı, ancak yine de hiçbir zaman Harry’yi rahat ve yalnız bırakmadı,” diyor ve ekliyor: “Peki eserini çoktan tamamlamış görünen bir yazar ne yapmalı? Bazı hayranları sevsin ya da sevmesin, Rowling hiçbir zaman Potter dünyasındaki gelişmeleri sır olarak saklayamadı. Yıllardır gerek Twitter üzerinden yaptığı duyurularla, gerek farklı yollarla sık sık eski hikâyelerin arasına yeni unsurlar soktu.” (2007 yılında Carnegie Salonu’nda katıldığı bir etkinlikte romanlarda cinsiyeti muğlak olan Dumbledore’un aslında eşcinsel olduğunu açıklamıştı.)
Rowling aynı zamanda Pottermore adlı internet sitesinde sık sık Kuzey Amerika’nın tarihindeki sihir hakkında kurmaca metinler yayınlıyor. Lyall, Rowling’in pazarlama politikasına da dikkat çekmiş: “Her Potter kitabının yayımlanma zamanındaki çılgın kuşatmayı bilenler, bu oyunun etrafındaki kuşatmaya da şaşırmayacaklardır. Zira yeni tiyatro oyunu da Hermione’yi canlandıran aktris Noma Dumezweni’nin siyahi olmasıyla sık sık gündeme geldi,” diyor. Lyall yazısında Rowling’in “kontrollü tanıtımın ustası” olduğunu belirtip ekliyor: “Tüm haberler yavaş yavaş yayılıyor. Ön gösterimin yapılacağı sabah Pottermore sitesinde, büyümüş Harry, Ginny Potter ve Albus’u canlandıran oyuncu kadrosunun fotoğrafları yayınlandı. Harry Potter’ın doğum gününde, yani 31 Temmuz’da yayımlanan oyunun senaryosuysa öncesinde Amazon’da ön satışa sunularak çoksatar listesinde birinci oldu. Bu da yetmezse, önümüzdeki sonbaharda Rowling’in aynı adlı kitabının uyarlaması olan F
antastic Beasts and Where to Find Them (Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar?) filmi gösterime girecek. Kitap kurmaca bir büyücülük okulunun ders kitabı niteliğinde. Filmse kitabın hayali yazarını alıyor ve yıllar öncesine, gençliğine, Amerika’ya götürüyor. -Filmin, üçlemenin ilki olacağı söyleniyor.”
Görünen o ki Rowling’in Harry Potter’ı bırakmaya niyeti yok. Bu aslında yazarlar için ilginç bir ikilem; bir tarafta ayrıntılarla donatılmış bir dünya, öteki tarafta farklı dünyalar. Nasıl durulur? Veya durmak istiyorlar mı?
Dilimize
Altın Pusula adıyla çevrilen Dark Materials dizisinin yazarı Philip Pullman ve Alacakaranlık dizisinin yazarı Stephenie Meyer da, bu hikâyelerin üzerinden uzun yıllar geçmiş olsa da yeni kitapların geleceğinden söz etmişlerdi. Hatta Arthur Conan Doyle, Sherlock Holmes’u yaşlandırıp öldürmüş, hayranlarının üzüntüsüne karşılık da yıllar sonra yeniden hayata -döndürmüştü.
[caption id="attachment_24311" align="aligncenter" width="800"]

Stephen King: “İşleri bitmemiş karakterler kafamın içinde sürekli aklımı çeliyor.”[/caption]
Türkiye’de de Ürperti, Beklenti ve Edebi adlı romanları yayımlanan,
Raven (Kuzgun) dizisinin de yaratıcısı Maggie Stiefvater bir söyleşisinde aynı karakterleri kullanmanın çekiciliğinden söz ediyor. Genç yetişkin okur kitlesi arasında hayli popüler olan yazar, Ürperti’yle başlayan diziyi üç kitapla sınırlamaya karar vermiş ve hatta üçüncüde metnin içine, hikâyeye bir daha dönmeyeceğine ilişkin not bile düşmüş. Ancak sonra
Raven dizisini yazarken fikrini değiştirmiş ve Ürperti’nin dördüncü kitabını yayımlamış. Stiefvater bu konuyla ilgili, “Her neyse, kaçışı yok, diye düşünmüştüm ama sonra tam bir aptal gibi göründüm,” diyor.
Ünlü yazar Stephen King aynı olayın kendisinin de başına geldiğini söylüyor. 2012’de, yedi kitaplık
Kara Kule dizisinin bitiminden tam sekiz yıl sonra, dördüncü ve beşinci kitaptaki olayların arasında geçen sekizinci kitap Anahtar Deliğinden Esen Rüzgâr’ı yazan King, “İşleri bitmemiş karakterler kafamın içinde sürekli aklımı çeliyor,” diyor. 7 Haziran’da 55. romanı
End of Watch’ı (Gözlemin Sonu) yayımlayan King, “Holly adlı karakter kafamı kurcalayıp duruyor,” diyerek Dedektif Bill Hodges dizisine dönüş yapmış.
Harry Potter’ın yaratıcısı Rowling nadiren röportaj vermeyi kabul ediyor ve Sarah Lyall’ın New York Times’taki ses getiren yazısına yorum yapmak istememiş. Ancak Stephen King, Rowling’in romanıyla kurduğu ilişkisine sempati duyduğunu söylüyor. King, Rowling’in Harry Potter’ı bırakamamasının nedenlerini şöyle açıklıyor: “İki mesele var. Birincisi; sanırım Rowling, Harry Potter’da yarattığı insanlarını seviyor ve bu bırakması oldukça güç bir şey. İkincisiyse, kitaplarını fazlasıyla seven milyonlarca insan olduğunun farkında. Yazarlar okurlarına karşı sorumluluk hisseder. O da yaptıklarıyla hayranlarına, ‘Daha fazlasını istiyorsanız size daha fazlasını vereceğim,’ diyor.”