Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

24 Nisan 2020

Edebiyat

Distopik Anlatılar Ne İşe Yarar?

Celia Paris

Paylaş

2

0


Distopik kurgu, siyaseti ve iktidarı çevreleyen etik kaygılara odaklanacak güçlü bir mercek sunuyor. Bu tür anlatılar, yurttaşları iklim aciliyetinden sağlık koşullarına ve otoriter rejimlerin yeniden canlanmasına kadar her yana yayılan adaletsizliğe karşı alarmda tutmaya yardımcı olabilir.

İnsanlar hikâye anlatan varlıklardır: Anlattığımız hikâyeler ise dünyadaki rolümüze bakışımıza dair özlü imalar barındırır. Bugünlerde distopik anlatıların revaçta olması şaşırtıcı değil. 90 milyona yakın okuyucuya ulaşmış Goodreads’e göre 2012’de “distopik” başlığına giren kitapların paylaşılma oranı, son 50 yıl zirvesindeydi. Peki, distopik kurgu neden giderek daha popüler hale geliyor?

Bu tür anlatıların neden çekici olduğuna dair çok mürekkep akıtıldı. Ama belki de bir o kadar önemli başka bir soruyu sormamız gerekiyor: Ne olmuş biri distopik anlatı yazdıysa? Bu anlatılar gerçek dünyada herhangi bir siyasi etki yaratabilir mi? Bu soruya verilen cevap evetse eğer, nasıl yaratıyorlar bu etkiyi? Bu etkiyi ne kadar umursamalıyız?

Başlamadan önce şunu belirtmek istiyoruz: Birçok siyaset bilimcinin şüpheci yaklaşacağını tahmin ediyoruz. Nihayetinde, “uydurma” olduğu bilinen bir anlatının gerçek dünyada insan davranışlarına etki göstermesi çok da makul görünmüyor. Ama sayısı giderek artan araştırmalara göre beyin, kurgusal ve kurgusal olmayan ayrımını yapmakta çok başarılı değil. İnsanlar çoğu zaman farkında bile olmadan kurgusal hikâyelerden inançlara, davranışlara ve değer yargılarına dair dersler çıkarıyor.

Distopik kurgu bu konuda özellikle güçlü çünkü tabiatı gereği politik meselelere değiniyor. Biz de burada karanlık ve rahatsız edici bir dünya alternatifini görünür kılan totaliter rejim distopyalarına odaklanacağız, öyle bir dünya ki güçlü organlar yurttaşları kontrol etmek ve baskılamak amacıyla hareket ediyor ve temel değerleri ihlal ediyor.

Elbette totaliter distopya anlatılarındaki olay örgüleri değişiklik gösteriyor. Örneklemek gerekirse Orwell’in 1984’ünde işkence ve gözetim, Margaret Atwood’un Damızlık Kızın Öyküsü’nde cinsiyet eşitsizliği, James Dashner’ın Maze Runner’ında çevresel felaketler işleniyor. Bu toplumlarda gelişim idealleri trajik şekilde zıvanadan çıkıyor ve gözü pek azınlık bir grup buna karşı direniş sergiliyor.

Distopik kurguların siyasi davranışlar üzerindeki etkisini test etmek için rastlantısal şekilde ABD’li yetişkinlerden oluşan üç grup kurduk. İlk grup Açlık Oyunları’nı okudu ve 2012’deki film uyarlamasından sahneler izledi. İkinci grup da aynı şeyi Veronica Roth’un Uyumsuz’uyla yaptı. Bu roman, kendini farklı değerlere adayan hiziplere bölünmüş ABD toplumunu anlatıyor. Üçüncü grupsa, toplumsal ve siyasi konulardaki soruları cevaplamadan önce hiçbir kurgusal anlatıya maruz kalmadı.

Ulaştığımız sonuç çarpıcıydı. Kurgusal olsalar da distopik anlatılar, ahlaki pusulalarını yeniden ayarlayarak bireyleri derinden etkiliyordu. Hiçbir içeriğe maruz kalmamış kontrol grubuyla kıyaslandığında kurguları okuyup izleyen kişilerin şiddet içerikli protesto ya da silahlı direniş gibi radikal eylemlerin meşruluğunu savunma oranı yüzde 8 daha yüksekti. Ayrıca, adaleti sağlamak için bazen şiddetin gerekebileceğini kabul ederken daha rahatlardı.

Distopik kurgunun böyle sarsıcı etkilerinin olmasının sebebi ne? Belki de sadece basit bir ateşleme mekanizmasıydı iş başında olan. Şiddet içerikli aksiyon sahneleri, katılımcıların siyasi şiddeti meşru görmesini sağlayacak heyecanı tetiklemiş olabilir. Örneğin şiddet içerikli oyunların, saldırgan davranışları körüklediği biliniyor. Distopik kurgunun da genelde direnişçilerin iktidara karşı ayaklandığı şiddet içerikli sahneler içerdiğini unutmamak gerek.

Bu hipotezi test etmek için de ABD’li üniversite öğrencilerinden oluşan farklı üç grup kurduk. İlk gruba bir önceki deneydeki gibi yine Açlık Oyunları izletildi ve ikinci grup da hiçbir içeriğe maruz kalmadı. Bu sefer üçüncü gruba Hızlı ve Öfkeli film serisinden şiddet içerikli sahneler gösterdik: Benzer sürede ve Açlık Oyunları’ndakine benzer şiddet sahneleriydi.

Bir kez daha etik yargıları şekillendiren distopik kurgular oldu. Kontrol grubuyla karşılaştırılınca, yine bir önceki orana benzer şekilde radikal siyasi eylemleri meşrulaştırma eğilimine katkı sağlıyordu. Fakat eşit derece şiddet içerikli ve yüksek adrenaline sahip Hızlı ve Öfkeli aksiyon sahnelerinin etkisi aynı etkiye sahip değildi. Bu da sadece şiddet içerikli görsellerin bulgularımızı açıklamadığını gösteriyor.

Yaptığımız üçüncü deney de anlatının kendisinin, yani kurgusal olmasından bağımsız şekilde adaletsiz bir hükümetle çarpışan cesur yurttaşların hikâyesinin ana etmen olup olmadığını keşfetmeye yönelikti. Bu sefer katılımcılarımız, yozlaşmış bir hükümete yönelik gerçek bir protesto hakkındaki haberleri okudu ve izledi. Medya kuruluşlarından videolar, adaletsizliği protesto eden yurttaş direnişçilere şiddet uygulayarak biber gazı ve tazyikli su sıkan hükümet güçlerini gösteriyordu.

Gerçek olmalarına rağmen bu görüntüler katılımcılar üzerinde kayda değer bir etki göstermedi. Üçüncü gruptakiler, herhangi bir içeriğe maruz kalmayan kontrol grubundakilerden çok da farklı bir tepki vermedi. Ancak Açlık Oyunları’na maruz kalan birinci grup, radikal ve siyasi eylemleri meşru görmeye önemli derecede daha yatkındı. Fark yaklaşık yüzde 7-8 civarındaydı. O halde genel olarak şunu söyleyebiliriz ki insanlar, gerçeğe dayalı haberlerdense hayali bir siyasi düzenden bahseden anlatılardan “siyasi hayat dersleri” çıkarmaya daha yatkın.

Bu distopik kurguların demokrasiye ve siyasi istikrara tehlike oluşturduğu anlamına mı geliyor? Distopik anlatılar, radikal siyasi eylemlerin gözle görülür hale gelmiş adaletsizliğin meşru olduğunu göstermeye yarıyor. Bununla birlikte insanların kurgusal ya da değil medyada gördüğü haberler her zaman akıllarında kalmıyor.

Distopik kurgu, siyaseti ve iktidarı çevreleyen etik kaygılara odaklanacak güçlü bir mercek sunuyor. Bu tür anlatılar, yurttaşları iklim aciliyetinden sağlık koşullarına ve otoriter rejimlerin yeniden canlanmasına kadar her yana yayılan adaletsizliğe karşı alarmda tutmaya yardımcı olabilir.

(Aeon)

Kısaltarak Çeviren: Ata T.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Türkiye'de Japonya Çalışmaları 4Oggito
Öne Çıkanlar

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

B. G. Kellem

30 Ağustos 2025

Deep Blue’dan Önce: Otomaton Satranç O..

Macar mühendis Johann Nepomuk Maelzel’in otomaton satranç oyuncusu, IBM’in satranç programı Deep Blue’yu mekanik olarak geride bırakalı yıllar oldu – şah mat.1820’li ve 1830’lu yıllarda Macar mühendis Johann Nepomuk Maelzel, “Türk” adını verdiği otomaton ..

Devamı..

Çevirinin Konukseverliği Üzerine Bir O..

Adalet Çavdar

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024