Adichie’den Siyah Feminist Manifesto

Adichie’den Siyah Feminist Manifesto


Twitter'da Paylaş
0

Yirmi birinci yüzyıl neoliberal söylemlerini kimi zaman keskin ve ağırbaşlı bir dille, kimi zaman da mizahla tersyüz eden Adichie, siyahi feminist yazının günümüzdeki önemli yüzlerinden olmaya devam ediyor.
İngilizce konuşulup İngilizce yazılan, İngiliz sömürgesi altında yaşamış olan coğrafyalara özgü diyebileceğimiz Anglofon (başta Afrika, Karayipler, Güney Hindistan, Kanada vb.) edebiyatı özellikle yirminci yüzyılın yarısından başlayarak günümüze dek sömürgecilik, sömürge sonrası özgürlük ve değişim, çokkültürlülük, sürgün olma/edilme, ait olma-ait olamama, küreselleşme, kapitalizm, ulus aşırılık temaları bağlamında pek çok önemli eser ortaya koymuştur. Doris Lessing, J.M. Coetzee, Wole Soyinka, Ngugi wa Thiong’o, V.S. Naipaul, Salman Rushdie, Margaret Atwood gibi yazarları Anglofon edebiyatının önde gelen adları arasında saymak mümkün. Anglofon edebiyatının önemli adlarının arasında Nijeryalı Chimamanda Ngozi Adichie’yi ise Türkçede Amerikana ve Yükselen Güneşin Ülkesinde romanlarıyla tanıyoruz. 1977’de Nijerya’da doğan Adichie altı çocuklu bir ailenin beşinci çocuğudur. Babası Nijerya Üniversitesi’nde istatistik profesörü, annesiyse üniversitenin ilk kadın idarecisidir. Yazarlığa adım atmadan önce üniversitede üç dönem boyunca tıp ve eczacılık okuyan Adichie, on dokuz yaşında ABD’ye göç eder ve Drexel Üniversitesi’nde iletişim ve siyaset bilimi okumaya başlar. Daha sonra Johns Hopkins Üniversitesi’nde yaratıcı yazarlık alanında yüksek lisans yapar. 2003’te yayımlanan ilk romanı Purple Hibiscus (Mor Amberçiçeği) Orange Ödülü’ne aday gösterilir. İkinci romanı Yükselen Güneşin Ülkesinde 2007’de aynı ödülü alır. 2013’te yayımlanan Amerikana ise National Book Critics Ödülü’nün sahibi olur. 2012’de TEDx için yaptığı “We Should All Be Feminist” (“Hepimiz Feminist Olmalıyız”) adlı konuşması büyük ses getirir. Adichie, Nijerya’daki siyasi istikrarsızlıkların ve eril şiddetin özellikle siyahi genç kadınları nasıl etkilediğini, kendisinin Amerika’ya hangi nedenlerle göç ettiğini, göçmenliğin bin bir çeşit yüzünü, Doğu-Batı arasındaki sıkışmışlığı ince dokunmuş gözlemleriyle anlatırken, küreselleşme, kapitalizm, neoliberalizm, sistematik ayrımcılık ve ırkçılığın etkilerini toplumsal cinsiyet rolleri üzerinden tartışır. Afrikalı kimliğinin Afrika, Avrupa ve Amerika’daki farklı algılarını, ırk ve ırkçılığın görünmeyen yönlerini gözler önüne serer. Adichie geçtiğimiz aylarda büyük yankı uyandıran bir kitap daha yayımladı. Çıkış noktasını, yakın bir arkadaşının kendisine yönelttiği “Bu dünyada kızımı nasıl feminist yetiştirebilirim?” sorusundan alan kitabın adı Dear Ijeawele, or A Feminist Manifesto in Fifteen Suggestions (Sevgili Ijeawele ya da On Beş Maddelik Feminist Manifesto). Gerçekte Adichie tam da bu soru üzerine arkadaşına yazdığı mektubu çok da uzun olmayan bir kitaba dönüştürmüş. Mektubunda Nijerya’da geçirdiği çocukluk dönemine de sık sık değinen yazar, ailesinin küçük yaşta evliliğe sıcak baktığını ve bu konuda ailesine karşı güçlü bir direnç gösterdiğini söyler. Evliliği yaşamın kurucu taşlarından biri olarak görmeyeceğinin altını sıkça çizer. Normatif düzenin nesnesi haline dönüşmeyeceğini, “Sessizleşmeyeceğim, sessizleştirilmeyeceğim” diyerek dile getirir. Kendi deyimiyle stratejik yollardan sesini yükseltmeye çok genç yaşlarda başlar. A Feminist Manifesto kitabında da Adichie’nin stratejik izini yakalarız. Adichie, kadınları özellikle siyaset alanında “dünya yapmaya” çağırır. Çağrısını dile getirirken “yapmak” filini kullanmasını biraz da Hillary Clinton’a borçlu olduğunu söyler. Hillary Clinton’ın kendinden, özellikle dijital/sosyal medya platformlarında “eş” diye bahsettiğinin altını çizerken, Bill Clinton’ın “kurucu” sıfatıyla tanımlandığını ve tanındığını belirtir. Bu durum kadınların hâlâ siyasette belli çerçevelerin dışına çıkmaması gerektiğini savunan, alttan alta sopa gösteren eril zihnin ta kendisidir yazara göre. A Feminist Manifesto sanatla siyasetin birbirinden ayrılabileceğine inanmadığını vurgulayan Adichie’nin bir mektuptan yola çıkarak kaleme aldığı bir manifestodur. Yirmi birinci yüzyıl neoliberal söylemlerini kimi zaman keskin ve ağırbaşlı bir dille, kimi zaman da mizahla tersyüz eden Adichie, siyahi feminist yazının günümüzdeki önemli yüzlerinden olmaya devam ediyor.

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR