Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

21 Aralık 2023

Edebiyat

Bıçak Çeken Âşık: Eeen Güzel Şey

Abdullah Ezik

Paylaş

0

0


Mehmet Yaşın, bir noktada bir coğrafya, kültür ve tarih şairi olarak görülebilir.

Bugüne kadar kaleme aldığı metinlerle (şiir, roman, deneme gibi) kendisine farklı bir alan açan ve gerek Türk edebiyatı gerekse daha geniş bir çerçevede dünya edebiyatı bağlamında özel bir yerde duran Mehmet Yaşın’ın yeni şiir kitabı Eeen Güzel Şey yayımlandı. Metinlerinde/şiirlerinde kendisine ve şairin kendi coğrafyasına özgü meseleleri ele alan Yaşın, benzer bir tutumu bu kitabında da sürdürüyor.

Eserlerinde genellikle derin duygular, insan ilişkileri, birtakım toplumsal konular ve varoluşsal temalar üzerine yoğunlaşan Mehmet Yaşın, kişinin kendisiyle boğuştuğu ânlardan büyük kırılmalar çıkarmaktan geri durmaz. Gerek yaşadığı coğrafya, gerek bir parçası olduğu toplum(lar), gerekse kişisel okumaları Mehmet Yaşın’ı ve elbette onun edebiyatını, şiirini daha farklı bir yere konumlandırır. Merkezinde kişisel kırılmaların, aidiyet meselesinin, yalnızlık ve insanın kendini bulma serüveninin yattığı bu edebiyat/şiir, nihayetinde Eeen Güzel Şey ile yeni sulara doğru yelken açar.

mehmet yaşın eeen güzel şeyMehmet Yaşın, şiirlerinde sıkça tercih ettiği imgeler ve dil oyunlarıyla yeni ve alışılmışın ötesinde bir duygusal derinlik geliştirmeye özen gösterir. Onun eserleri, yaşamın karmaşıklığı ve dile getirilmeyen kimi farklı yönlerine odaklanırken aynı zamanda insanoğlunun içsel dünyasının derinliklerine inmeyi de dener. Bu mesele onun için her zaman büyük bir hedef ve kriter olarak kendisini gösterir. Öyle ki şair, şiirlerinde zaman zaman acıyı, umudu, kaygıları ve umutsuzluğu işlerken insanın varoluşsal sancılarını da kişiye yakından hissettirir.

Her bir şiirin kendisine özgü bir hikâyesi, altyapısı ve anlamı vardır. Belirli aralıklarla tekrar eden konu ve sorunsallar kadar her bir şiirde, her bir kitapta, her bir pasajda farklı yönlere doğru genişleyen bir yapı da Mehmet Yaşın şirinin zengin ve derinlikli yanına işaret eder. Onun için geniş bir yelpazede insan deneyimlerini ve duygularını kapsamak şiirin en önemli temsil değerlerinden birisidir. Bu nedenle Eeen Güzel Şey’deki her bir şiirin kendi içinde farklı bir hikâyesi, anlamı ve anlatım değeri olduğu söylenebilir.

Şiir, bir imgeler denizi olarak tahayyül edilebilir. Anlatım sırasında başvurulan imgeler ve bu imgeleri gün yüzüne çıkaran, işleyen, değerlendiren el, ki burada o el şaire aittir, her şeye/duruma/değere farklı bir açıdan bakma/yaklaşma imkânı sunar. Mehmet Yaşın da şiirlerinde yeni imgeler geliştirmekten, bu imgeleri kullanırken onları ilmek ilmek işleyerek ortaya bütünlüklü bir yapı çıkarmaktan geri durmaz. Bunun için Yaşın şiirinden söz ederken aynı zamanda geniş bir imge dünyasından da söz edilebilir.

Mehmet Yaşın şiirinde belirgin bir şekilde ön plana çıkan çeşitli imgele söz konusudur. Sözgelimi deniz, ada, gece, ay, yol, rüyalar, kuşlar, kara; bu şiiri biçimlendiren özel imgeler arasında yer alır. Öte taraftan şair, her bir şiir ve kitabında bu imge dünyasını giderek genişletir. Kimi zaman kız çocukları, kimi zaman gerçeklik, kimi zaman geçmiş, kimi zaman ise Akdenizlilik bir imge olarak gün yüzüne çıkar ve kendisini gösterir. Dolayısıyla Yaşın şiiri bir yandan mevcut imgelerini geliştirerek devam eden, öte yandan her bir süreçte kendisine yeni imgeler icat eden bir şiir olarak görülebilir. Bu noktada tekrara düşmeyen, kendisini yenileyen bir şiirin son örneğidir Eeen Güzel Şey.

Eeen Güzel Şey, öncelikle bir fotoğraf ve ona eşlik eden iki satır ile açılır: “Bir kızım var benim, yaşı bu sabah on beş / başıma gelmiş eeen güzel şey”. Hemen ardından denize doğru, açıklara, teknelere, bulutlara, kayalıklara, uzaktaki bir noktaya bakan bir kız çocuğunun fotoğrafı yer alır sayfada. Öyle ki salt bu fotoğraf, fotoğrafta yer alan unsurlar ve bu iki satırda gizli anlamlar bütün bir şiirin dünyasına işaret eder. Mehmet Yaşın şiirindeki birçok imge, bu fotoğraf ve satırlarda belli belirsiz kendisini gösterir. Ardından ise ilk bölümün ilk şiiri olan “Self-Destructive” ile okur farklı bu gizil dünyaya adım atar.

“Self-Destructive”, Mehmet Yaşın şiirinin alametifarikalarından biri olan dil meselesiyle okurun karşısına çıkar. Şiir, daha başlığından itibaren bir dil sorunsalına işaret edeceğini duyurur. “Alla’aşkına self-destructive’in Türkçesi ne? / Bu soru baştan self-destructive Türkçenin şairiysek eğer. / Hmmm, kendine-zarar-vermek’miş! Yok canım.” (Yaşın, 2023: 13) Anlatıcı, bir Türkçe karşılık arayışı üzerinden girdiği şiirde dili ve dilin imkânlarını sorgular. Yazının, metnin, şiirin en temel öğesi olan dil ve dile yüklenen anlam, bu anlamların inşa ettiği yapı burada anlatıcı tarafından sürekli sorgulanarak genişletilir. “#unutuyorum”, “Gizemli Döngüler”, “74’lük”, “Santiago Santiago” gibi şiirlerde ise bu sorgulama farklı yönlerde gelişmeye devam eder. Nihayetinde dil ile olan münasebeti oldukça çetrefilli, girift, sorunsal yüklü bir anlatıcı söz konusudur ve bu durum, bir noktada Mehmet Yaşın şiirinin de ayrıksı yönlerinden biri olarak ifade edilebilir.

Mehmet Yaşın, bir noktada bir coğrafya, kültür ve tarih şairi olarak görülebilir. Öyle ki onun kendisine ait, farklı bir yerde duran şiir dünyası Akdeninizlilik ruhuyla doludur ve gücünü de buradan alır. “Türk şairi ve yazarı olması yanında, Kıbrıs ve Yunanistan edebiyatları içinde de ele alınan Yaşın; Londra, Lefkoşa ve Atina arasında yaşar.” Söz konusu bu üçgen, Mehmet Yaşın’ı ve onun şiirini farklı bir şekilde besler ve onu birçok kaynaktan beslenme konusunda yüreklendirir. Ortada tek bir kültür, coğrafya, tarih ve dil ile değil, tüm bunları kuşatan, içine alan, özümseyen bir anlayış söz konusudur. Yaşın’ın şiirlerinin yanı sıra düzyazılarına da yansıyan bu durum, ondaki Akdenizlilik ruhunun ne derece güçlü olduğunu ortaya koyar. Öte taraftan bu ruhun, onlarca yıldır oldukça gergin olan Türk-Yunan ilişkileri bağlamında, ki kendisinin Kıbrıslı olduğunu da unutmamak gerekir, beraberinde yeni bir dünya görüşü geliştirdiği/getirdiği de söylenebilir.

Atina, 2018 tarihli “Sırların Dili”, bir noktada Mehmet Yaşın şiirinin özünü içerisinde barındıran, ona kaynaklık eden unsurları da içerisine alan, başat bir örmek olarak değerlendirilebilir:

“Gizli itirafların dili demek Türkçe

söylendikten sonra da söylenmemiş sayılacak şeylerin,

Bakire Meryem’in doğurma anında

mağaraya hapsolmuş yankının

ve rüyalarda uğuldayan sessizliğin

ve bıçak çeken âşığ’nı terkedemeyen kadının...

Benim de bir dilim var böyle, hayatta konuşamadığım

αλλά μιλάει η καρδιά μου.” (Yaşın, 2023: 44)

Bakire Meryem, Türkçe, Yunanca, rüyalar, yalnızlık ve sessizlikle kuşatılmış olan bu şiir, Yaşın’ın imge dünyasını da açıkça görünür kılar. Onun için her şey, bu imge dünyasının reel dünyada kendisine bulduğu karşılık ve bugünün okuru/insanı için ifade ettiği değerdir. Bu değer ise sürekli farklı eklentilerle varlığını ve derinliğini sürdürür. Şair de bu kumaşı sürekli işler, diker, biçer. Nihayetinde sırlar dile gelirken asırlarca derinlerde yatan birçok gizil değeri de gün yüzüne çıkarır. Tıpkı Yaşın şiiri gibi.

mehmet yaşın eeen güzel şeyİlk şiir kitabı Sevgilim Ölü Asker’i 1984 yılında yayımlayan Mehmet Yaşın’ın şiir serüveni neredeyse kırk yıldır devam ediyor. Sevgilim Ölü Asker (1984), Işık-Merdiven (1986), Pathos (1990), Sözverici Koltuğu (1993), Hayal Tamiri (1998), Adı Kayıplar Listesinde (2002),

Turuncu Kuş (2007), Kalbi Durmuş Zamanda (2009), Evden Kaçan Çocuk (2013), Abuk (2017, Ümit Ünal’ın desenleriyle) ve nihayetinde Eeen Güzel Şey (2023), bu kırk yılın verimi ve zamanla nereden nereye evrildiğini gösteren bir hazine olarak görülebilir. Bu sürekli farklı yönlere doğru gelişen, genişleyen şiir, şairin yazın ile dolu kırk yılının bir çıktısı olarak kabul edilebilir.

Kitabın sonunda yer alan “Notlar” ise Mehmet Yaşın şiiriyle beraber bu kitabın çıkış noktalarına işaret etmesi bakımından özel bir yerde durmaktadır. (Yaşın, 2023: 74) Gerek şiirlerin arka planı, gerekse bu şiirleri var eden temel dürtüler bu notlarda görünür olur.

Mehmet Yaşın’ın yeni şiir kitabı Eeen Güzel Şey, kişinin kendisiyle, rüyalarıyla, belleğinde kalan kırıntılarla, çevresiyle, toplum ile çarpıştığı/çatışığı bir eser olarak görülebilir.

“farklı bir senaryo yazılması farzz

ve renkli, sinemaskop. Esas Oğlan konusunda da anlaşabilseydik şayet.” (Yaşın, 2023: 70)

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Varolma Anları: Virginia Woolf'un Ölüm..D. G. İbrişim
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

I. C. d. Fabbri

23 Aralık 2025

Edebiyatçı Politikacılara Ne Oldu?

Edebiyatçı devlet adamlarının azalması siyasetteki gerilemenin en önemli belirtilerinden biri.  Londra’daki dairem tıka basa kitap dolu olmasına rağmen tam bir seri kitap avcısı olduğumu itiraf etmem gerek. Geçen hafta Tokyo’daydım ve her zamanki gibi kentin kitapçı..

Devamı..

Dostoyevski İki Yüzlü Sözde Aktivizmi ..

J. M. Charlton

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024