Öğrencileriyle ve genç şairlerle yakın ilişki kuran, onları teşvik eden, paylaşımcı ve rekabetten çok dayanışmayı önemseyen alçakgönüllü, zarif, nüktedan ve cömert bir hoca…
Türk edebiyatının yaşayan en seçkin ustalarından birini, şair, çevirmen, denemeci ve akademisyen Cevat Çapan’ı hatırlatmak istedim. Bu kıymetlere yaşarken saygılarımızı sunmanın değerine inanırım. Cevat Çapan 1933’te Darıca’da doğdu, Robert Kolej’i 1953’te bitirdi. Yükseköğrenimini İngiltere’de Cambridge Üniversitesi’nin İngiliz Edebiyatı Bölümü’nde, 1956’da tamamladı. Bir yıl Londra’da BBC’nin Türkçe Servisi’nde çalıştı. 1960’ta asistan olarak girdiği İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde 1968’de doçent, 1975’te profesör olan Cevat Çapan 1971 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nin kuruluşuyla birlikte burada öğretim üyesi olarak görevini sürdürdü. 1980’de Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Tiyatro Bölümü’ne geçti ve burada sonraki adıyla Mimar Sinan Üniversitesi Tiyatro Bölümü’nde 1996’ya kadar çalıştı. 1996 yılında Yeditepe Üniversitesi’nde kurucu dekanlık yaptığı Fen-Edebiyat Fakültesi'ne İngiliz dili ve edebiyatı bölümünü kurdu, özellikle Shakespeare üzerine dersler verdiği bu bölümden 2012’de emekli oldu.
İlk şiirlerini 1952’de yayımladı, 1959’da şiir çevirilerine başladı. İngiliz, İrlanda, Amerikan, İtalyan ve Yunan edebiyatından Türkçe’ye çeviriler yaptı. Cumhuriyet gazetesi kitap ekinde "Şiir Atlası" başlıklı köşesinde uzun yıllar boyunca yaptığı şiir çevirilerini, 7 ciltte toplayıp “Şiir Atlası” adıyla ile tüm edebiyat dostlarını adeta ödüllendirdi. 1980’lerde şiir çalışmalarına yeniden ağırlık verdi, şimdiye kadar 14 şiir kitabı yayımlandı. Dön Güvercin Dön (1985) adlı ilk şiir kitabıyla 1986 Behçet Necatigil Şiir Ödülü’nü aldı. Son şiir kitabı Sürgünler Ayrılıklar’ın (2025) dikkat çeken özelliklerinden biri, kitabın içinde yer alan “Yarım Kalmış Bir Şiir Antolojisi” bölümüdür. Bu bölümde Çapan, çağdaşı olan Türk şairlerini şiirsel portrelerle anarak kuşağının şairlerine dostluk ve vefa duygusunu öne çıkarır. Ayrıca 2017’de. Erdal Öz ve Sedat Simavi Edebiyat Ödüllerini, 2018’de Ceyhun Atıf Kansu ve ve Metin Altınok Şiir Ödülünü, 2021’de Yunus Nadi Şiir Ödülünü aldı.
Bu arada senaryolarına katkıda bulunduğu bazı filmlerde çok kısa roller alarak sevenlerini muzip sürprizlerle selamladı. Rol aldığı bazı dizi ve filmler arasında Süper Baba dizisi (1993) Eşkıya (1996) ve Av Mevsimi (2010) fimleri vardır. Sakıp Sabancı Müzesi’nin, “Yetişkin Eğitimi” programlarında 2018-2019 döneminde “20. Yüzyıl’da Rusya’da Yenilikçi Edebiyat” temalı derslerindeki “Anton Chekhov, Anna Akhmatova, Osip Mandelstam, Vladimir Mayakovsky, Vsevolod Meyerhold, Boris Pasternak” okumaları hafızalarda yer etmiştir.

Şair kimliğinin yanında çevirmen kimliği de çok öne çıkmıştır. Cevat Çapan, yarım yüzyılı aşan edebiyat yolculuğunda yalnızca nitelikli şiirler yazmakla kalmamış, dünya şiirinin ve edebiyatının en önemli seslerini büyük bir ustalıkla Türkçeye kazandırarak kültürler arasında kalıcı köprüler kurmuştur. Çapan, çeviriyi sadece dilbilgisi meselesi olarak görmüyordu, çevirinin, çevrilen dilin kültürüne ve dünyasına nüfuz etmeyi gerektirdiğini, aksi halde çevirinin aslından çok şey kaybedeceğini savunur. Antolojist olarak da çok üretkendir. Çağdaş Yunan, İngiliz ve Amerikan şiiri antolojileri ile Çin’den Peru’ya gibi dünya şiirinden derlemeler yapmıştır. Cevat Çapan’ın edebiyat dışındaki sanat dallarıyla ilişkisi de oldukça zengindir, özellikle tiyatro ve sinema/TV alanlarında belirgin bir varlık göstermiştir. Bir Sahnedir Dünya adlı belgesel senaryosuyla Anadolu’daki antik medeniyetlerin izlerini tiyatrolar üzerinden anlattı. tiyatro onun akademik kariyerinin de merkezinde yer aldı.
Cevat Çapan’ın bu çok yönlülüğü, edebiyatı sahne sanatları, görsel kültür ve akademik bir bütün olarak değerlendirdiğini gösteriyor. Başka bir tanımla aydın ve akademik kimliğini tek bir sanat dalına hapsetmiyor. Akademisyen kimliği ve kişiliği bütün tevazusuna karşın çok zengin ve üst seviyededir. Cevat Çapan’ın “Shakespeare’den Musikimize…” başlıklı makalesinde Shakespeare’in dizeleriyle alaturka şarkı sözleri arasındaki benzerlikleri bulması ilginçtir. Her ne kadar kendisini başarılı bulmasa da gençliğinde “santur” dersleri aldığını ve amatörce çaldığını biliyoruz.
Edebiyatın evrensel diline duyduğu sarsılmaz inanç, farklı coğrafyaların seslerini Türkçede buluşturan çeviri ustalığı ve şiirinde koruduğu insani sıcaklık, Cevat Çapan’a çağdaş edebiyatımız içinde seçkin ve kalıcı bir yer kazandırmıştır. O, şiirin yalnızca sözcüklerden değil, hafızadan, vicdandan, kültürden ve yaşama sevincinden kurulduğunu bize hatırlatan büyük bir edebiyat insanı. Onun şiiri gösterişten uzak ama derinlikli bir söyleyişle belleği, zamanı, doğayı, dostluğu, yolculuğu ve insan olmanın ortak hallerini zarif bir duyarlılıkla dile getirir. Cevat Çapan’ın şiirlerinde deniz, yolculuk, kuşlar, eski kentler, çocukluk anıları, dost sofraları (Sabahattin Eyuboğlu’nun evindeki Pazartesi toplantıları, Todori’deki Perşembe ictimaları gibi) vazgeçilmez öğeler olarak görülmektedir. Şiirin sözlü geleneğine önem vermiş; şiir okumaları ve dinletilerine katılmıştır.
Denemeleri, seçkileri ve editoryal çalışmalarıyla okuma kültürünün gelişmesine katkıda bulunmuş; akademisyen kimliğiyle yetiştirdiği kuşaklara yalnızca edebiyat bilgisini değil, eleştirel düşünmeyi, estetik duyarlılığı ve dünya kültürlerine açık olmayı da aşılamış bir kültür çınarıdır. Bu yönüyle Cevat Çapan, yalnızca değerli bir şair değil, farklı kültürler arasında köprü kuran, Türkçenin ifade olanaklarını genişleten ve çağdaş sanatın evrensel değerlerini ülkemizde yaşatan örnek bir edebiyat ve kültür insanıdır. Onun mirası, yazdığı şiirlerde olduğu kadar yetiştirdiği insanlarda, çevirdiği eserlerde ve edebiyatımıza kazandırdığı çoğulcu, evrensel bakışta yaşamaya devam etmektedir. Akademik üretimiyle olduğu kadar yetiştirdiği kuşaklarla da iz bırakan Cevat Çapan, insanlığı ve entelektüel zarafetiyle de örnek gösterilen seçkin bir akademisyendir.
Karşılaştırmalı edebiyat anlayışını merkeze alan yaklaşımıyla öğrencilerini farklı dillerin ve kültürlerin edebiyatlarıyla buluşturmuş; eleştirel düşünmeyi, estetik duyarlılığı ve özgür yorum yapabilme becerisini teşvik etmiştir. Derslerinde ve akademik çalışmalarında edebiyatı tarih, felsefe, sanat ve toplumsal yaşamla birlikte ele alarak disiplinlerarası bir bakış açısının yerleşmesine önemli katkılar sağlamıştır.
Cevat Çapan, özel yaşamını kamuoyunun önünde yaşamayı tercih etmeyen, gösterişten uzak, sade ve disiplinli bir yaşam sürmeyi tercih eden, günlük yaşamın küçük ayrıntılarından, dostluklardan ve doğadan beslenen bir sanat anlayışına sahiptir. 68 çeviri kitabı, 15 şiir antolojisi, 2 inceleme, 1 eleştiri, 1 efsane, 1 çocuk romanı, 1 senaryo, 14 şiir kitabıyla bir atom karıncadır o.
Öğrencileriyle ve genç şairlerle yakın ilişki kuran, onları teşvik eden, paylaşımcı ve rekabetten çok dayanışmayı önemseyen alçakgönüllü, zarif, nüktedan ve cömert bir hoca olan Cevat Çapan’ı pek çok eksikle de olsa hatırlamak ve hatırlatmaktan onur duyuyorum.







