Akaretler Sıraevler’de 3-22 Eylül 2019 tarihleri arasında bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen Artweeks@Akaretler’e katılan galerilerden The Empire Project'e ayrılan bölümde Kerimcan Güleryüz küratörlüğünde fotoğraf sanatçısı, yazar Lale Tara’nın yazıp yönettiği ve kamera karşısına geçtiği SEVDA adlı 6 dakika 49 saniyelik görsel novella tadında video çalışması gösterime sunulmuştu.

Tara, Aralık 2005’te Bülent Erkmen tarafından tasarlanan ve Robinson Crusoe Kitabevi tarafından basılan yediayyedigün adlı otobiyografik görsel günlüğüyle ilk kez karşımıza çıkmıştı. Instagram öncesi diyebileceğimiz ancak Instagram mantığında bir yaklaşımla yedi ay yedi gün süresince sanatçının yaşamından günlük kesitler sunan kitabı kişisel fotoğraf sergileri takip etti. Çekimleri 2008 yılında tamamlanan, küratörlüğünü Kerimcan Güleryüz’ün yaptığı Doppelganger (RUI) adlı fotoğraf serisinde sanatçı, benliğini temsilen kameranın önüne yerleştirdiği yapma bebekle çıktığı yolculukların ilkine bizleri davet etti. 2015’e kadar Doppelganger’i olarak adlandırdığı replikası ile devam eden çalışmalarının içinde şüphesiz en önemli seri 2011 yılında İstanbul Modern’in fotoğraf bölümünde Engin Özendes küratörlüğünde hayata geçirilen Masum Suretler sergisi oldu. Bu serginin izleği sanatçının çıktığı yedi bin kilometrelik uzun yolculuk boyunca kurguladığı anne ve çocuk konulu bir öyküye göndermeler içeriyordu. Japonya, Tayvan, Singapur, Hindistan, BAE, İngiltere ve Avusturya’da çok sayıda sergiye katılan sanatçının yapıtları yerli ve yabancı koleksiyonlarda temsil edilmektedir.

Sevda sözcüğünün aşk, sevgi, aşırı sevgiden kaynaklanan hastalık, istek, heves ve arzu gibi anlamlara geldiğini biliyoruz. Bu durumun kurgulanan görsel malzeme üzerinden izleyicilere de çoğul okumaların önünü açtığını rahatlıkla belirtebiliriz. Sanatçı, farklı zamanlarda farklı coğrafyalarda çektiği fotoğraf ve videoları yapboz mantığıyla bir araya getirmiş. Fotoğraf ve videoların iç içe, peş peşe kurgulandığı görsel hikâye tam kadraj avuç içi hayat çizgilerini gösteren porselen bir el ile başlıyor. Lale Tara’yı yazıp yönettiği ve başrolünü üstlendiği videoda sessiz şarkıcı rolünde beden dilini kullanarak elindeki keçe mikrofona -Selçuk ve Ali’nin incelikli tasarımı- hayallerini sıralarken izliyoruz. Bu durum video sürecince sürekli vurgulanıyor. Mikrofonun çarpıcı renkleri sanatçının hayatının renkliliğini çağrıştırıyor bir bakıma. Görüntüler aktıkça kent yaşamındaki yalnızlık, hemen her türlü yaşamın, doğanın bir çembere alındığı hissi uyanıyor. Videoda sanatçının kaydettiği mekân seslerine bir başka sanatçının müziği eşlik ediyor. Müzisyen Sami Baruh SEVDA için özel bir beste üretmiş. Dostlukları yirmi yılı aşan iki sanatçının bu projede bir araya gelmesine Küratör Kerimcan Güleryüz önayak olmuş. Lale Tara bu durumu şu şekilde açıklıyor: “Sami işten kopmak istemedi. Son ana kadar içinde yaşadı, sonuç bütün mükemmelliği ile zaten ortada,” diyor. Anlatıcının farklı mekân ve zamanları içeren yolculukları, metro, doğa manzaraları, zaman ve mekanı belirsizleştiren ışığın başarılı kullanımı, etkileyici atmosfer… Hikâye zamanı akarken dış zaman belirsizleşiyor. Renkler ve sesler arası alçalan ve yükselen uyumlu geçişler bu belirsizlikleri destekliyor. Gerçek ve düşün iç içeliği söz konusu. Her fotoğraf ve video izleyiciyi çağrışımlarla tek tek kendi hikâyelerine gönderebileceği gibi, video bütün olarak okunduğunda kurgusu titizlikle tasarlanmış başlı başına bir novella olduğunu düşündürüyor. Sona doğru yüzler netleşiyor; video bittiğinde geriye aşk, sanat ve kentler kalıyor.
“Çalışmamın sahnelenmiş, kurgulanmış fotoğraf kategorisine girebileceğini düşünüyorum. Gerçek değiller, bir fotoğraf yaratmak amacıyla kurgulanmış sahneler bunlar... Bununla beraber işim hem “yerleştirme fotoğrafı” (bir nesne ile çalıştığım), hem de “performans fotoğrafı” (kameranın önündeki nesneyi replikam olarak sunduğum) olarak her iki disiplinin de flu sınırları içinde dolaşıyor,” diyor Lale Tara. Su gibi akıp giden, izleyicisini de peşinden hayaller kurmaya sürükleyen nitelikli bir iş bu. Belirtmek gerek, SEVDA kısa film çalışmasına da göz kırpan bir yapıt olmuş aynı zamanda. Tara’ya yeni işinde önceki işlerinde de çalıştığı değerli ekibi eşlik etmiş. Teknik danışmanlık ve ekipman desteği Ali İhsan Haykır (Digoneplus) tarafından verilmiş, çekim sonrası işlemler ise Uğur Tokmak ve Talay Gürsoy (Date-ist) tarafından kurgulanmış. Sanatçının Sevda’nın bir sahnesinde yer siyah beyaz renkli dansını otuz dört yıllık kadim dostu kıymetli baş prodüktör Deniz Kunkut kaydetmiş.

Lale Tara’nın özgün bakışını keşfetmek isteyenlere, SEVDA videosunu izlemelerini ve Oğlak Yayınları tarafından yayımlanan iki romanını okumalarını öneriyorum.






