Cannes Film Festivali önümüzdeki hafta başlayacak ancak Fransız hükümetinin işsizlik yasasına yönelik düzenlemelerinde değişiklik talep eden makinistler, kat görevlileri ve basın mensupları greve gidebilir.
Fransa’nın Côte d’Azur bölgesinde düzenlenen festival geçmişte sadece bir kez, Mayıs 1968 tarihli öğrenci protestolarının ve genel işçi grevlerinin bir parçası olarak greve sahne olmuştu. Fakat bu yıl, iki yüzden fazla çalışanı temsil eden Sous les Écrans la Dèche (Ekranların Ardındaki Yoksulluk) isimli sivil kolektif, hükümetin dönemlik festival çalışanlara yönelik tutumu sebebiyle grev çağrısında bulundu. Çalışanlar arasında makinistler, programcılar, gişe görevlileri, lojistik sorumluları, kat yöneticileri, dekoratörler ve basın mensupları var.
Kolektif, hükümetin istihdamla ilgili son yasa tasarısının film festivallerinde dönemlik olarak çalışan çok sayıda vasıflı işçinin geçinmesini imkânsız hale getirdiğini belirtiyor. Festivallerde dönemlik olarak çalışanlar, Fransız Devleti’nin kültür endüstrisi çalışanlarına (bağımsız sanatçılar ve sanat teknisyenleri) yönelik olarak uyguladığı özel işsizlik sigortası programının kapsamında değiller. Oysa bu program asgari ücretin altında ödeme yapılmasının önüne geçiyor ve işsiz kalınan dönemlerde devlet desteği sağlıyor. Hükümetin işsizlikle ilgili öngördüğü bir dizi yeni düzenlemeyse hâlihazırda pek çok imkândan faydalanamayan dönemlik festival çalışanlarını çok daha zor bir durumda bırakacak ve işsizlik yardımına olan talebi artıracak.
Kolektif sözcüsü, mecburen yapmakta oldukları işlerden vazgeçmek zorunda kalacaklarını ve şu an bile personel istihdam etmekte güçlük çeken festivallerin bu değişiklikler sonrasında belki de hiç yapılamayacağını söyledi ve ekledi: “Grevimiz Cannes’ın açılışını tehlikeye atmayacak belki ama festival esnasında aksaklıklar yaşanabilir.”
Kolektif festivalin ilk haftasında ekonomi bakanlığı temsilcileri ve Cannes Film Festivali’ni düzenleyen kilit isimlerle bir toplantı talep ediyor ve festival çalışanlarının korunmasına yönelik somut bir adım atılması için hükümetten taahhüt alınmasını istiyor.
https://cdn.oggito.com/images/full/2024/5/cannes-1.jpg
Festivalin yapmış olduğu açıklamaysa çalışanların yüz yüze olduğu güçlüklerin farkında olduğu ve tarafları olası bir uzlaşı için bir araya gelmeye teşvik ettiği yönünde.
Öte yandan Fransız sinemasında son dönemler gündeme gelen ve giderek daha fazla taraftar toplayan yeni bir #MeToo hareketi söz konusu. Ve Fransız medyasının cinsel tacize ilişkin çeşitli ifşaatlar yayınlaması halinde festivalin bu durumdan etkilenebileceği belirtiliyor.
Festival başkanı Iris Knobloch, Paris Match’e yaptığı açıklamada festivalin #MeToo hareketine karşı son derece hassas olduğunu ve durumu yakından takip ettiklerini söyledi. Knobloch, festivalde yer alan filmlerden biriyle bağlantılı bir ismin iddiaların hedefi olması halinde en doğru kararın alınmasını sağlayacaklarını belirtti. Fakat elbette gösterilen filmin de dikkate alınacağını çünkü oradaki asıl yıldızın filmin kendisi olduğunu da ekledi.
Önümüzdeki hafta Cannes’da galası yapılacak filmlerden biri de Judith Godrèche’in cinsel şiddete maruz kalıp bundan kurtulan kişilerin hikâyelerinin anlatıldığı Moi Aussi (Ben de) isimli filmi. Godrèche, yönetmen Benoît Jacquot ve Jacques Doillon’u cinsel tacizle suçladıktan sonra Fransa’daki #MeToo hareketinin önde gelen isimlerinden biri olmuş, Jacquot ve Doillon ise söz konusu iddiaları reddederken savcılık soruşturma başlatmıştı. Aynı konuyla ilgili bir diğer isimse Fransa’nın en tanınmış aktörlerinden Gérard Depardieu. 2021 yılında film setinde iki kadın tarafından cinsel istismarla suçlanan Depardieu, her ne kadar bütün iddiaları reddetmiş olsa da, davanın ilk duruşması Ekim ayında görülecek.
Godrèche, bu yılki Fransız ulusal film ödülü César’ın ödül töreninde ve parlamentoda yaptığı konuşmalarda çağrıda bulunmuş ve Fransız film endüstrisindeki cinsel istismara son verilmesi için gerekli önlemlerin alınmasını gerektiğini belirtmişti.






