Kendini ispatlamış Amerikalı yazarlardan Jonathan Franzen, Amazon’un kurucusu Jeff Bezos’u yerin dibine batıran açıklamalar yaptı. Bezos’u mahşerin dört atlısından biri olarak tanımlayan Franzen, şirketi de edebiyatı kalitesizleştirmekle ve amatörleri baş tacı etmekle suçladı.
1994 yılında Amazon’u kuran Bezos, 20 milyar dolarlık şahsi servetiyle dünyanın en zengin adamlarından biri. Amazon ise her geçen gün büyüyen ve dağıtımcılıkla başlayıp yayıncılığa sıçrayan küreselleşmiş bir dev.
Franzen, ölmeden önce takdir edilen ve Time dergisi tarafından kuşağının en önemli Amerikan romancılarından biri ilan edildiğini görme şansına erişmiş az sayıdaki yazardan. (Başyapıtı Özgürlük Sevin Okyay tarafından Türkçeye kazandırılmıştı. Artık roman yazılmıyor diyenlere Amerika’nın yanıtıdır.)
Franzen, yeni romanı Kraus Project’in tanıtımı için Guardian’a verdiği röportajda romanından çok, Amazon’dan söz ediyor: “Jeff Bezos’un Deccal olduğunu iddia edemem, belki mahşerin dört atlısından biri diyebiliriz. Amazon’un istediği, yazarların kendilerinin yayımladığı ya da Amazon tarafından yayımlanan kitaplardan oluşan bir yayıncılık dünyası; okurların kitap seçerken Amazon’daki eleştirilere bağımlı olduğu ve yazarların kendi kitaplarının tanıtımını yapmaktan sorumlu oldukları bir dünya.”
Romanlarında içten içe çürüyen orta sınıf ailelerini ve günümüz Amerikası’nı anlatan yazarın teknolojiye dayanan üretim, dağıtım ve tanıtım metotlarına ilk saldırışı değil bu. “En sorumsuz iletişim aracı” dediği Twitter da eleştiri oklarının hedefleri arasında. Ama gerçek yazarları küçümseyerek okurları kötü kitaplara yönlendirdiğine inandığı Bezos’un bu suçlamalardaki yeri ayrı.
“Amatör yazarların ve kendilerini yazar zannedenlerin kitapları Amazon’da en üst sıralarda. Cebinde birilerine kendileri için beş yıldızlı eleştiriler yazdırabilecek iki üç kuruşu olanların kitapları öne çıkıyor. İyi ama Twitter ve kendini pazarlama gibi seçenekleri sığ bulan yazarlar ne olacak? Bilmem kaç vuruşluk cümleler kurmak yerine derin diyaloglar kurmak isteyenler ne yapacak? Kaliteyi savunanların var olmayı sürdürme şansı var mı?”