Yazılarınızı Nereye, Ne zaman ve Nasıl Göndereceksiniz?
9 Ekim 2019 Edebiyat

Yazılarınızı Nereye, Ne zaman ve Nasıl Göndereceksiniz?


Twitter'da Paylaş
0

Lincoln Michel yazılarınızın yayımlanması için bilmeniz gerekenleri anlatırken edebiyat dergilerinin nasıl işlediğini araştırmanız gerektiğine ve aldığınız her reddin kötü olmadığına değiniyor.

Hepimiz yazmanın yalnızlığı içeren bir uğraş olduğunu biliyoruz. Bilgisayar veya notepad ile bir odaya girer, kapıyı kilitler ve sonra saçınızı çekiştirip tembellik ederek dört saat geçirirsiniz. Çok geçmeden yerinizden kalkar, içecek bir şeyler alıp tekrar oturursunuz. Arka arkaya kaç bardak kahve içtiğinizin ya da başınız klavyenin üzerinde yazmayı düşündüğünüz bölümlerin buruşturulmuş taslaklarını çöpe fırlatarak ne kadar vakit harcadığınızın önemi yok, sonunda yazılarınızı dünyaya göndermeniz gerekecek. Başlangıç aşamasındaki çoğu yazar için bu, edebiyat dergilerine gönderilecek olan öyküler, denemeler ya da şiirler anlamına gelir.  Rehber niteliğindeki bu yazı size edebiyat dergilerinin nasıl çalıştığı hakkında genel bir bakış vererek yazılarınızın kabul edilmesi için neler yapmanız gerektiğini anlatacak. 

Edebiyat Dergileri Gönderilen Yazıları Nasıl Okur?

%1 Kuralı 

Bir yazarın çalışmalarını göndermeden önce neler yapması gerektiği meselesinin derinine inmeden önce edebiyat dergilerinin çalışma prensiplerinin nasıl işlediğini kavramak önemli. Edebiyat dergilerinin skalası hayli geniştir ve bu skalada hem az sayıda insanın hobi maksadıyla sürdürdüğü bloglar hem de The Paris Review ya da The New Yorker gibi çok sayıda personelin çalıştığı dergiler yer alır. Bazıları yayımlanan yazı karşılığında telif ücreti öderken bazıları ödeme yapmaz. Bazıları sadece basılı yayımlanır, bazılarıysa sadece online. Ancak burada bilmeniz gereken bir şey var: Büyüklüğü ne olursa olsun, çoğu dergiye gönderilen yazı sayısı ihtiyaç duyulanın çok üzerindedir ve dikkatli bir biçimde okunamaz. Küçük bir dergiye içeriğinde yer alan ufak bir kısım için yılda bin kadar yazı gönderilirken bu sayı büyük dergilerde üç veya dört bine çıkar. Bir de dergilerin kendi talep etmiş oldukları yazılara içeriklerinde daha fazla yer verecekleri gerçeği var ve ikisini birleştirdiğimiz zaman bu demektir ki iyi dergilerin kabul oranı yüzde birin de altında.      

Gönderilenler Niçin Reddedilir?

 Bazı yazılar kabul edilir çünkü editör onlardan hoşlanmıştır. Yeni bir ses, eşsiz bir fikir ya da okuyanı kavrayan karakterler bulmuş olabilir. Öyle ya da böyle okuduğu yazı karşısında şaşkınlık duymuştur.  Bir yazının hangi durumlarda editör tarafından kabul edildiğini bilmek epey güç, ancak hangi durumlarda reddedildiğini anlamak kolay. Çünkü dergi çalışanları gönderilen birçok yazıyı daha okumadan reddederler. Mesela gönderdiğiniz yazı imlâ hatalarıyla doluysa veya daktilo edilmek, bilgisayarda yazılmak yerine kargacık burgacık el yazısıyla gönderilmişse, kısacası profesyonellikten uzaksa büyük bir ihtimalle okunmadan reddedilecektir. 

Unutmayın ki dergilere kullanabileceklerinin çok üzerinde yazı gönderilir ve gönderilenlerin büyük bir kısmı aşırı hızlı okunur. İlk okuma genellikle stajyerler veya gönüllüler tarafından yapılır. Yüzlerce, hatta binlerce yazının arasından en iyileri seçip çıkarırlar ve yazıların sayısını editörlerin seçim yapacağı bir avuç “belki”ye indirirler. Olağan bir durumda gönderilen her yazı reddedilmeden önce mutlaka iki kez okunur, ancak okuyan kişi yazıdan hoşlanmadıysa tamamını okumak yerine bir ya da iki sayfayla yetinebilir. Gönderilen çok fazla yazı varsa dergi çalışanları bir okuma toplantısı yaparlar ve yazılar mümkün olduğunca çabuk okunur. 

Mesele şu ki gönderdiğiniz yazı niteliğine bakılmaksızın milyonlarca neden yüzünden reddedilebilir. Dikkatli bir biçimde okunmamış, gelecek üç sayı için kurmacaya ayrılan boşluklar dolmuş ve geri kalan yazılar reddedilmiş olabilir. Belki dergi, hâlihazırda kuzgunlar hakkında iki şiir yayımlamaya karar vermiştir ve sizin “Leyleklere Övgü” şiiriniz, kuşlarla ilgili bir şiir olduğundan fazla gelmiştir. Editörler çalışmanızı dikkatlice okuyup ondan hoşlansalar bile sizin öykünüz ve sevdikleri öteki öyküler arasında zor bir seçim yapmak zorunda kalabilirler. Şunu hiçbir zaman aklınızdan çıkarmayın: Reddedilmek, göndermiş olduğunuz yazının niteliğini gösterir bir yansıma değildir. 

Yazınızı Gönderime Hazır Hâle Getirmek

“Bize en iyi çalışmanızı gönderin.”

 Bir derginin gönderim koşullarını okuduğunuzda (her zaman yapmanız gereken bir şey) neredeyse değişmez bir ifadeyle “Bize en iyi çalışmanızı gönderin,” denildiğini görürsünüz.Peki en iyi yazınız hangisi ve bir yazının bittiğini ne zaman anlarsınız? Ne yazık ki basit bir cevap yok. Bir yazar olarak karar vermek zorundasınız. Çevrenizde güvenebileceğiniz birkaç kişinin olması ve bitip bitmediğini görmek için yazınıza göz atmaları her zaman iyi bir fikirse de etrafınızda bunu yapabilecek “iyi okurlar” yoksa karar vermek tamamen size kalmış. 

Yine de elinizden gelenin en iyisinin gerçekten bu olduğuna ve bittiğine emin olmalısınız. Yeni yazarların büyük bir çoğunluğu olması gerekenden bir, iki sayfa önce başlayan ya da zayıf bir sonu olan öykülerini bu eksiklikleri bilmelerine rağmen dergilere gönderirler çünkü editörlerin görevinin öykülerdeki eksiklikleri tamamlamak olduğunu düşünürler. Ne var ki işler böyle yürümez. Evet, editör potansiyeli görmüş ve kırk yılda bir de olsa yazıdan, yazarıyla birlikte oturup baştan sona düzeltme yapacak kadar hoşlanmıştır. Ancak yukarıda da belirtildiği üzere normalde editörlerin buna zamanı yoktur, ilk okumayı gerçekleştirenler, gönderilen çoğu yazıyı editörlerin eline geçmeden reddedebilirler. Edebiyat dergileri editörlere fazladan ödeme yapmaz, değilse bile, editörlerin yazıların baştan sona düzeltilmesine ayıracak vakitleri yoktur. Dolayısıyla en iyi çalışmanızı gönderin. 

Biçimlendirme

 Her şeyden önce derginin gönderim koşullarını inceleyin çünkü yazınızın profesyonel görünmesini istiyorsunuz. Kullandığınız yazı biçimi ve sayfa yerleştirmesi hem basit hem de süsten uzak olmalı. Dikkat çekmek için anlamsız yazı karakterleri, ortalanmış metinler ya da tuhaf renkler kullanmayın – en azından yazınızı gönderdiğiniz yer çocuklar için yayınlanan bir mizah dergisi değilse. Mesela Times New Roman – 12 kullanın, satırlar arasında çift boşluk bırakın ve sayfanın altında sayfa numaraları olsun. Üst yazı kısmındaysa isminiz, e-posta adresiniz, telefon numaranız ve öykünün başlığı yer almalı. Postayla gönderiyorsanız üst yazıyı asıl metne zımbalayın veya ataşla tutturun.

Bu kadar.

Ön Yazı

Yazarlar için gereğinden fazla stres doğuran bir şey de ön yazı. Ne söylemelisiniz? Editörün dikkatini çekebilir misiniz? Metninizi ön yazıyla birlikte göndermek size avantaj sağlar mı? Dürüst olmak gerekirse ön yazının önemi yoktur. Ön yazılara şöyle bir bakılıp geçilir ve neredeyse hiçbir zaman metnin kabulü açısından bir karar unsuru teşkil etmezler. Ön yazı aşağıdaki gibi kısa ve nazik olmalıdır:

Sayın (editörün adı) 

Son sayınızdaki (X ve Y yazılarından) hoşlandım. Yazmış olduğum öykü/deneme/şiirler önceki tarihlerde (üç ile beş adet dergi ismi veriniz) dergilerinde yayımlandı. (X üniversitesinden) Güzel Sanatlar yüksek lisans derecem var ve (Y’de) yaşıyorum. İlginiz için teşekkür ederim.

Saygılarımla.

Güzel Sanatlar alanında yüksek lisans dereceniz ya da önceden yayımlanmış bir çalışmanız yoksa endişelenmeyin. Önceki tarihlerde dergiden kişisel ret alacak kadar şanslıysanız bundan mutlaka bahsedin. Çalışanlardan birini tanıyor olabilirsiniz ya da yakın tarihte düzenlenmiş bir etkinlikte tanışmışsınızdır, bu tip detayları yazıya eklemeyi unutmayın. Ön yazıyı kısa tutun, konuya sadık kalın ve öykünüzü tasvir etmekten ya da kendinizi pazarlamaktan kaçının. Çoğu editör şöyle bir ön yazı karşısında gözlerini devirecektir: “Vampirler kan yerine portakal suyu içselerdi neler olurdu? Böylesi bir gerçeklik, nefes kesen öyküm Transilvanya’dan Meyve Suyu Emicileri’nde aklınızı başınızdan alacak ve Shakespeare denilen niteliksiz yazarın elinizde bulunan bütün ciltlerini yaktıracak biçimde anlatıldı. Böylesine bir deha ürününü okuma imkânına sahip olduğunuz için şanslısınız, dolayısıyla tez zamanda kabul ediniz.” 

Yazılarınız İçin Doğru Dergileri Bulmak

Araştırmak için okumak 

Hoşlandığınız türde yazıların hangi dergide yayımlandığını anlamanın en iyi yolu elbette dergileri okumaktır. Bir kitabevine gidin ve dergilerin bulunduğu bölümü gözden geçirin ya da hoşlandığınız yazarların çalışmalarını nerede yayımladıklarını görmek için derlemelerin kaynak gösterimlerine bakın. Hayranlık duyduğunuz yazarların çalışmalarını yayımlayan bir dergide yer almak, bilmediğiniz bir dergide yer almakla kıyaslandığında her zaman daha tatmin edicidir. 

Öteki Kaynaklar 

Clifford Garstang her yıl edebiyat dergilerinin bir sıralamasını yayımlar. Sıralama aday gösterilen ve kazanılan Pushcart Ödülü sayısına göre yapılır. Bu liste kesin bir sıralama türü olarak görülmemeliyse de edebiyat dünyasında saygı gören ve yazılarınızı kabul edebilecek dergileri bulmak için çok iyi bir başlangıç noktasıdır. Yazarlar için bir başka iyi kaynak olan Duotrope ise hemen hemen bütün edebiyat dergilerini listeler ve ödeme oranı, tür yahut öteki faktörlere göre arama yapmanıza olanak verir. Bununla birlikte kullanımı ücretlidir. 

Sıralama Yapmak 

Dergilere göndereceğiniz yazıları organize etmenin iyi bir yolu, yazınızın yayımlanmasını istediğiniz dergileri bulmak ve beşli gruplar hâlinde sıralama yapmaktır. Öykünüzü, yayımlanmasını istediğiniz beş dergiye gönderin. Tamamı reddederse sonraki beş dergiye gönderin ve bütün gruplar bitene kadar devam edin.  Öykünüz dergilerin hiçbiri tarafından kabul edilmediyse belki de esaslı bir biçimde gözden geçirilmesinin vakti gelmiştir. 

Sıralama yaptığınız takdirde aynı yazıyla aynı anda yüze yakın dergiyi e-posta bombardımanına tutmayacak ve bu sayede The Podunk Review tarafından kabul edilen bir öykünüzün hemen ertesi gün The New Yorker tarafından da kabul edildiğini öğrenmeyeceksiniz. 

Retle Başa Çıkmak

Yazılarınızı gönderiyorsanız retle uğraşacak olmanız kaçınılmaz. Ortalama bir öykü veya şiir kabul edilmeden önce belki yirmi kez reddedilebilir ve ünlü yazarlar bile retle muhatap olurlar. Bir ret aldığınızda bunu mümkün olduğunca kişiselleştirmeyin. Editörlere dâhiliğinizin farkına varamayan birer aptal olduklarını yazmanın ya da onlara sosyal medyada hakaret etmenin size kazandıracağı iyi bir şey yok. Retle başa çıkamıyorsanız yazmak belki de size göre değildir.

Ret Türleri 

Arka arkaya ret almaya başladığınızda üç farklı tipte olduklarını göreceksiniz. Çoğu standart formatta gelir ve yazınızın dergilerine uygun olmadığını, ama size başka bir yerde iyi şans dilediklerini söylerler. Kimi zamansa daha pozitif bir tutumla karşılaşırsınız ve ret bildirimine ek olarak göndermiş olduğunuz yazının “belli bir marifetinden” bahsedilir. Editör bizzat cevap verip yazınızdan çok hoşlandığını da belirtebilir. Pozitif bir ret ya da kişisel bir editör notu aldıysanız yazılarınızı bu dergiye tekrar gönderebileceğinizden emin olun. Son gönderdiğiniz tam olarak yeterli gelmediyse bile yazınızdan hoşlanmışlar ve daha fazlasını görmek istiyorlar. Olumlu bir biçimde reddedilmek hâlâ içinize oturuyor olabilir ama unutmayın ki, çok az yazı kişisel ret alır. Bunu bir iltifat olarak kabul etmelisiniz. 

Retten Sonra Tekrar Yazı Göndermek 

Editör açık açık yazıp tekrar gözden geçirmenizi istemediyse reddedilen yazıyı tekrar aynı dergiye göndermemelisiniz. Benzer çalışmaların geldiğini söyleyen bir editör, yeni bir şeyler bekliyor demektir. Bunun yerine bekleyin ve elinizden gelenin en iyisini yaptığınıza ikna olduğunuz yeni bir yazı gönderin. Kişisel bir ret aldıysanız bile yenisi için acele etmenize gerek yok. Henüz tamamlanmayan bir yazıyı göndermek editörün nezdinde sahip olduğunuz şansı yok eder ve yazılarınızın uzun bir süre değerlendirilmemesine sebep olur. Gönderdiğiniz son yazıda kişisel bir ret aldıysanız bunu yeni göndereceğiniz yazının kapak yazısında belirtmeyi unutmayın. 

Devam Edin

Bir yazar olarak yapabileceğiniz en iyi şey, elinizden gelenin en iyisini yapmanın ötesinde göndermeye devam etmektir. Yazı göndermek çok zaman alır ve çalışma gerektirir, ancak yeni bir yazar olarak yayımlanmanın yegâne yolu budur.  Yüzde bir kuralını unutmayın. Gönderilen yazıların yüzde beşi tam anlamıyla iyi olsa bile bu, beş yazıdan dördünün reddedileceği anlamına gelir. Dolayısıyla reddi kişiselleştirmek yerine yazmaya devam edin ve tekrar tekrar gönderin. Sanki sizin işiniz buymuş gibi ki, pekâlâ öyle. 

*Lincoln Michel, Sarah Lawrence College’da kurmaca yazın dersleri veren Lincoln Michel, önceki tarihlerde Electric Literature’ın baş editörlüğünü yaptı. Upright Beasts’in yazarı ve Gigantic’in kurucu editörü olan Michel, aynı zamanda Gigantic Worldsve Tiny Crimes yardımcı editörlüğünü sürdürüyor.

Çeviren: Fulya Kılınçarslan

(Electric Literature)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR