Irvin Yalom'un Dünyası

Irvin Yalom'un Dünyası


Twitter'da Paylaş
0

Grup terapisi uygulamalarında özgün yöntemler tercih eder. Her seanstan sonra üyelerin katkılarına ve davranışlarına yönelik notlar alır; söylemiş olmayı dilediği veya söylemekten pişmanlık duyduğu yorumları bunlara ekler ve katılımcılara ulaştırır.

Irvin Yalom okurları olarak merakla beklediğimiz otobiyografi Bir Psikiyatristin Anıları, İngilizce orijinaliyle neredeyse aynı günlerde ülkemizde de yayımlandı. Bu kez başkalarının değil, yazarın kendi özel dünyasının derinliklerine dalıyoruz. Çocukluğundan itibaren ailesiyle, arkadaşlarıyla, meslektaşlarıyla, hastalarıyla ilişkilerini, hayatına yön veren olayları, tutkularını, pişmanlıklarını tüm samimiyetiyle anlatıyor; hayatın akışı içinde "kendisi olmanın" bir özetini sunuyor bizlere.  Zaten kitabın İngilizce adı da öyle: Becoming Myself: A Psychiatrist's Memoir.

Bu güzel biyografinin rehberliğinde, ülkemizde de çok sevilen ve okunan yazarlardan biri olan  Yalom'un hayatı ve eserlerine dair bir gezintiye çıkalım.

Irvin Yalom psikiyatri eğitiminde kaynak olarak da okutulan, uzmanlara yönelik yapıtlarından başka, o ana kadar fazla örneği olmayan bir yol izleyerek genel okur kitlesini de hedef alan ama yine de insan davranışlarına odaklanan kitaplar yazar. Psikiyatrinin ve psikoterapinin, dışardan bakıldığında kapalı, gizemli ve huzursuzluk uyandıran dünyasına okurlarını davet eder. Danışanın ve terapistin birlikte geçirdiği o mahrem saatleri yanlarında bir üçüncü koltuğa oturarak sessizce, âdeta soluğumuzu tutarak izleriz. Hatta, Her Gün Biraz Daha Yakın'da olduğu gibi, seansların ardından iki tarafın izlenimlerini, birbirlerine karşı kişisel yorumlarını dahi takip eder, aynı süreçten iki bireyin ne kadar farklı sonuçlar çıkarabildiğine şahit oluruz.

Irvin yalom

Daha tıp eğitiminin ilk yıllarında psikiyatrist olmaya karar verir. Bu yolla, edebiyat tutkusu sayesinde tanımış olduğu büyük yazarlara yakınlaşma fırsatı bulacağını ve onları daha iyi anlayabileceğini düşünür. Konuya ilgisi öylesine yüksektir ki, henüz tıp öğrencisi iken, ihtisas eğitimindeki doktorların yer aldığı bir grup terapisi seansına gözlemci olarak katılmasına izin verilir.

Tıp Fakültesinin ardından, Johns Hopkins Üniversitesi hastanesinde psikiyatri ihtisası için kabul edilir. Aynı dönemde çocukluk aşkı, yazar Marilyn Yalom'la evlenir. İhtisas eğitimi sırasında, hastaları umutsuzluğa sürükleyen esas sebebin kendilerini besleyecek kişiler arası ilişkiler kurmakta ve bunları sürdürmekte yaşadıkları zorluklar olduğunu gözler. Ona göre, başkalarıyla kurduğumuz uyumsuz ve sorunlu ilişki biçimlerini keşfetmek ve değiştirebilmek için grup terapisi ideal bir alandır ve çalışmalarını bu noktaya yoğunlaştırır.

Grup terapisi uygulamalarında özgün yöntemler tercih eder. Her seanstan sonra üyelerin katkılarına ve davranışlarına yönelik notlar alır; söylemiş olmayı dilediği veya söylemekten pişmanlık duyduğu yorumları bunlara ekler ve katılımcılara ulaştırır. Bireysel ve grup terapilerinde "burada ve şimdi" ilkesini uygular. Bu çerçevede terapist ve grup üyeleri seanslarda ağırlıklı olarak birbirleriyle ilişkilerine odaklanırlar. Seanstaki ilişkiler ve etkileşim ortamı, dış dünyadaki bireyler arası sorunların yansıyacağı bir mikro evrendir Yalom'a göre.

Rollo May'in Existence (Varoluş) adlı kitabı onu Kierkegaard, Nietzsche gibi varoluşçu düşünürlerle yakınlaştırır. Psikiyatrinin yanı sıra felsefe dersleri de almaya başlar. Psikiyatride çok yer verilmediğine, hatta görmezden gelindiğine inandığı pek çok fikirle felsefe metinlerinde karşılaşır. Başta kendi alanıyla ilişkili görünen felsefe yazarlarını okur, zaman içinde Dostoyevski, Tolstoy, Beckett, Kundera ve Hesse gibi "edebiyatın düşünürlerine" odaklanır. Bu değerli yazarlar, kurguladıkları metinlerde anlamsız bir dünyada anlam bulmaya çalışır, kaçınılmaz ölümle ve kapanmaz uçurumlarla yüzleşirler. Bunun hem yazar ve terapist olarak kendisinin, hem de ona başvuran tüm hastaların temel meselesi olduğunu düşünür.

1962'de çalışmaya başladığı Stanford Üniversitesi'ni âdeta bir yuva kabul eder ve emekli olduğu 1994 yılına kadar farklı görevlerle bu kurum çatısı altında kalmaya devam eder. Emeklilikten sonra da onursal profesör olarak bağlarını sürdürür Stanford ile. Kitaplarını yazmak için veya çeşitli araştırmalar yapmak için iznini geçirdiği ülkelerde önemli terapistlerle görüşür. Londra'da bulunduğu dönemde R.D. Laing ve Charles Rycroft gibi İngiltere'nin tanınmış uzmanlarına psikanaliz için başvurur.  Viyana'da iken, İnsanın Anlam Arayışı'nın yazarı Viktor Emil Frankl'a ulaşmayı başarır. Ünlü psikiyatristten, "kişisel bazı sorunları olan ve yardıma ihtiyaç duyan Stanfordlu bir psikiyatri profesörü" olarak randevu alır. ABD'de iken Rollo May'e kendi psikanalizi  için ulaşır. Frankl ve özellikle  May ile, danışan-terapist şeklinde başlayan ilişkileri yıllar boyu sürecek dostluklara dönüşür.

Farklı kültürleri incelemek, kendi alıştığının dışındaki sosyal yapıları keşfetmek için her fırsatı kullanır. Çeşitli Avrupa ülkelerinde geçirdiği dönemlerden sonra Hindistan'da Vipassana inzivasına katılır, "hayatta daha nazik bir yoldan ilerleme" olarak tanımladığı doğu felsefesine yakından tanıdıkça saygısı artar. Uzun akademik izinlerinin bir kısmını Tayland, Çin, Japonya ve Bali'de geçirir. Buralarda hem yerel psikiyatri gruplarıyla eğitsel çalışmalara katılır hem kitaplarını yazar.

Terapi öykülerini anlattığı Aşkın Celladı, basıldıktan kısa süre sonra New York Times'ın çoksatanlar listesine girer ve haftalarca orda kalır. İmza günleri, röportaj talepleri derken, yazarlık giderek ön plana çıkmaya başlar hayatında. İlk romanı Nietzsche Ağladığında Kaliforniya Commonwealth Kulübü tarafından yılın en iyi kurgu eseri ödülüne layık görülür. Roman Avusturya'da yılın kitabı seçilir ve yüz bin kopyası bir hafta süren etkinliklerle Viyana halkına ücretsiz dağıtılır. Kendi yaşamından ve çevresinden izler de yerleştirdiği daha sonraki kitapları Divan ve Bugünü Yaşama  Arzusu-Schopenhauer Tedavisi,  hem ülkesi ABD'de hem dünyada çok beğenilir.

Annem ve Hayatın Anlamı, yazarın kendi iç dünyasına yönelik etkileyici detayları da paylaştığı, bu yönüyle farklılaşan bir eserdir . Muhtemelen o zor dönemlerin şartlarında, önceliği "hayatta kalabilmek" olan bir insandır Yalom'un annesi. Dolayısıyla çocuklarına pek fazla sevgi göstermez, başarılarını açıkça takdir etmez. Onların temel ihiyaçlarını karşılamanın daha önemli olduğunu düşünür belki de. Yalom da bu nedenlerle annesini çok fazla sevemediğini hatta kendisinden utandığını itiraf eder. Ama psikiyatrist ve yazar olarak dünyanın takdirini kazanmış olsa da, annesi tarafından onaylanma isteği bir eksik olarak kalmıştır hayatında. Rüyalarına dahi giren bu durumu, yaşamın ilk yıllarında kurulan ya da kurulamayan bağların üzerimizdeki kalıcı etkilerine dair bir örnek olarak yorumlar.

Daha sonraki kitapları Güneşe Bakmak Ölümle Yüzleşmek, Spinoza Problemi ve Günübirlik Hayatlar yine çok beğenilen ve okunan, üzerlerinde uzun yorumlar yapılmaya değer yapıtlar olur. Aldığı bir ödülün töreninde yaptığı konuşmayı esas alan Din ve Psikiyatri adlı monografi dünyada sadece Türkçe ve Yunanca dillerinde yayınlanır.

Irvin yalom

Ege'nin hayatında özel bir yeri vardır. Çok sevildiğini ve okunduğunu bildiği Türkiye ve Yunanistan'ı birkaç kez ziyaret eder. İstanbul'da ve Bodrum'da Türk psikiyatrist ve psikologlarla atelye çalışmaları yapar. Bu dönemden bahsederken Türk meslektaşlarının donanımını över.

Otobiyografisinde yetmişli, seksenli yaşlarında hiç öngörmediği oranda bir huzur ve mutluluk yakaladığını yazar Yalom. Genç meslektaşlarına da aktardığı gibi, hastalarıyla yaptığı çalışmalar hayatına anlam katarak onu zenginleştirmiştir. Psikiyatrist olarak hastalarıyla ilişkisine dair şöyle söyler:

"Bir terapist olarak çalışmalarımda sevgi ve şefkat duygularını düzenli bir şekilde hissediyor ve hastaların, içlerindeki başkalarına yönelik sevgi ve cömertliği serbest bırakmaları için elimden geleni yapıyorum."

Aslında yazar kimliğiyle biz okurlarına hissettirdikleri de bundan pek farklı değildir.

* Irvin D. Yalom, Bir Psikiyatristin Anıları, Çeviren: Elif Okan Gezmiş, Pegasus, 2017


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR