Akdeniz haritada göründüğünden başkadır.
Iraklı bir komşu incir sevdiğimizi duyunca bize bir tabak incir getirmiş. Yaş incir. Akşam vakti. Hava da çok güzeldi. Hemen sandalye çıkardım. Evin önüde havadan sudan konuşmaya başladık. Kahverengi incir. Bunu dedi "Filistinli bir arkadaşımın bahçesinden topladım." Yirmi sene önce geldiklerinde dikmişler. Filistin inciri. Akdeniz'de büyüse hoş olurdu dedim. Mevsim tam Akdeniz'de olmalıktı. Türkçe. Kendimi biliyorum. Bir kelime ile nereden nereye hangi aralıkta gidebildiğimi hissediyorum. Acaba orada olduğu gibi olmuş mudur deyip ağzıma bir tane atmak istedim. Yapmadım. Adam imdadıma yetişti. Oradaki kadar şekerli olmamış. Yine de güzel. Buranın toprağında şeker az. Buranın toprağında ne çok dedim. Türkçe.
Yanlarında gelirken tohum mu getirmişler diye düşündüm. Başka neler getirmişlerdir mesela. İncir tohumu. Belki domates. Belki salatalık. Bir iki yemek tarifi. Defterler. Biraz para. Kitap.
İnsanların diktikleri incir insan olsa bu seçim oy kullanacaktı. Kaç zaman ceplerinde gezdi o tohum kim bilir. Belki green kartları çıkmadan incirleri büyüdü. Meyveleri oldu. Çalışma izinleri gelmeden incir tohumu filizlenmiş de olabilir. Güne çıkmıştır mesela. İnsanlar pencereden kafalarını çıkartamazken, bir fide olmuş bir ağaca doğru uzanmıştır. Neden olmasın.
Bir çocuk olsaydı da burada doğmuş olacaktı. Kahverengi incir. Olsa olsa dönerci falafalci mi olurdu acaba. Belki fiyakalı isim koyarlardı. Başkan bile olurdu. Amerika'nın ilk Filistin asıllı başkanı. Mecliste alkışlanırdı. Ailem Filistin'den gelmiş derdi. Kariyer gibi kariyer. Bizim oralar haritada bak böyle görünüyor diye eklerdi. Akdeniz haritada göründüğünden başkadır. Akdeniz üzerine çok güzel laflar da vardır.
İncire ve zeytine İncil'de de yemin ediliyor mu acaba. İncire bizim köyde direkt yemin edilir. Üşenilmez, balart, incir, yemiş denir. Yol kenarından denize giderken, komşu bahçesinden, yaz sıcağından, düşersek iflah olamamaktan, güneş yanıklarından, ballı tatlarından, kimse şüphe etmez. Şüphe etmemek de yemin etmek gibidir ya hani. İncire yemin olsun. Ağzımızı tatlandırır. Dilimizi dillendirir. İnancı yükseltir.
Adamla öyle konuşurken içimden geçti. Dedim ki kendi kendime, sokağa çıksam "Size bir incir ikram etsem? diye diye dolaşsam/ Ağzımızın tadı geri gelsin desem. Bak ben yedim size de vereyim diye yüzlerine baksam. Savaş var ya hani Filistin'de diye cümlelerin altını çizsem. Bu burada doğdu hemşehriniz desem. Ne savaşı derler değil mi. Savaş olsa bizim haberimiz olurdu derler. Haberlere bakmazlar.
Filistinli bir ailenin yirmi sene önce diktiği inciri mahalleye yedirmedim. Ben de haberlere bakmadım. Ben de savaşları takip etmedim. Hayalimde Akdeniz'e gittim. Savaş yokmuş gibi Akdeniz'e. Denize girdim. Suya baktım. İnsana baktım. Kollarımı güneşte yaktım. Buz gibi suları gölgelerde içtim.
Uyandım.
Rüyamda babaannemi gördüydüm. Hayır kapısı açıktır diye ben yine de incirleri komşulara dağıttım.






