Anlatılan Senin de Hikâyendir...
21 Mayıs 2017 Kültür Sanat Sinema

Anlatılan Senin de Hikâyendir...


Twitter'da Paylaş
0

Ansiklopediler onun için “Filozof, sosyal bilimci, tarihçi ve devrimci” sıfatlarını kullanıyor. Genç Karl Marx işte bu kişiliğin hayatından kimi kesitleri aktarırken fikir yoldaşı Friedrich Engels’le dostluklarına, yazıp çizdiklerine, hayatlarındaki zorluklara, aile ilişkilerine ve insanlık tarihindeki önemlerine de vurgu yapıyor. Film, Marksizm’in temellerine giriş niteliğinde...
Uğur Vardan
İçinde yer aldıkları toplumun dinamiklerine, ekonomik işleyişlerine, tanımlanan rol paylaşımlarına itiraz ettiler, başkaldırdılar; onlar için tarihin en temel meselesi sınıf mücadelesiydi, bunu kendilerine dert edindiler ve hayatları boyunca yazıp çizdikleri, konuştukları her metinde, her platformda, her eylemde mücadelesini verdiler. GENÇ KARL MARX Yönetmen: Raoul Peck Oyuncular: August Diehl, Stefan Konarske, Vicky Krieps, Hannah Steele, Olivier Gourmet, Alexander Scheer Almanya-Fransa-Belçika ortak yapımı Karl Heinrich Marx ve Friedrich Engels’ten bahsediyoruz; bir ütopyayı koca bir insanlık tarihinin en büyük hedeflerinden biri haline getiren ve hayalden gerçeğe dönüştürme yolunda adımlar atan, tanımlı çizgilere kavuşturan iki önemli filozoftan, iki sıkı dosttan... Genç Karl Marx (Le Jeune Karl Marx) ismi itibariyle biri üzerine odaklanıyor gibi görünse de asıl olarak bu iki yoldaşın tanışma, hayat ve siyasal çizgilerinin kesişme ve birlikle yol alma serüvenlerini perdeye taşıyor. Bu yıl En İyi Belgesel dalında Oscar’a aday olan Ben Senin Zencin Değilim’in (I Am Not Your Negro) de yönetmeni olan Haiti kökenli Raoul Peck’in imzasını taşıyan film, Marx’ın Rheinische Zeitung adlı gazetede yazdığı makalenin bir nevi görsel açıdan canlandırıldığı sahneyle açılıyor. Ardından gazetenin güvenlik kuvvetlerince basılmasıyla birlikte yayının sahibi Arnold Ruge, çözümü yola Paris’te devam etmekte buluyor. Elbette yanına en etkili kalemi Karl Marx’ı da alarak... [caption id="attachment_29542" align="aligncenter" width="800"] Karl Marx (1818-1883)[/caption]

İşçi sınıfına yerinde gözlem

Bu aşamada genç filozofsa, karısı Jenny (ki burjuva ailesinin baskılarına karşı çıkarak sevdiği “Yahudi kökenli ateist” adamla evlenmiştir) ve minik kızıyla ekonomik zorluklar yaşayarak bir yandan yazıp çizmeye devam ederken, Paris’in entelektüel ortamında tanıştığı kimi düşünürlerle de (örneğin anarşist Pierre-Joseph Proudhon, “ilk Alman komünist” sıfatlı Wilhelm Weitling, sürgün anarşist Mihail Bakunin gibi) zaman zaman fikri tartışmalara giriyor. Öte yandan Manchester’da babasının tekstil atölyesinde hesap kitap işlerine bakarken işçi sınıfını yerinde gözlemleyen “burjuva çocuğu” Friedrich Engels de Paris’tedir ve burada, daha önce Köln’de gazete ofisinde karşılaştığı Marx’la yolları kesişirken ileride daha da derin bağlara sahip olacak bir dostluğun temelleri atılıyor... Senaryosunu Pascal Bonitzer’in yazdığı Genç Karl Marx’ta öykü, ana karakterlerinin peşinde Paris’ten Londra’ya, oradan da Brüksel’e taşınırken önemli bir tarihsel kesitin de izdüşümlerini takip ediyoruz. Bu süreçte Engels İngiltere’de Emekçi Sınıfın Durumu’nu, Marx, Proudhon’un Sefaletin Felsefesi’ne karşı Felsefenin Sefaleti’ni kaleme alıyor, sonrasında ikisi birden Komünist Manifesto için kolları sıvıyor. Film ayrıca Marx’ın aile hayatı, Engels’in işçi sınıfından Mary Burns’le (ki babasının eski çalışanıdır kendisi) ilişkisi gibi duraklara da uğruyor.

Dünyanın bütün sinemaseverleri, görün

Genç Karl Marx, Marksizmin temelleri üzerine temel bir film. İnsanlık tarihinin en önemli filozoflarından birinin gençliği üzerinden komünizm fikrinin nasıl ortaya atıldığını, yeşerdiğini, hangi tarihsel konjonktür içinde filizlendiğini, hareketin başlangıç dinamiklerini, fikirsel etkileşimlerini bir filmin çeperleri dahilinde anlatmaya, aktarmaya çalışıyor ve bence derdini, tasasını seyircisine geçiriyor. Genç Alman aktörlerin (Marx’ta August Diehl, Engels’te Stefan Konarske) canlandırdıkları karakterleri başarıyla ete kemiğe büründürdükleri yapımda, Bob Dylan’ın Like a Rolling Stone’u eşliğinde tarihsel figürlerin, kimi yaşanmışlıkların ve dönüşümlerin gerçek görüntüleriyle enfes bir kapanışa da imza atılmış. Marksizm, insanlığın geçirdiği onca dönüşüme, tarihsel dönemece, kat ettiği mesafeye rağmen hâlâ güncelliğini koruyor ve sosyal adaletsizliğin çözülmediği, sınıfsal ayrımların ortadan kaldırılmadığı sürece her daim en önemli seçenek gibi duruyor, duracak da... Genç Karl Marx da bu seçeneğin kökenleri üzerine kaçırılmaması gereken bir film; dünyanın bütün işçileri, devrimcileri ve de sinemaseverleri, buyurun salona...

Uğur Vardan’ın yazısı


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR