Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

31 Ağustos 2017

Öykü

Ayşe Matay • Leyla’yı Gördüm

Oggito

Paylaş

28

0


“Kumburgaz’da bir haziran öğleden sonrasıydı. Leyla kaybolmadan az önce. Sonra Halim Bey’in çığlıkları... Sebebi oldu güvercinler. Gitti Leyla.” Titreyen elinden güçlükle  aldım bakılmaktan yıpranmış ağır fotoğrafı. Kesik kesik anlattığı hikâyeyi hep burada bırakır, hiçbir zaman sonuna kadar getirmezdi. Cılız ağaçların gerisinde hayalet görmüş gibi donakalır, susardı. Hatırlamadığından veya yaşlılıktan değil. Gençken de böyleymiş Nana. Hoş, bana bu hikâyeyi doğru dürüst anlatan bir kişi bile çıkmadı ya koca sülaleden. Şimdiyse ben, muhtemelen Nana’yı bu son ziyaretimde; bugüne kadar biriktirdiklerim ve karnımda bebek Leyla ile buradayım tekrar. Beni korumak içinmiş. “Bilme sen daha iyi, kız halaya çeker.” Ekmek parasını gerçeklerin peşinde koşuşturmakla kazanan birisi için ne kadar da tatmin edici bir açıklama. Ayrıca o büyük hala, diye söylenirdim içimden. Zaten hiç anlamadılar beni. Aslında ben o gün neyin nasıl olduğunu değil, hep öncesini merak etmiştim. Hemen öncesini mesela. Her yaz tatile gittiğim Kumburgaz’da sahildeki Hamit’in çay bahçesine yaklaşmama izin yoktu. Nana kızardı. “Sakın gitme kızım, yosunlar anlatır.” O böyle dedikçe ben inadına hayal kurardım. Öylesine bir gündü. Koyu yosun yeşili hafifçecik bir elbisesi vardı üstünde Leyla’nın. Başında rahat, salaş bir topuz. Saçlarının bir kısmı tel tel boynuna yapışmış  terden. Leyla alımlıydı. Çok güzel, en güzeli değil belki ama gören durup bir daha bakardı. Nasıl ikna oldu Leyla o gün ormana gitmeye? Ayrılamıyordu ki avlunun meydana bakan cephesinden. O gün fotoğraflarını çekmeyi o mu istemişti Nana’yla Halim Dede’nin? Gerçekten samimiyetle içinden gelmiş miydi acaba? Yoksa olacakları bildiği için bugün asla tanışamayacağı bana, bütünocukluğu, genç kızlığı, kadınlığı boyunca onun yokluğunu  en çok hisseden dostuna soluk bir veda mı bırakmak istemişti? Büyük Hala Leyla, Faiz Enişte ile tanıştığında ilgilenmeye başlamış  fotoğrafçılıkla. Bunu Selim Dayım söylemişti elindeki lunapark  fotoğrafını gösterip. Balerinanın eteği fırıldağa dönmüş, Nana’nın kucağında Selim Dayı, güya el sallıyorlar Leyla’ya. Bana kalsa daha ziyade üç yitik renkten oluşmuş bir bulamaç. Çok koyu siyah, daha az siyah ve açık gri. Elimde içinde sadece Leyla’nın olmadığı böyle otuza yakın kare var. Bu fotoğraflara dalıp gittiğimde beş duyu organımla mücadele içinde buluyorum kendimi. Mesela, ormandaki o son gün. Gözlerimi sımsıkı kapatıp hain  lodosun üflediği kahvenin kokusunu içime çekmeye çalışıyorum ve onun vizöre eğildiğinde mis gibi Topatan kavunu kokan soluğunu. Kalbinde mırıldandığı şarkıyı duyuyorum. Bindokuzyüzaltmışdokuz yılının en meşhur bestesi. Hamit’in çay bahçesi’nin has müdavimi Şükran Ay’dan dinlemiş olmalı. Bir fincan kahve olsam kırk yıl hatırım vardı Ömrümü sana verdim, dönüp baksan ne vardı? Kameranın karşısında sonsuza dek öylece saklamaya çalıştığı yüzlerde kimi gördüğünü ya da aradığını tahmin ediyorum. Çünkü fotoğrafın odağında kahvesini yudumlayan büyükannemler değil, soldaki boş sandalyede duran siyah Panama şapka var. Faiz Eniştemindir. Sonradan Leyla’nın en sevdiği aksesuarı olmuştur. Öğlen çamlık yol boyunca arabada otururken okşaya okşaya tutmuştur dizlerinin üstünde. Bilmiyorum işte ama hissediyorum. Kadraja girmeyen daha birçok seyi hissedebiliyorum. Hiç korkmadığını, incecik dudaklarının arasında bilge bir gülüş sakladığını, kalbinin çok sessiz attığını. Yok, ben dedim ya, görmedim Leyla’nın tek bir vesikalığını bile. Ama biliyorum, incecikti dudakları ve zarif parmakları. Halim Dedem yıllar sonra bir keresinde rakı sohbetinin ortasında masaya kadehini vurup da öfkeyle bağırmıştı. “Yıktılar da iyi oldu. Mahvolduydu Leylamın cânım saraylı elleri sevdadan. Bütün gün lanet güvercinlerin bokuyla sıvanacağını bilsem hayatta diktirmezdim o hoyrat Faiz’in  heykelini meydana”. Nana, araya girip, “Deme öyle Halim Bey, bulutlar küser,” demişti. Leyla sevinir, biraz olsun hayata tutunur sanmışlardı. Halbuki bir taş parçasına bakıp da avunacak kız mıydı o. Aksine sınavı, yükü, derdi, takıntısı, cezası olmuştu Faiz’in güvercinleri. Bir gün gazetede çalışırken, tesadüfen karşıma çıktığında öğrenmiştim Faiz Enişte’nin Leyla ile evlendikten üç yıl sonra kısa bir süreliğine Ses dergisini çıkardığını. Deli dolu yaşamış, har vurup harman savurmuşlar. Uçana kaçana borçlanmış, Leyla’ya babasından kalan ne var ne yok satıp Kumburgaz’a Nana’ların yanına yerleşmişler. Bir fotoğrafı vardı Faiz Enişte’nin yazıhanede masa başında. Parmaklarının arasında sigarası, külü böyle yarım parmak uzamış düştü düşecek. Az önce ne yaşandıysa artık, gülmekten gözünde yaşlar, havada öbek öbek duman kalmış. Çok içten, candan gülüyordu. Bence Leyla da çok tatlı gülüyordu onunla, sadece onun yanında. Ağız dolusu, kocaman kahkahalarını duyabiliyordum. Sımsıkı yumdum yine gözlerimi, daha güçlü hatırlamak için bu ânı. Faiz eniştemin gözlerinin ta içine, en bebek yerine baktım ve ilk defa Leyla’yı gördüm. “Şimdi bir hayalet kent burası ablası,” dedi bir ses. Yumulu gözlerimi istemeye istemeye araladım. Hamit’in torunu ağır ağır boşları toplarken göğü işaret etti. ”Lodos geliyor, fena yosun yapar,” diye ekledi. “Leyla’yı gördüm,” diye haykırdım. Kuru kuru baktı. Kalktım, denize doğru yürüdüm. Eğildim, kulağımı dayadım suya. “Kız halaya çeker,” diye fısıldadı. Dayanamadım, öptüm onu.
YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

İhsan Oktay Anar romanının özellikleriSemih Gümüş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Livia Gershon

13 Ekim 2025

Nasıl Modern Diktatör Olunur

Şu an demokratmış gibi görünse de otokratik rejimle yönetilen ülkelerde, çoğunluğun yanı sıra bir de yüksek eğitimli ve bilgi bir alt grup var. Yirmi birinci yüzyılın diktatörleri önceki yüzyıllardaki seleflerinin aksine muhalif sesleri doğrudan şiddet kullanarak değil, d..

Devamı..

Kahvaltı Takımı Seçiminde Nelere Dikka..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024