Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

23 Temmuz 2025

Kitap

Gündeliğin Gölgesindeki Tuhaf Huzursuzluk

Adalet Çavdar

Paylaş

1

0


Scala’da Korku, sizi bir opera fuayesinden çatı katına, Krallar Vadisi’nden savaş sonrası bir yemek masasına taşıyor.

Dino Buzzati’nin Scala’da Korku’su, bir fısıltıyla çağırıyor: “Gel, bak, sıradanlığın altında neler yatıyor?” Okurken, sanki Milano’nun La Scala operasının fuayesindeymiş gibi, kalabalığın uğultusuyla karışan bir korku hissediyor okur. Bu, ne yüksek sesli bir çığlık ne de romantik bir iç çekiş; sadece bir huzursuzluk, tanıdık ama yakalanması zor. Günümüzün belirsizliklerle dolu dünyasında, pandemi sonrası yalnızlıklarımızda, sosyal medyanın gürültüsünde, Buzzati’nin öyküleri, sanki dün yazılmış gibi taze.

Scala’da Korku, 1949’da, II. Dünya Savaşı’nın gölgelerinin hâlâ İtalya’nın sokaklarında dolaştığı bir dönemde yayımlandı. İtalyan edebiyatının “Kafka’sı” olarak anılan Dino Buzzati (1906-1972), bu öykü derlemesini, savaş sonrası kaosun, faşizmin çöküşünün ve devrim korkularının ortasında kaleme aldı. Gazeteci, yazar ve ressam kimlikleriyle, gerçekle hayali ustaca harmanlayan Buzzati, Corriere della Sera’da çalışırken gözlemlediği insan hikâyelerini fantastik bir mercekle işledi. Tatar Çölü (1940) ile ün kazanan yazar, Scala’da Korku ile korku ve absürditeyi kısa, keskin öykülerle anlatıyor. 

Kitap, Timaş Yayınları tarafından Esma Fethiye Güçlü çevirisiyle Temmuz ayında yayınlandı. Türkçe çeviri, Buzzati’nin sade ama ironik üslubunu korumaya çalışmış. Öykülerin atmosferini ve gerilimini taşımayı başarıyor. Buzzati’nin kalemi, sıradan bir opera gecesini bile bir varoluşsal kâbusa çevirirken, çevirmen bu tuhaf ritmi Türkçede yakalamaya gayret etmiş. 

Scala’da Korku, bir roman değil; her biri kendi içinde bir dünya olan kısa öykülerden oluşan bir mozaik. Fausto Gianfranceschi’nin giriş yazısı, Buzzati’nin 1949’da yayımlanan iki kitabından seçilen bu öykülerin, savaş sonrası İtalya’nın korkularını nasıl yansıttığını anlatıyor. Başlık öyküsü “Scala’da Korku”, Milano’nun La Scala operasında geçen bir gala gecesinde başlıyor. Maestro Claudio Cottes, Pierre Grossgemüth’ün modern operasını yönetirken, devrim söylentileri kalabalığı sarıyor. Cottes, oğlu Arduino’nun güvenliğinden endişeleniyor; dedikodular, sosyete figürleri Donna Clara ve Teodoro Clissi’nin fısıltılarıyla büyüyor. Ama hiçbir şey olmuyor. Korku, sadece bir gölge. Bu öykü, kitabın ruhunu özetliyor: Gerçek mi hayal mi, bilmiyoruz, ama korku hep orada.

Diğer öyküler, farklı dünyalarda aynı huzursuzluğu taşıyor. “Büyülenen Burjuva”da, tahıl tüccarı Giuseppe Gasparini, çocuklarla oynadığı masum bir oyunda vahşileşiyor; masumiyetten şiddete geçişi, insanın içindeki karanlığı sorgulatıyor. “Peşimdeki Yabancı”da, isimsiz bir anlatıcı, takip edildiğini sanıyor, ama gizem çözülmüyor; merak ve korku iç içe. “Cici Kızlar”da, hasta bir baba, kızları Claudia, Bianca ve Maria’nın bencilliğiyle yüzleşiyor; sevgi ararken çaresizce ölüme yürüyor. “Çatı Katı”nda, bir ressam, çatı katında bulduğu elmalarla günaha kapılıyor, bağımlılık ve pişmanlık arasında sıkışıyor. Her öykü, korkunun farklı bir yüzünü gösteriyor: Toplumun baskısı, aile içi çatışmalar, yasak arzular.

Karakterler, sıradan insanlar; ama korku onları dönüştürüyor. Cottes, otoriter bir maestro iken paranoyak bir babaya evriliyor. Giuseppe, burjuva rahatlığından vahşi bir içgüdüye kayıyor. “Çatı Katı”nin ressamı, sanatçı ruhunu günahla lekeliyor, sonra pişmanlıkla yüzleşiyor. Yan karakterler – Arduino’nun isyankârlığı, Donna Clara’nın dedikoduları, kızların manipülasyonu – ana karakterlerin korkularını aynalıyor. Buzzati, bu ilişkilerle bireyin toplum karşısında nasıl ezildiğini gösteriyor. Öyküler kısa, ama her biri bir yumruk gibi. Ritmi hızlı, gerilimli; bazen iç monologlarla yavaşlıyor, ama bu bile sizi içine çekiyor. Dönüm noktaları – devrim söylentileri, oyunun vahşileşmesi, elma keşfi – öyküleri sarsıcı kılıyor.

1949, İtalya için karanlık bir yıl. Faşizmin çöküşü, savaşın yaraları, soğuk savaşın başlangıcı ve devrim korkusu, toplumun ruhunu sarmış. Buzzati, bu kaosu fantastik bir mercekle yakalıyor. Scala’da Korku, varoluşçuluğun (Sartre, Camus) ve absürt edebiyatın (Kafka) izlerini taşıyor; İtalyan neorealizmiyle kesişiyor. Öyküler, sıradan hayatı bozan tuhaf unsurlarla (büyüyen kirpiler, gökteki kara nokta) insanın kırılganlığını sorguluyor. Corriere della Sera, 1949’da kitabı toplum eleştirisi ve atmosferik korkusu için övmüş; ancak bazıları öyküleri “hafif” bulmuş. New York Times, Buzzati’yi “İtalyan Kafka” olarak tanımlamış, Paura alla Scala’nın savaş sonrası korkuları ustaca işlediğini yazmış. Italo Calvino, Buzzati’nin fantastik gerçekçiliğini “benzersiz” diye nitelemiş. Kitap, günümüzde hâlâ “gerilimli ve düşündürücü” bulunuyor. Bu öyküler, sadece 1949’un İtalya’sına değil, bugünün belirsizliklerine de sesleniyor; yalnızlıklarımız, toplumsal korkularımız, Buzzati’nin kaleminde yankılanıyor.

Scala’da Korku, sizi bir opera fuayesinden çatı katına, Krallar Vadisi’nden savaş sonrası bir yemek masasına taşıyor. Buzzati, korkuyu öyle sade, öyle keskin anlatıyor ki, her öyküde kendinizi buluyorsunuz. Güçlü yönü, atmosferi; bir su damlasının merdivenleri tırmanışı bile tüylerinizi diken diken ediyor. Buzzati, korkunun evrenselliğini, insanın gölgesinde saklanan o tuhaf huzursuzluğu aktarmayı başarıyor. Bu kitap, kendi korkularınızı, belki de fark etmediğiniz o küçük titremeleri gösteriyor. Okuyun, ama dikkatli olun: Bir kez başladığınızda, o gölgeler peşinizi bırakmayabilir.

 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Eylem Ümit Atılgan: Neden Feministim?Haden Öz
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sean Glatch

13 Ekim 2025

Serbest Dolaylı Anlatım: Üçüncü Tekil ..

Serbest dolaylı anlatım da tıpkı bilinç akışı gibi karakterin iç dünyasına odaklanır ama burada karakterin duygu ve düşünceleri önce düzenlenir ardından belli bir biçemde ifade edilir. Serbest dolaylı anlatımda yazar, hikâyeyi aktarmak için üçüncü ..

Devamı..

Denizin Canavarları: Kendi İzini Doğad..

Adalet Çavdar

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024