Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

28 Mart 2020

Edebiyat

Burukluk Üzerine

Eyyüp Özdemir

Paylaş

15

0


Burukluk’u okuduğumda görüyordum ki, yazarı ayrıca Burukluk'un okuruydu da çünkü her düşüncesi için bir açık ararken o, bir okur olarak bu açıklıkları gösterip üzerine bir kat düşünce daha ekliyordu.

Burukluk kitabını neden okumamız gerektiğiyle ilgili tam olarak bir fikrim yoktu. Acaba yazmayı, bir tür kendine vurmanın, kendi kendini boğmanın yolu olarak gören bir yazım için ne söyleyebilirdi ki insan? Gerçi bunu bile söyleyemiyoruz çünkü Burukluk'taki parçalı düşünceler, bu çıkarımı da parçalıyor ya da boğuyor zaten.

Cioran yazıya ayırdığı saatleri de nazikçe harcamıştı. Ama bunu erdem düşmanı olan biri olarak yapıyor ya, belki de bu da onu erdemli yapıyordu. Ayrıca yazmayı sadece kendi için de kötülememişti Cioran. Yazmanın o ağır ve disiplinli dünyasına girmenin zorluğunu birkaç denemeden sonra anladığımızda, yapabileceğimiz en kolay şey yazmayı çocukça bulmaktı zaten. Yazmayı, kendi dışındaki herkese kötülemekse başka bir hilemizdir. Yazmayla uğraşırken, erken yaşlarda maaşlı işe sahip olmak yazma uğraşını bıraktırır bize. Ya da erkenden evlenmiş olup bir-iki erkek çocuk sahibi olmak yazma uğraşını sonsuza kadar unutturur bize. Kimi zaman bu, okumaya karşı da kin beslememize bile neden olabilir. (Hiç okumamışın tavrı daha anlaşılırdır sadece...) İşte sonrasında, tüm yaşamımız boyunca huzurlu, keyifli, eğlenceli, şen şakrak, kahkaha sahibi, umutlu ve sevecen olmamız için yeterli şeyler... Bu, kuru bir şekilde sadece yazgılarından hoşnutsuz olanların Cioran’ın dünyasında aslında hiçbir zaman yazıyla uğraşamayacakları bilinen bir şeydir.

Kahvehanelerde okey oynanarak harcanan onca nazik saati yiyebilen insanlardansa, neden Cioran’ın yazmaya ayırdığı saatler ve kendini de bu yazılarda boğması anlaşılmaz geliyor acaba bize? Cioran’ın sanırım hiçbir zaman, usta okey oyuncuları gibi çok düzenli olarak hem de bir karşılık beklemeden, tam ibadet gibi, kitapları yazmak için nazikçe saatlerini harcamamıştı. Ama bu usta okey oyuncular yeri gelirken, “hayatın trajik boyutundan hiç mi hiç habersiz olmadıklarını da” söylemeyi öğrenmişti artık. İnsan nazikçe de olsa artık onları eleştiremiyordu. Cioran, “Canı sıkılmak, zaman çiğnemektir.” der. Demek, bu insanlık ve ustalık üstü oyuncular canlarının sıkılmasına bile zaman bırakmayacak kadar işin bilincindeydiler. Mesela Cioran Hıristiyan bir toplumda yaşamasına rağmen yine Hıristiyanlıkla ilgili eleştirisel düşünceler dile getirebiliyordu. Bu usta oyunculardan,  bunu iki anlamda kullanıyorum, daha nazik saatler tüketebildikleri halde böyle bir düşünce beklenemezdi. Şu düşünceyi Burukluk’ta görmüş ve okumuştum mesela, sigara içmenin insana bazı durumlarda İncillerden daha iyi geldiğini. Oyuncularsa, sanki hem dini tutmuşlardı uzun bir zaman, sonrasında da dine saldırmıştı uzun bir zaman ve en sonrasında da iki düşüncenin de aslında aynı şey olduğuna varmışlardı. Bu sonuca varmış olmanın verdiği rahatlıkla artık zamanı bir şeker gibi ağızlarında çevirebilme hakkına kavuşmuşlardı. Oysaki dinden çıkmanın imkânsız olduğunu, birinin “Dinden çıkıyorum!” demesiyle, “Bakın uçuyorum!” demesi arasında bir farkın olmadığını bilmeli. Cioran, bu gelip geçici dünyada yaptığı ve daha sonra yapacakları için kendini güvende hissetmesine yarayacak özellikle resmi dinlerin dışladığı dinlere eleştiri getirerek sinsi bir imancılık oynamamıştı yani.. Oyuncular da, artık oyunlarına veremi bulaştırmışlardı belki de, eleştiri yapmaya gerek duymamıştım. Sonra, “İnsan, diyalogu mu kesmeli?” diye sormuştum kendime o zaman.

Hem E. M. Cioran gerçek yaşamda kendisiyle yapılacak diyalogun önünü de kesiyordu. On yedinci sayfada bulunan parçalı düşüncelerin ilk parçası şöyleydi, “En iyi tarafımı,” diyordu “beni her şeyden uzak tutan o ışık parçasını, bazı buruk itlerle olan ender sohbetlerime borçluyumdur;..” Okur önce şaşırıyor ve düşüncenin tümünü okuyup bitirmeden tekrar başa alma gereğini duyuyordu. Cioran’nun kendi kendisini boğduğunu anlamıyordu çünkü. Ben de bu düşünceyi başından tekrar okumuştum. “En iyi tarafımı, beni her şeyden uzak tutan o ışık parçasını, bazı buruk itlerle olan ender sohbetlerime borçluyumdur; kinizmlerindeki katılığın kurbanı olup artık hiçbir kötülük eğilimine bağlanamayan bazı teselli bulmamış itlerle olan sohbetlerime...” Ne, “buruk itler” mi? Neydi şimdi bu? Ya, “teselli bulmamış itlerle olan sohbet..” Yoksa iyi insanlarla kötü olmak, Cioran için iyi olmak anlamına mı geliyordu? Yoksa kimse ona çöldeki bir yırtıcı hayvan olmadığını göstermeye mi çalışmıştı da, o da bu düşünceye mi varmıştı? Dostoyevski başyapıtında şöyle demişti: “Karamazovluk şöylece özetlenebilir: şehvetli, kâr düşkünü ve akıldan sakat insanlar…” Bu düşüncenin Cioran’nun birçok düşüncesiyle örtüşüyor olabileceğine varmıştım. Tabi Karamazovluk bu toprak parçasında da görülüyorsa buna bol bol et yemeyi karakteri haline getirmiş olanları da eklemeli..

Burukluk’u okuduğumda görüyordum ki, yazarı ayrıca Burukluk'un okuruydu da çünkü her düşüncesi için bir açık ararken o, bir okur olarak bu açıklıkları gösterip üzerine bir kat düşünce daha ekliyordu. Cioran’nun başkasından alıntıladığı düşünceyi ben de oyunculara değil de yine Cioran’a kullanmış, ama bu defa öznenin yerine onun adını koymuştum. Yani biri “Goethe’ye göre uzvum yok.” demiş, ben de  “Cioran’nu anlamak için ona göre bir organım yok!” demiştim.

Sözün Körelmesi’nde oyunumuzun bittiği günler gelir der, Cioran ve artık bize bir maske yoktur.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Kötülük ve Suç Ortakları A. Ş.Ömer Faruk
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

23 Ocak 2025

Ankara’nın Keşfedilmeyi Bekleyen Doğal..

Ankara, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle tanınsa da, doğal güzellikleriyle de dikkat çeken bir şehir. Eşsiz doğa harikalarını keşfetmek için plan yapmaya başlamadan önce bir Ankara uçak bileti alarak bu keyifli rotayı belirleyebilirsiniz. Ayrıca ..

Devamı..

Tetris Oynamak İstemiyorum

Aysun Korkmaz

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024