Devran Kaya’nın Annemin Kasetleri adlı ilk romanı Mayıs 2023’te Everest Yayınları etiketiyle okurla buluştu. Okunan, dinlenen, izlenen, görülen, zihinde beslenip büyütülen hikâyelerin bileşiminden oluşan etkileyici bir roman var elimizde.
“Erkeklerin ve çocukların canına kasteden bir lanetin gölgesinde, sadece kadınların hayatta kaldığı bir köyde, mucizevi bir şeklide hayata tutunan iki çocuğun hikâyesi bu: Yedi yaşındaki ikizler Bayram ve Seyran, anneleri Zêre’nin bir teyp ve kasetlerle yarattığı ritüellerle Tabaa’nın lanetine direnirken, kadınlar köyünün her bir sakini geçmişiyle yüzleşir ve bütün oyun ortada gibi görünse de suçluluk ile masumiyetin kimde kalacağı belli değildir.”
Roman, altı ay önce çıktığı hac yolculuğundan henüz dönmemiş Bedri Ağa ile yaşadığı köyün ondan yoksun kalışından sonraki durumuna dair betimlemelerle başlıyor. Bedri Ağa’nın yokluğunda, konakta yaşayan ve ağanın hâkimiyetinde çalışan Gulam Ali ile tanışıyoruz. Bu kişi konağın neredeyse bütün işlerini halleden, atların bakımını yapan ve ağasına sonsuz biçimde bağlı olan bir kişi imajıyla veriliyor. Ahırın hemen yanında küçük bir kulübeyi andıran ve yüklük denilen tek göz odada kalıyor. Kendisinin gösterişten uzak, gerekmedikçe konuşmayan, sözcükleri israf etmeyen bir karakter biçiminde resmedilmiş olması, dervişlik makamına yapılan vurguya karşılık geliyor. Gulam Ali rüya haliyle açıklanabilecek bir biçimde hülyalara dalmışken konağın hanımı sahne alıyor. Ali’ye Bedri Ağa’nın en sevdiği yemeği yaptığını, onun da burada olmasını temenni ettiğini söylüyor. Hatta yemeği Ali’ye vererek ağasını anmasını istiyor. Bu olay üzerine ertesi sabah Ali’den hiçbir haber alınamıyor. Hatta karşı köylerden birinde bir kızın köyden kaçtığı bahsi duyulunca Ali ile bağlantı kurularak gittiği yerle ilgili çıkarımlarda bulunuluyor. Zaman akmaya devam ettiğinde Gulam Ali’nin hülyalara daldığı bir gece, hanımının ağasının en sevdiği yemeği kendisine vermesi üzerine harekete geçerek ağasını aramaya koyulduğunu anlıyoruz. Aradan iki yıl geçtikten sonra Ağa hac yolculuğundan dönüyor fakat köy halkının uzun zamandır beklediği an gelmesine rağmen herkeste bir şaşkınlık ve sessizlik hali baş gösteriyor. Bunun nedeni ise Gulam Ali’nin seneler sonra Bedri Ağası’yla birlikte ortaya çıkması. Bedri Ağa, hac yolculuğunda yürekten hissederek kendisini bulan, kendisine saygıyı kusur etmeyen Gulam Ali’nin artık bir ermiş olduğunu ve dervişlik makamına ulaştığını söylüyor. En başta sessiz, sakin, kendi halinde ve neredeyse gerekmedikçe konuşmayan yapısıyla Gulam Ali ile ulaştığı mertebe arasında bir eşgüdüm görüyoruz. Hikâyenin asıl kahramanı olarak görülen Zere ve iki erkek çocuğu Seyran ile Bayram, kurgulanan folklorik zemin üzerinde yaşamlarını idame ettirmeye çalışıyor. Zere yaptığı çeşitli ritüellerle, eski Türk inanışını andıran folklorik eylemlerle –kaset, teyp, zikir- ikiz erkek çocuğunu hayatta tutmaya, Tabaa lanetinden onları korumaya çalışıyor.
Hikâyeler iç evrenimizin, kozmik yapımızın yansımaları olarak dünyayı daha katlanılır hale getiriyor. Devran Kaya’nın folklorik unsurlar ve eski inanışlarla çevrelenmiş ilk romanı olan Annemin Kasetleri kurmaca dünyasıyla okurda merak uyandırabilir. Gerçeğin rüyaya, iyiliğin kötülüğe karıştığı tekinsiz bir köyde, geçmişlerinden ve kendilerinden kaçan insanların günün sonunda yüzleşmek zorunda kaldıkları vicdanlarının hikâyesi olarak yeniden okunmayı ve üzerine düşünmeyi hak eden bir roman Annemin Kasetleri.






